Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    





Gecenin Sonunda

Perde

Oyun Kişileri

Oyun Metni Eklenmiştir

Oyun Hakkında


GECENİN
SONUNDA












Kişiler:


VEDAT

NUR

SEMİH







Sinyal.

Fade



AYAK SESLERİ
TABAK, ÇATAL KAŞIK GÜRÜLTÜLERİ...




NUR _ (UZAKTAN,SESLENİR) Vedat! Şarap kadehlerini masaya koysaydın.. VEDAT_ Her şey hazır bir tanem! Son bir kontrol için salona gelmeye
ne dersin!
NUR _ (YAKLAŞAN AYAK SESLERİNİ TAKİBEN) Vedat!.(TEDİRGİN) Bakıyorum, eğlenebiliyorsun!
VEDAT _ Ne yapmamı bekliyorsun peki! (SAKİN) Benim gibi davranmanı istiyorum Nur! Sakin ol. Evet! Sıradan bir akşam yemeği
olup olacağı. Tek farkı.. (İÇ ÇEKER) Bir konuğumuz gelecek... Hepsi hepsi, bu işte!.
NUR _ (TEDİRGİN) Bilmiyorum. Belki de sen haklısın. Sakin olmalıyım, evet.. Ama yine de..
VEDAT _ (KONUYU DEĞİŞTİRME ÇABASINDADIR) Bahse girerim, masadaki kır çiçeklerini fark etmedin!
NUR _ (HEYECANLI) Ooo! Harika görünüyorlar! Ne zaman topladın bunları?
VEDAT _ Kaşla göz arasında. Sen mutfakta çalışıyordun.
NUR _ Bir ara da balkondaki begonyalarla ilgilensek keşke. Ne zamandır
onları ihmal ediyoruz.
VEDAT _ Oyunbozanlık yok Nur hanım. Bahçe çiçekleri benden sorulur, evdekiler
ise senden! Anlaşmamız böyleydi, unttun mu?
NUR _ Unutmuşum, haklısın. Bir ara ilgilenmeliyim. Tanrım! Yoksa ben çiçek sevmiyor muyum?
VEDAT _ (GÜLEREK) Bu konuda artık bir karar vermelisin tatlım.
NUR _ Ne kadar oldu Vedat?
VEDAT _ Anlamadım? (İÇ ÇEKER) Begonyalarla en son ne zaman
ilgilendiğini mi öğrenmek istiyorsun?
NUR _ Ne sorduğumu biliyorsun..
VEDAT _ (SIKINTILI) Evet. Semih’i soruyorsun, biliyorum. Konuşmadan duramayacaksın anlaşılan.
NUR _ Ne bileyim! Başka şeylerle ilgilenip kendimi rahatlatmaya
çalışıyorum ama olmuyor.
VEDAT _ Bilmediğimiz şeyler değil bunlar ! Evet... Yaklaşık olarak yedi yıl! Sanırım onunla görüşmeyeli bu kadar oldu.
NUR _ Kendisini evine kapatan biriyle nasıl görüşecektik Vedat?
VEDAT _ Söyledim ya! Bütün bunları biliyoruz Nur! (KARARLI) Ne olursa olsun!.. En yakın dostları biziz!
NUR _ (BURUK) En yakın dostları!
VEDAT _ Böyle bir yaşamı seçmesi bile çok önemli, anlamıyor musun! Evet, sonunda kapıyı aralıyor ve hayata yeniden merhaba demeye hazırlanıyor.
NUR _ Görüşmek için önce bizi seçmesi iyi bir başlangıç değil!
VEDAT _ Çok abartmıyor musun tatlım! Zor bir durum olduğunu kabul
et! Ayrıca, bir yerden başlamalı, öyle değil mi!..
NUR _ Yine de senin kadar sakin olamıyorum. Nasıl davranacağımı da bilmiyorum bu yüzden!
VEDAT _ Belki de soruna onun açısından yaklaşmak işini kolaylaştırır Nur! Dostumuz sıkıntıda ve bize ihtiyacı var.. Öyle ya da böyle!
(ÜSTÜNE BASARAK) Bize ihtiyacı var!
NUR _ (ALAYCI) Öyle ya da böyle!
VEDAT _ Yeter artık. Güçlü olmalısın bir tanem! Güçlü olmalı, dahası güçlü görünmelisin.
NUR _ Bilmiyorum!
VEDAT _ Bu ziyaret ürkütüyor seni.
NUR _ Tedirginim , evet. Semih’in şu yeni yaşamını çoktan kabullenmiştim.



Şimdi ise.. (TEDİRGİN) Hiç gereği yokken taşları yerinden oynatıyor. Beni ürküten de bu olmalı!
VEDAT _ Onu anlamaya çalışmalıyız..
NUR _ Hepsi bu kadarla sınırlı olsaydı elbette anlayışla karşılamaya çalışırdım. İçimde kötü bir his var Vedat!. Kadınca bulabilirsin... Yine de huzurumu kaçırıyor işte!
VEDAT _ Ne olursa olsun! Yanında olmalıyız Nur!.. Yanında olmalıyız.
(SIKINTILI) İstasyondan telefon etmesinin üstünden yaklaşık yarım
saat geçti. Taksi bulabildiyse gelmek üzeredir.
NUR _ Masanın haline bak!
VEDAT _ Nesi varmış masamızın?
NUR _ Şu güzelim kır çiçeklerinden başka hiçbir şey! Semih’in hangi yemeği sevdiğini bile asla hatırlamıyorum.
VEDAT _ Masamıza söz söyleme bir tanem! Her şey yolunda! Yolunda ve kontrol
altında. Anlıyor musun beni?
NUR _ Evet! (İÇ ÇEKER) Sanırım kendimi toparlamalıyım... Yolunda gitmeyen hiçbir şey olmayacak... Evet! (CANLI) Gece seni şaşırtacağım, göreceksin!
VEDAT _ İşte bu kadar!.. Gerektiği gibi davranacağız, senin kabul edemediğin bu!
Onu dinleyeceğiz. Onun için üzüleceğiz ve yanında olduğumuzu hissettireceğiz. Roller belli! Oyun başlayabilir. (ABARTILI) Işıklar hazır! Dekor da!
NUR _ Evet.. Bir oyun bu. Yine de katılmak... çok kolay değil sanki.
VEDAT _ Semih, neredeyse çocukluk arkadaşım sayılır Nur! Birlikte büyüdük biz. Önce yakın arkadaşımdı, sonra... (DURAKLAR) en yakın aile dostlarımız oldular.
NUR _ Zavallı kadın!
VEDAT _ (GÜÇLÜ) Sırası değil bir tanem!.
NUR _ Haklısın! Güçlü olmaya söz vermiştim. Yine de bütün bu
yaşananlar.. ürkütüyor beni!
VEDAT _ Başa döndük... Konuşmak istiyorsun!
NUR _ Hayır! Burada noktalıyorum.
VEDAT _ Ölüm hayatın akışını bütünüyle değiştiriyor Nur!.. Onu anlamaya çalışmalıyız. Yedi yıldır tek başına ve sorunlu! Anlamıyor musun?
Dışarıdaki dünyaya tamamen sırtını döndü o. Kimseyle görüştüğünü sanmıyorum.
NUR _ Kendi seçimiydi!
VEDAT _ (MANİDAR) Acı çektiğini kabul etmelisin.
NUR _ (SESİNİ YÜKSELTİR) Hepimizin acıları var Vedat! Benim kabul edemediğim şey, hapishanesinden çıktığı gün bizim kapımızı tıklatması! Beni öfkelendiren bu.
VEDAT _ Tartışmak istemiyorum.
NUR _ Tartışmıyorduk!
VEDAT _ Öyleyse anlayışlı davranmıyorsun. Lütfen onu anlamaya çalış Nur! Günün birinde çok sevdiğin karını kaybediyorsun ve..
NUR _ Öyküyü biliyorum!
VEDAT _ Nur! (ÇARESİZ) Böyle yapmak zorunda mısın? Lütfen..
Lütf yardımcı ol!
NUR _ Kime yardımcı olmam gerektiğini söyler misin?..
VEDAT _ Belki.. Belki hepimize!.. (GÜÇLÜ) Saçmalıyoruz! Bir an önce toparlanmalıyız. Semih gelmek üzere ve biz... (TEDİRGİN;
DEVAM ETMEZ)
NUR _ Fırına bakmalıyım. (UZAKLAŞAN AYAK SESLERİ)
VEDAT _ İşte doğru bir davranış. (SESLENİR) Sahi, fırında ne var ki?
NUR _ (UZAKTAN) Gecenin sürprizi. Becerebilirsem bir tatlı yapıyorum. Semih’in tatlı sevdiği nasıl olduysa aklımda kalmış. Yakmadan
çıkarsam iyi olacak.




Müzik Duyulur.
Fade.




ÇATAL KAŞIK SESLERİ,
ARKADA HAFİF BİR MÜZİK...



SEMİH _ Doğrusu, kadın eliyle hazırlanmış yemeklerin tadına bakmayalı çok
uzun zaman geçmişti. Her şey harikaydı! Ellerine sağlık Nur!
NUR _ Beğendiğine sevindim Semih!
SEMİH _ Beğenmemek ne haddime! Böyle bir masanın benim için ne büyük bir
lüks olduğunu asla tahmin edemezsiniz.
VEDAT _ (NEŞELİ OLMAYA ÇALIŞARAK) Formundan bir şey kaybetmemişsin
dostum. Kadınların gönlünü alma konusunda hala ustasın!
SEMİH _ İçimden geldiği gibi konuşmuştum.
NUR _ (UYARICI) Vedat!
VEDAT _ Tamam tamam.. Özür dilerim. Densizlik yaptım az önce. Şaraba devam
etmeye ne dersiniz?
SEMİH _ Şarap harikaydı gerçekten. Biraz daha içebilirim.
NUR _ Yeni şişe mutfak masasında! (TEDİRGİN) En iyisi.. gidip getireyim.
(SANDALYE ÇEKİLMESİ, UZAKLAŞAN AYAK SESLERİ)
VEDAT _ Evet! İşte yine birlikteyiz sevgili arkadaşım. Uzun zaman oldu
değil mi?
SEMİH _ Uzun zaman.. Evet!
VEDAT _ Biliyor musun, hiç değişmemişsin!
SEMİH _ (GÜLMEYE ÇALIŞIR) Unuttun sanırım! Hoş sözler kadınlar içindi.


VEDAT _ Samimiyim..
SEMİH _ Ne duymak istiyorsun bilmiyorum ama... elbette çok değiştim. Görüntü
aldatıcıdır.
VEDAT _ Ya ben?
SEMİH _ Anlamadım!
VEDAT _ Sen beni nasıl buldun peki? Yaşlanmış mıyım söyle bakalım!
SEMİH _ Hem de nasıl! Benim de sahtekarlık yapacağımı sanıyorsan
aldanıyorsun.
VEDAT _ (GÜLEREK) İşte tanıdığım Semih! Eski arkadaşım!
SEMİH _ (SIKINTILI) Arkadaşlık! Bilmiyorum Vedat.... Şu son yıllarda
düşünmek için çok zamanım oldu. Arkadaşlık, yakın çevre, sıkı dostluk, yakınlık, samimiyet ve sahtekarlık! Kimi zaman bütün bu kavramlar birbirine karışıyor.
VEDAT _ Hep konuştuk... Sık sık kulağını çınlattık , inan. Seçtiğin şu yaşama
biçimi, aslında kendine yaptığın büyük bir haksızlıktı Dünyaya küsmen ise
anlaşılabilir gibi değildi dostum.
SEMİH _ (SÖZÜNÜ KESEREK) Konuşmak için çok zamanımız olacak.
VEDAT _ Haklısın! Hala eskisi gibi sabırsızım, öyle değil mi!
SEMİH _ (GÜLMEYE ÇALIŞIR) Sabırsızsın, evet! Herşeye yetişmeye
çalışıyorsun. Hep öyle değil miydin? Zaman kısa ve dünyanın bizlere sunduğu daha pek çok güzellik var. (ALAYCI) Öyleyse hücum!
Evet.. Yemin ederim hep böyle düşündün. Sen tipik bir tüketici, dahası
yok edicisin dostum!
VEDAT _ Sen ise orta boy bir filozof! Yine de tesbitlerine hayır diyemem.
Dünya güzelliklerle dolu ve... söylediğin gibi zaman çok kısa!
NUR _ (YAKLAŞAN AYAK SESLERİNİN ARDINDAN) Vedat? Epey
uğraştım ama şişenin mantarını bir türlü çıkaramadım.
VEDAT _ Oldu mu şimdi? Biz ne güne duruyoruz burada! Uzat şu
inatçı şişeyi bakalım. (MANTAR SESİ) İşte bu kadar! Şimdi de servis yapalım.
SEMİH _ Bana verme Vedat!
VEDAT _ Sahi mi? Ama daha az önce..
SEMİH _İçebileceğimi söylemiştim ama düşüncemi değiştirdim.
VEDAT _ Açık söyle, benimle ilgili olarak düşündün ve şuna karar verdin! Dikkat etmeliyim, masamda tehlikeli biri var!
SEMİH _ Tehlikeli mi? Seninle ilgili yargım belki de çok farklıdır!
VEDAT _ Ne fark eder? Uzat kadehini dostum. Bu gece yaşayabileceğin
en büyük tehlike fazla şaraptan ileri gelen baş dönmesiyle sınırlı...
NUR _ Israr etme Vedat!
VEDAT _ Israr? Pekala! Israr etmiyorum öyleyse. Herkes bildiği gibi yapsın.
Eh, ben bir parça daha içeceğim sanırım.
NUR _ Ben de tatlıyı getireyim öyleyse.
VEDAT _ Gecenin sürprizi şanslı dostum. Az sonra masaya gelecek olan tatlı
bizzat senin için yapıldı!
NUR _ (SANDALYE ÇEKİLMESİ) Bu kadar açış yeter.Şunu getirsem
iyi olacak..
SEMİH _ (KARARLI) Masadan kalkma Nur!
NUR _ (TEDİRGİN) Nasıl?
SEMİH _ Bakın... Sizi tedirgin ettiğimin farkındayım. Ancak konuşmak istiyorum.
Geldiğimden beri tedirginsiniz, görebiliyorum bunu. (ÇEKİNGEN) Ben tedirgin değil miyim sanıyorsunuz? Ne var ki,
bu eve gelmeyi ben istedim; gelmeyi ve sizlerle konuşmayı
ben istedim. Öyleyse, lafı daha fazla dolaştırmanın gereği yok.
Evet.. Bir yerden başlamalıyız!..
NUR _ (TELAŞLI) Bilmiyorum Semih! Yani aradan çok zaman geçti ve...
VEDAT _ (RAHAT OLMAYA ÇALIŞIR) Semih’i anlayışla karşılamalıyız
bir tanem. Biliyorsun, biz onun en yakın dostlarıyız. Sıkıntılarını bizimle paylaşmak istemesinden daha doğal ne olabilir ki!
SEMİH _ Paylaşmaması!
VEDAT _ Ne demek şimdi bu?
SEMİH _ Belki de Nur’un söylemek istediği ancak söyleyemediği sözcük bu!
Paylaşmamak!
NUR _ Çok zaman geçti Semih! Gerçekten de bıraktığımız yerden devam etmesi
o kadar kolay değil. Sanki en son dün görüşmüşüz gibi davranmaya çalışarak birbirimize haksızlık ediyoruz.
SEMİH _ Çünkü doğal olamıyoruz, öyle değil mi?
NUR _ Çünkü... Çünkü yaşananlar doğal değil!
VEDAT _ İkiniz de abartıyorsunuz bence. Hayatta olan biten her şey yine hayata
aittir. Karın öldü ve bu gerçeği bir türlü kabullenemedin sevgili
dostum. Senin sorununun kaynağı bu.
NUR _ Vedat!
VEDAT _ Yeter Nur! Çocuk değilim ben. İkide bir azarlama beni. İçimden geldiği
gibi konuşmak istiyorum. Rüştünü ispat etmiş biriyim ben!
SEMİH _ Evet! Belki de birimizin bir yerden başlaması gerekiyor!
VEDAT _ Güzel! Devam edebilir miyim?
NUR _ Lütfen... Dikkatli ol!
VEDAT _ Seni duyan biri araba kullandığımı sanacak.
NUR _ Yine de...
VEDAT _ Yine de kaza yapabilirim değil mi! Berbat bir sürücüyüm ben! Hayli
vukuatım var.
NUR _ Her zamankinden fazla içtin.
VEDAT _ Daha bir şey söylemedim . Hem sevgili konuğumuz bile beni onaylamışken bırak konuşayım!
SEMİH _ Ben hala bekliyorum!
NUR _ Bilmiyorum.. Bilmiyorum..
VEDAT _ Siz kadınlar! Neden bu kadar tedirgin, neden bu kadar korkaksınız
acaba?
SEMİH _ Belki de karına haksızlık ediyorsun..
VEDAT _ Sen ise kendine haksızlık ediyorsun azizim!
SEMİH _ Açıklar mısın?
VEDAT _ Ölenle ölünmez ahbap! Evet, böyle söyleyeceğim ve bu ucuz söylemin
bedelini bana mutlaka ödeteceksiniz.
NUR _ Bu sohbete katılmak istemiyorum.
SEMİH _ Lütfen masadan kalkma Nur!
NUR _ Ama Vedat’ın söylediklerini duyuyorsun!
SEMİH _ Beni kırmıyor. Söylediğim gibi, birinin bir yerden başlaması gerek. Doğrusunu söylemek gerekirse Vedat iyi bir açılış yaptı!
VEDAT _ Teşekkürler dostum!
SEMİH _ Ve beni yüreklendirdin. İsterseniz biraz da ben devam edeyim,
ne dersiniz?
VEDAT _ Seni dinlemeye hazırız, öyle değil mi bir tanem? Gördüğün gibi
huzur kaçıracak bir durum yok ortada. Yalnızca konuşuyoruz,
hepsi bu!
SEMİH _ Evet söylediğim gibi, beni yüreklendirdin Vedat. Az öncesine
kadar içimde, beni hiçbir zaman affetmeyeceğinize dair bir
duygu taşıyordum.
VEDAT _ Bak bunda haksız sayılmazsın. Doğrusu.. şu seçimin en azından bana
akıllıca gelmiyordu. Sen tut, kendini evine kapat ve yedi yıl
kimseciklerle görüşme. Olacak iş değil!
SEMİH _ Karım öldükten sonra insan içine çıkmayı reddettim, evet.
NUR _ Kendisine göre haklı nedenleri olabilir Vedat. Bence bu konuda onu
zorlamamalıyız!
SEMİH _ Kimsenin beni zorlamadığını biliyorsun Nur! İstediğim için
buradayım ve..
VEDAT _ Ve hala anlatmıyorsun!
SEMİH _ Haklısın. (DURAKLAR) Sanırım ihtiyacım olacak. Biraz şarap
verir misin?
VEDAT _ Ha şöyle. Ver bakalım kadehini.
( BARDAĞA ŞARAP DÖKÜLMESİ)
SEMİH _ Belki de gereğinden fazla uzattım. Handan’ın.. (KISA BİR TEREDDÜT) Handan’ın ölümü beni hayli etkiledi dostlarım! Düşündüğünüzden
daha fazla!
NUR _ (ÇEKİNGEN) Kolay olmamalı! Birbirinizi çok seviyordunuz ve...
SEMİH _ Hayatlarımıza ait solgun fotoğraflar! Birbirini seven bir çift!
Kameraya gülerek poz vermişler...Birbirlerine deliler gibi bağlı
oldukları nasıl da belli... Ardından bir başka fotoğraf... Karısının
ani ölümüne dayanamayıp yabanileşen, insan içine çıkmayan
bir koca. Benzersiz bir beraberliğin yok oluşuna adanmış
kırık bir hayat...
VEDAT _ Bütün bunları yalanlayacak değilsin ya!
SEMİH _ Aksini söylersem şaşırır mısın?
VEDAT _ Bilmiyorum tabii. En azından... Kolay ikna edemezsin beni. Tabii
kendi adıma konuşuyorum.
SEMİH _ Ya sen Nur? Bir şey söylemeyecek misin?



NUR _ Karına çok düşkündün Semih! Hepimiz biliyoruz bunu. Onu
kaybetmek gerçek bir yıkım oldu senin için ve... kendini eve kapattın.
Bu da bir seçim. (TEDİRGİN) Sanırım bunu saygıyla karşılayabilirim!
SEMİH _ Harika! Eğlenceli bir gece olacak desenize!
NUR _ Ne demek istiyorsun? Söylediklerin beni ürkütüyor Semih!
SEMİH _ (KONUYU DEĞİŞTİRMEK İSTER GİBİ) Çok güzel bir eviniz var.
VEDAT _ Tabii ya! Daha önce gelip görmedin. Sanırım bu eve taşınalı dört
yıl kadar oldu...
SEMİH _ Kentin epey dışında ve kocaman bir yeşil alanın ortasında.
VEDAT _ Böyle evlerde yaşamayı hepimiz hak ediyoruz aslında. Sabahın ilk ışıklarına kadar çalışıyorum Semih! Hala da çalışıyorum. Seninki gibi bir
lüksüm yok benim. Kapımı hayata kapatamam ben.
SEMİH _ İster miydin?
VEDAT _ Bunun istemekle de ilgisi yok bence. (CİDDİ) Ayrıca çok önemsediğim bir şeyi kaybetmeden hiçbir şey söyleyemem!
NUR _ Aptalca konuşuyorsun Vedat!
VEDAT _ Tatlım?.. (ANLAMIŞ) Yoo! Söylediklerimde asla bir kasıt yoktu.
Seni düşünerek söylemedim bunları. Ben yalnızca.. Tanrım! Ne kadar beyinsizim! Nur!(CANI SIKKIN) Özür dilerim. Gerçekten çok
özür dilerim.
NUR _ Çok içtin! Evet, haddinden fazla içtin!
SEMİH _ Yapmayın! Tartışırsanız söyleyeceklerimi asla tamamlayamam, öyle
değil mi?.
NUR _ Semih! Şu söyleyeceklerin.. İlle söylemek zorunda mısın?
SEMİH _ İnan, sen olsan farklı davranmazdın!
VEDAT _ Sözcükler! İnsanı yakan alev sözcükler.. Gecenin karanlığında
sinsice gezinen yılan sözcükler...
SEMİH _ Handan.. sandığınız gibi değil! Şunu söylemek istiyorum...
Onunki normal bir ölüm değildi. (GÜLEREK) Normal ölüm! Ne kadar saçma bir laf!
NUR _ Neler geveliyorsun Semih!.. Bu gece, bu sayıklamalarınız.. Gerçekten de
dayanılacak gibi değil!
SEMİH _ Gerçeğe tahammülün yok, öyle mi! Oysa konuşmaya yeni yeni
başlamıştık..
VEDAT _ İşe bak! Dostumuzun söylediklerini duydun mu Nur? Yedi yol sonra
kümesinden çıkıyor ve neler neler anlatıyor!
SEMİH _ Her şeyi anlatabilirim. Dostluğunuzun göstergesi ise anlattıklarımı paylaşabilmenizle, dahası beni kabullenmeniz.
NUR _ (SOĞUK) Handan’ın ölümünün normal olmadığını söylüyorsun.. (TEDİRGİN) Ne demeye geliyor bu?
SEMİH _ Elbette söyleyeceğim. Ben söyleyeceğim, siz de bir yakınınıza ne
kadar dost ve tahammüllü olduğunuzu sınayacaksınız!
VEDAT _ Görüyor musun Nur! Dostumuz sohbetin tadını çıkarıyor. Tıpkı eskisi gibi!


NUR _ Ben eğlenmiyorum. Hiç eğlenmiyorum.
SEMİH _ Yaşadıklarımın benim için de eğlenceli olduğu söylenemezdi Nur! Tersine, berbattı!
VEDAT _ Bu şişe de tükeniyor. Heyhat! Henüz ufukta gerçekten hiçbir
belirti yok...
NUR _ Çok hızlı gidiyorsun Vedat!
SEMİH _ Bu gece olsun insanları özgür bırak Nur! Herkes dilediği gibi yapsın..
NUR _ Neden?
SEMİH _ Bilmem! Dilimin ucuna geldi birden.. Vedat’ın söylediği gibi,
yılan sözcükler gecede sinsice geziniyor...
NUR _ Ürperdim birden.
SEMİH _ (AYAK SESLERİ) Balkon kapısını kapatayım en iyisi. Rüzgar çıktı.
(UZAKTAN) Bahçeniz ne kadar büyük. Sanırım bu evde hiç
canınız sıkılmıyordur. Şu bahçenin bakımı bile tüm bir gününü alır
insanın.
VEDAT _ (EĞLENCELİ) Şunu görüyor musun? Başından geçen
küçük, eğlenceli bir olayı anlatıyormuş da, en hoş yerinde birden
yarım bırakmış gibi davranıyor. Sen de fark ettin mi Nur? Gerçek bir sır küpü bu adam!
NUR _ (SIKINTILI) Aklın kalmasın! İstemesek de tamamlayacak öyküsünü.
SEMİH _ Karın beni iyi tanıyor Vedat!
VEDAT _ İnsan sarrafıdır o. Beni bile iyi tanır!
NUR _ Tanrım! Hiç bu kadar bunalmamıştım...
SEMİH _ Anlaşıldı. Fazla uzatacak değilim. Evet, Öykünün sonuna geldim aslında.
İnanın, söyleyeceğim şu son cümle beni gerçekten çok rahatlatacak. Büyük bir ağırlıktan kurtulacağım.
NUR _ (CÜRETKAR) Ne duruyorsun öyleyse! Söyle ve bitir şu oyunu!
SEMİH _ Bitirmek mi? İşte o konuda söz veremem. Bir bakmışsın, herşey
yeniden başlamış.Bir çocuk oyunu gibi. Anlıyor musunuz? Biri bitiyor
ve sektirmeden bir yenisi başlıyor...
NUR _ Lütfen! Daha fazla uzatma artık.
SEMİH _ Dinleyin öyleyse!.. (DERİN BİR SOLUK) Handan’ı... (BEKLER) ben öldürdüm!.. (RAHAT) Ne tuhaf! Düşündüğümün tam aksine, söylemesi hiç de zor olmadı.
NUR _ (ŞAŞKIN) Neler öylüyorsun sen?
SEMİH _ Duydun işte.. Kulaklarınız yanlış işitmedi. Handan’ı ben öldürdüm, evet.
Tekrar tekrar söyleyebilirim bunu. İsterseniz bağırarak söyleyeyim.
Bunu da yapabilirim. Pencereyi açıp sokağa haykırabilirim. İtiraf!
Evet, insanı fazlasıyla rahatlatıyor...
VEDAT _ Çılgın! (GÜLMEYE ÇALIŞIR) Demek sen... Yo! Eğleniyorsun
bizimle!
SEMİH _ Ne düşündüğünüz umurumda değil. Hem az önce söyledim ya, sınav sırası
sizde artık. Ben üstüme düşeni yerine getirdim ve gerçeği fısıldadım.
Ne fısıldaması! Bağıra bağıra söyledim. Evet, Sıra sizde!




Ne söyleyeceksiniz bakalım? Haydi ama! Tepkinizi merak ediyorum.
NUR _ Ben... (TOPARLAYAMAZ) Korkunç bir şey bu! İnanılmaz!..
VEDAT _ Sakal uzatmayı denedin mi sevgili dostum! Belki de mavi
sakalların vardır!
SEMİH _ Yine de beklediğim tepkiyi vermediniz. Nasıl denir... daha soğukkanlı bir
karşılama oldu bu. Belki de bir şok... Bunu anlamam mümkün. Yedi yıldır yaşıyorum çünkü! Daha başka, daha yeni sözcükler yok mu peki?
NUR _ Ben.. ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
SEMİH _ Madem ne söyleyeceğini bilmiyorsun hiç değilse tatlıyı getir Nur!
Çünkü tam sırası!
NUR _ Anlamıyorum! Az önce anlattıkların... Şimdi de nasıl böyle rahat davranabiliyorsun!
VEDAT _ Dehşet! Şarap gerçekten bitti, gördünüz mü? Dolapta bir şişe daha olacaktı.
Hemen alıp geliyorum. Sohbetin en güzel yerinde şu yaşlanmış
üzüm suyunun bize yaptığı ihanet kabul edilemez, öyle değil mi?
( UZAKLAŞAN AYAK SESLERİ)
SEMİH _ Şuraya bak! Sizin davranışlarınızın benimkinden daha mı normal sanki?
NUR _ Tatlıyı getirsem... gerçekten iyi olacak!.
SEMİH _ Evet! Benim de beklediğim böyle bir şey işte. Hayatı kabulleniş biçimimizi
kendimize yapılmış bir ihanet olarak görmek çok can sıkıcı.
NUR _ Çılgının biri olduğunu düşünüyorum.
SEMİH _ Kabul et, bunu önceden de düşünüyordun Nur. Karıma delice aşıktım çünkü. Bunun bir adı da çılgınlık değil mi zaten?
NUR _ Bilmiyorum.
SEMİH _ Bilmiyor olamazsın! Sizinkinin daha farklı olduğunu da
sanmıyorum Nur!..
NUR _ Ne demek istiyorsun?
SEMİH _ Kocanı çılgınlar gibi seviyorsun!
NUR _ Bu doğru! Yine de onu öldürmezdim! (ŞAŞKIN)
Aman Tanrım! Neler söylüyorum.
SEMİH _ Gecede ürkütücü düşünceler geziniyor.. Sinsi sözcükler ortaya
dökülüyor ve... sizi bilmem ama ben çok rahatlıyorum! İçimin zehiri akıyor.. Daha önce de oldu bu, biliyor musun? Şu sözünü ettiğim
zehir ağır ağır aktı ve onu öldürdü.
NUR _ Onu zehirledin!
SEMİH _ Yavaş yavaş yaptım bunu Nur! İnan, canını çok yaktığımı sanmıyorum. Ölüme alıştı adeta. Bir yerden sonra kendiliğinden kabullendi bunu.
Şunu da bilmelisin ki, evet ondan daha fazla acı çeken biri varsa o da bendim. Çılgınlar gibi sevdiğin birinin hayatına son vermeye karar


vermenin insanı nasıl kahrettiğini bilemezsin. Nasıl kahrettiğini, nasıl küçülttüğünü... asla asla bilemezsin!
VEDAT _ (YAKLAŞAN AYAK SESLERİNİ TAKİBEN, ÖNCE UZAKTAN)
İşte karşınızda gecenin son şişesi. Umarım kazasız belasız açarım ağzını.
Ancak bu şişe kendini kolay kola teslim etmeyecek gibi. Ağzına
mantar tıkanmasından bu yana tam sekiz yıl geçmiş. İşe bak!
Senden bir yıl fazla mahzende beklemiş bu...
SEMİH _ Ver! Bu kez ben deneyeyim!
VEDAT _ Sen mi? (ALAYCI) Vermesine veririm ama şişenin canını çıkarırsın
diye korkuyorum!
SEMİH _ Kötü şakaydı Vedat! Anlattıklarımı bu kadar hafife almana üzüldüm, biliyor musun?
VEDAT _ (BİRDEN ÖFKELİ) Ne yani? Üzülüp kırılmakla durumunu
değiştireceğini mi sanıyorsun! Anlatıp rahatladın demek!
İçindeki o habisi dışarı saldın ve bir kuş gibi hafifledin, öyle mi! Nasıl
bir insansın sen! Nasıl?
SEMİH _ Evet. Belki bu tepki daha iyi... Daha doğal!
VEDAT _ Görüyor musun Nur? Dostumuz hala eğleniyor.. Usanmaksızın
Eğleniyor...
SEMİH _ Oysa az önce şarabı almaya giderken ne kadar sakindin.
VEDAT _ (ÖFKELİ) Sakin filan değildim. Söyleyeceklerini daha fazla
duymak istemedim, hepsi bu! (YÜKSEK) Saçmalıklarına daha uzun
süre tanık olmak istemedim. Anlıyor musun?
SEMİH _ Tanık olmak istemedin demek. Yine de ortak olmak değil bu. Ben yalnızca...
VEDAT _ Sen yalnızca rahatladın, evet! Söylemek istediğin de bu işte.
SEMİH _ Nur? Tatlı getirmeyi hala düşünüyor musun? (NUR YANITLAMAZ) Anlaşıldı. En iyisi servisi ben yapayım.
(AYAK SESLERİ UZAKLAŞIRKEN, UZAKTAN) Mutfağın
yerini biliyorum.
NUR - (KISIK SESLE, TEDİRGİN) Anlattı işte. Evet, sıradan bir öykü anlatır
gibi anlattı.
VEDAT_ İçindeki irini bize akıttı ve rahatladı.Evet, bütün kartlar açıldı artık.
Oyunun yönetimini de ele geçirdiğini düşünüyor olmalı...(ÖFKELİ)
Allah kahretsin!
NUR _ Demek son söylediklerini duydun!
VEDAT_ Kelimesi kelimesine! Nasıl bir oyun bu? Nasıl bir oyun?
NUR _ Kötü bir şeyler hissediyorum derken yanılmamışım. Sen ise öfkeni alkole
boğuyorsun!
VEDAT _ Ne öneriyorsun?
NUR _ Hiçbir şey! Tek isteğim... hayatımıza bu sabah kaldığımız yerden devam etmek.
VEDAT _ Bunun kolay olmayacağını biliyorsun!




SEMİH _ (AYAK SESLERİNİN ARDINDAN YAKLAŞARAK,ABARTILI)
Tatlın harika görünüyor Nur! Geride bıraktığımız yıllar senin işine yaramış. Usta bir aşçı olmuşsun. Yine de bir dilim olsun kesip
almaya kıyamadım. Servisi sen yapmalısın bence...
NUR _ Becerikli bir ev kadını mı olduğumu söylemeye çalışıyorsun yani?
(YAPAY BİR ALAYCILIKLA)Daha kötü aşağılayamazdın!
SEMİH _ Şaka yapamaz mıyım?
NUR _ Az önce konuştuklarımızdan sonra...
SEMİH _ Laf! Onlar sizin için yeni olabilir. Yedi yılı boşuna mı karanlığa gömdüm
ben! Yasımı tuttum, acımı çektim ve belki de yepyeni bir hayat için araladım kapımı.
VEDAT _ Ne var ki, talihsiz bir ilk adım. Bizim kapımızı çalmayacaktın!
Hiç çalmayacaktın!
SEMİH _ Hala anlamış değilim! Dostum değil misiniz yani?
NUR _ İstersen hemen çıkıp gidebilirsin Semih! Biz bütün bu anlattıklarını unutmaya hazırız. Öyle değil mi Vedat?(TELAŞLI)
Bir şeyler söylesene lütfen!
SEMİH _ Tatlının bile tadına bakmadan, öyle mi? Hayır! Hem anlatacaklarım
bitmedi ki!
NUR _ (PANİKLE) İnanılır gibi değil.
SEMİH _ İnanılır olmayan bir şey varsa o da sizsiniz. (BEKLER) Neden diye sormadınız bile.
VEDAT _ Neden mi? Bu ne demeye geliyor peki?
SEMİH _ Şaşkınlıktan düşüp ölebilirim. Kadını neden öldürmüş olabileceğimi
hiç merak etmiyor musunuz yani?
NUR _ (TEMKİNLİ) Evet! Bunun bir gerekçesi mutlaka olmalı.
VEDAT _ Bu şişedeki şarabın havası kaçmış sanırım. Hiç tadı yok!
SEMİH _ İnanmıyorum. Sanki söyleyeceklerimi dinlemek istemiyorsunuz.
VEDAT _ Bundan öte ne söyleyebilirsin?
SEMİH _ (BİR AN BEKLER) İhanetten söz edebilirim Sevgili dostum!
Dünyanın şu en eski lanetinden!
NUR _ Bütün bunları paylaşmayı mı düşünüyorsun Semih?
SEMİH _ Sonuna kadar desem korkar mısın?
NUR _ Sonuna kadar! Hiçbir şeyin sonu yok oysa.
SEMİH _ Ben de öyle düşünürdüm. Ne var ki, şu senin deyiminle çılgıncasına
yaşanan bir tutku, ya da adı her ne ise artık, gözünü kör ediyor insanın. Hiçbir şeyi görmüyor, dahası hiçbir şeye inanmıyorsun!
VEDAT _ İhanet! Şarabın ihanetinden daha kötü bir şey olamaz. Allah
kahretsin! Başka yok !
SEMİH _ Anlatacaklarımın gücünü azaltmayı deniyorsunuz. Korkunuz yaptırıyor bunu, biliyorum. Sarsıcı gerçekler! Bütün bir gün neler
yapıyorsunuz bu güzelim evde anlatsanıza bana! Evcilik mi
oynuyorsunuz yoksa? (TAKLİT ETMEYE ÇALIŞIR) Tatlım...





Akşam için güzel bir salata yapsak diye düşünüyordum, sahi
senin aklından neler geçiyor peki? Ah! Ben de, Yunan adalarına bir hafta
tatile gitsek diye düşünüyordum. (ÖFKEYLE BAĞIRIR)
Saçmalık bütün bunlar!
NUR _ Evet! Gelip dayandığın şu anlamsız noktada her şeye lanet edebilirsin sanırım. Herşeyi gözden çıkarabilirsin. Çünkü... ihanetten söz ediyorsun. Korkunç bir şey...
SEMİH _ Hak ediyor muyuz sanıyorsun? Masanın çevresindeki üç, bilemedin beş oyuncunun içindeyiz bizler. Elimizdeki kağıtları
saklamaya çalışıyoruz , ama ne saçmalık! Herkes bir diğerinin elindeki kağıdı biliyor. Hem de ezbere biliyor!
VEDAT _ Ne demezsin! Peki öyleyse şu abartarak anlattığın ihanet bile bir saçmalık
değil mi? Oyunun bu en soluk kesici anında kimse kimseye ihanet edemez
sevgili arkadaşım.
SEMİH _ Sanırım dışarıdan bakınca öyle görünüyo olmalı. Daha doğru bir
ifadeyle böyle sıcak, sevimli yuvacıkların içinden!
NUR _ Keşke gelmeseydin Semih! Hiç uğramasaydın!
SEMİH _ Eski bir dost geçmişten kopar gelir ve durgun suları dalgalandırır. Hadi canım! Benim adıma bu kadar tedirgin olduğunuza inanamıyorum!
NUR _ Bu ne demek peki? Sanki.. Sanki bir tehdit gizli söylediklerinde.
SEMİH _ Şimdi de sizi rahatlatmam gerekiyor demek. Hayatı karman çorman
olan benim Nur! Bir kadına deli gibi bağlanan, ardından asla akla gelmeyecek olan bir ihanet yaşayan benim! Sırtını hayata dönen de benim! Neden tedirgin oldunuz, bilmiyorum. (MANİDAR) Yoksa bilmem gerekiyor mu?( İÇ ÇEKER) Aslında.. Belki daha hiçbir şey konuşmadık bile!
VEDAT _ Harika bir gece doğrusu. Bu kadar sürpriz benim için bile çok fazla.
SEMİH _ Şu herşeye kapımı kapatarak geçirdiğim yedi yıl! Korkunçtu, biliyor musunuz?
NUR _ Sana ulaşmaya çalıştık. Biliyorsun!
SEMİH _ Kontrol etmek için!
NUR _ Kontrol mu? Bilmece gibi konuşuyorsun Semih!
SEMİH _ Ancak senin de sıkı bir tenis oyuncusundan hiç farkın yok Nur! Sözcükleri
ustalıkla karşılıyorsun..
VEDAT _ Bu sohbetin nereye varacağını bilmek istiyorum..
NUR _ Ben ise.. hiç merak etmiyorum!
SEMİH _ Kabul et, gecenin başladığı ana göre daha cesursun!
NUR _ Benimle uğraşma lütfen!
SEMİH _ Birileri birileriyle uğraşmalı ama, öyle değil mi? Koca bir cinayeti itiraf ettim size. Milim kıpırdamadınız yerinizden!
VEDAT _ Cinayet dedin. Gerçekten de itiraf ediyorsun!




SEMİH _ (ALAYCI) Yoksa bana fark ettirmeden teybi mi çalıştırdın sevgili
dostum?
VEDAT _ Baştaki düşüncemde ısrar ediyorum. Hiç değişmemişsin!
Karşındakini hala öfkelendirebiliyorsun!
SEMİH _ Ancak, dostlarımsınız! Bu saatten sonra değiştiremezsiniz bunu.
Beni olduğum gibi kabul etmelisiniz. Tüm aptallıklarımla.. Tüm mutsuzluklarımla ve tüm suçlarımla!
NUR _ Şimdi de içerisi fazla sıcak oldu...
SEMİH _ Haklısın! İtiraf seansı da sona erdiğine göre... balkon kapısını
yeniden aralayabilirim.
(AYAK SESLERİ)
NUR _ Vedat! Sen.. İyi misin?
VEDAT _ Tek kelimeyle berbat durumdayım Nur! En çok ihtiyaç duyduğun anda şarabın bitiyor, inanabiliyor musun?
NUR _ Neler söylüyorsun! Ayık kalmalısın. Bu gece ayık kalmalısın!
VEDAT _ Tam tersini düşünüyorum tatlım. Bütün bu saçmalıkları alkole boğmak en
akıllıcası olmaz mı sana göre de! Sabah uyanacağım ve.. bütün bunların kötü bir düş olduğunu fark edeceğim.
SEMİH _ ( UZAKTAN) Dışarıda harika bir hava var! Biraz temiz havaya ne dersiniz? İzninizle balkon kapısını ardına kadar açıyorum. (KAPI AÇILMASI)
VEDAT _ Temiz havadan fazlasına ihtiyacım var şu an!
(AYAK SESLERİ)
NUR _ (PANİKLE) Nereye gidiyorsun?
VEDAT _ Köşedeki markete! Günün ilk ışıklarına kadar açık olduğunu söyleyip dururdu. Sanırım sınamanın tam zamanı!
NUR _ İçki alacaksın... İnanılır gibi değil!
VEDAT _ Tatlım.. Kızma bana.. Lütfen bir tanem! Açık havada yürümek istiyorum.. Kafamı toplamak istiyorum... Lütfen!
NUR _ (İÇİNİ ÇEKEREK) Gecikme Vedat! Beni onunla...
VEDAT _ . .yalnız bıracağımı sanma sakın! Şu mavi sakalla! (ŞAŞKIN, GÜLÜMSER) Şaka yaptığını biliyorsun değil mi! Bütün o anlattıkları.. Birer saçmalık... Seni seviyorum bir tanem!
NUR _ Ben de seni seviyorum Vedat.
VEDAT Hemen döneceğim.
(KAPI AÇILIP KAPANMASI)
SEMİH _ (UZAKTAN) Ne oldu?.. Vedat bir yere mi gitti yoksa?
NUR _ Yalnızca içki almaya gitti!
SEMİH _ (ALAYCI) İki memurla döneceğini düşünmüyorum elbette.
(YAKLAŞAN AYAK SESLERİNİ TAKİBEN) Her akşam
içiyor mu yoksa? Sanırım arttırmış.
NUR _ Hayır! Yalnızca bütün bunlar onun için çok fazlaydı Semih!
Seni sever, dahası önemserdi.




SEMİH _ Yapma! Benden ölmüş biriymişim gibi söz ediyorsun
NUR _ Bilmiyorum. Aslında şaşkınım. Bütün bu anlattıkların... Evet, bizim sıradan dünyalarımız için çok fazla gerçekten.
SEMİH _ Ya sen Nur?
NUR _ Ben... Ne?
SEMİH _ Sen de beni önemsiyor musun?
NUR _Bir saat öncesine kadar, evet! Ama şimdi.. Anlattıklarının bir şaka olduğunu söyleyeceğin anı bekliyorum sanki.
SEMİH _ Anlattıklarımın gerçek olduğunu biliyorsun!
NUR _ Nasıl emin olabilirim?
SEMİH _ Çünkü beni... iyi tanıyorsun!
NUR _ Bir zamanlar, evet!
SEMİH _ Bir zamanlar! Benim için çok gerilerde kaldı.
NUR _ Nasıl düşkündünüz birbirinize!
SEMİH _ En az sizin kadar! (ÖFKELİ) İnsan kendini asla tanımıyor Nur! Kendini
yeterince tanımayan biri karşısındakini de kolaylıkla yanıltabilir. Giderek
aldatabilir! (SESSİZLİK) Biliyor musun, buna benzer bir ev benim de
düşlerimi süslüyordu. Dahası, belki çimenlerde koşuşturan, ağaçlara tırmanan
iki tane de yaramaz! (GÜLER) Tanık olduğumuz o sıradan hayatlar! Ne kadar mükemmel bir denge yakaladıklarının asla farkında değiller!
NUR _ Yeniden başlayabilirdin. Oysa kendini gizledin!
SEMİH _ Belki de o kadar güçlü değilim. Yeniden başlamak hiç kolay değil. Başlamaktan söz ediyoruz ama...ben daha bitirmedim bile!
NUR _ (İRKİLEREK) Bitirmedin mi?
SEMİH _ Öykümü tamamlamadım Nur! Ne yazık ki devamı var. Evet, ne yazık ki
devamı var!
NUR _ Ne yapmak istiyorsun?
SEMİH _ Yalnızca yüzleşmek. Kendi gerçeğimizle yüzleşmek. Hayata yeniden
başlamaktan söz ediyorsun. Bunu becermem için tümüyle soyunmam gerek,
anlamıyor musun?..
NUR _ Yapma Semih! Bunun için... bu evi kullanamazsın!
SEMİH _ Ne kadar korunaklısın Nur! Ne kadar güçlüsün...
NUR _ Az önce güçsüz olduğumu söylüyordun.
SEMİH _ Belki böyle görünmek de senin seçimindir, kimbilir. Güçlü bir yapın
olduğunu iyi biliyorum. Bu ev... kurduğunuz bu denge... bütün bunlar senin
için çok önemli!
NUR _ Farkındasın ve... yine de buradasın!
SEMİH _Söyledim ya... Yüzleşmem gerekiyor.
NUR _ Daha ne anlatabilirsin! Zavallı kadını...
SEMİH _ (SÖZÜNÜ KESEREK) Aldattı beni! Hiç anlamıyorsun.
NUR _ Belki bir yere kadar Semih. Bir yere kadar anlayabilirim ama... daha fazlasına
izin veremem!





SEMİH _Herkes kendi hayatını yaşıyor. Herkes kendi seçimini yapıyor sonuçta.
NUR _Ya öykünün devamı?
SEMİH _ İhanetle ilgili Nur! İhanetin karşı yüzüyle!
NUR _ (SESİ TİTRER) Aman Tanrım! Yoksa karının...
SEMİH _ Evet. Bunu da anlatacağım. Anlatacak ve arındıracağım kendimi! Bana
öfkelenme lütfen!
NUR _ (TEDİRGİN) Vedat... Nerede kaldı?
SEMİH _ Ona düşkünsün!
NUR _ Bunu biliyorsun.
SEMİH _ Kıskanılacak bir durum bu.
NUR _ Semih?
SEMİH _ Evet?
NUR _ Git lütfen.. Ne olur çık ve git!
SEMİH _ Beni kovuyorsun! Hiç dostça bir davranış değil bu.
NUR _ Tanrım!
SEMİH _ Daha tatlının bile tadına bakmadık ki.
NUR _ (KENDİ KENDİNE KONUŞUR GİBİ) Handan’ı severdim!
SEMİH _ Bir şey mi söyledin?
NUR _ Yo, hayır. Kendi kendime mırıldanıyordum.
SEMİH _ Ancak söylediğini duydum Nur! Handan’ı sevdiğini söyledin.
NUR _ (KABULLENMİŞ) Bu doğru.
SEMİH _Onu her tanıyan gibi! Şeytan tüyü vardı sanki.. Alımlıydı! Kendine
has bir çekiciliği vardı. (GİDEREK SESİNİ YÜKSELTİR) Baştan
çıkarıcıydı. İnsanın aklını başından alabilirdi. Hele ki bir erkeğin. Kolaylıkla aklını başından alabilirdi.
NUR _ Yeter Semih.. Yeter!
SEMİH _ Ben bir canavar değilim Nur! Anlıyor musun? Yedi yıl ezikliğini duydum
bu anlattıklarımın. Nedenini tam olarak hala bilmiyorum. Ezik,
aldatılmış bir koca olduğum için mi, çok sevdiğim, taparcasına
bağlı olduğum bir kadını yitirdiğim için mi...yoksa yalnızca kendi kendime
büyüttüğüm suçluluk duygusundan ötürü mü.. Bilmiyorum. Belki de
artık hepsi birbirine karıştı. Tek bildiğim şu Nur! Ben bunların hiçbirini hak etmedim!..
NUR _ Bize işkence yapmaya da hakkın yok!
SEMİH _ İşkence demek! Ya benim yaşadıklarım? Belki de bundan sonra söyleyeceklerimi duymak istemezsin.
NUR _ Evet! Daha fazlasına hazırlıklı değilim Semih!
SEMİH _Ne var ki öğrenmen gerekiyor. Çünkü...öykünün devamı seni de ilgilendiriyor.
NUR _ Tanrım...Tanrım!
SEMİH _ Şu an Vedat’ın dışarıda olması belki de daha iyi. Çünkü ben...(TEDİRGİN)
NUR _ Vedat gecikti.




SEMİH _Öyle mi düşünüyorsun? Bence o hiç gecikmez. Olması gereken
saatte ve olması gereken yerde bulunmayı her zaman becermiştir Bilmiyorsun..
NUR _(UYSAL) Ne söylemeye çalışıyorsun?
SEMİH _Bunları duymak hoşuna gitmeyecek Nur! Ancak söylemeliyim.
İhanetin diğer yüzünde...kocan var!
NUR _Ne... Neler saçmalıyorsun Semih?
SEMİH _Duydun işte. Şu anda ikimizin de koşulları eşitlendi. İki kandırılmış,
iki zavallı insandan hiç farkımız yok.
NUR _Aman Tanrım. Sen delirmişsin!
SEMİH _Deliren birileri var tabii, ama emin ol onlar bizler değiliz. Üzgünüm Nur.
Çok üzgünüm ama, ne yazık ki en yakınımızdakileri yanlış tanımışız. İhanet...çok alçaltıcı!
NUR _ Vedat!
SEMİH _Mektupları yeni elime geçti. O akıl almaz, o riya dolu sözcüklerle
dolu şaşırtıcı mektuplar. İşte. Bir tomar gerçek.Yanımda getirdim.
Bakmak istersen.. Herhangi birine göz atacak kadar güçlüsündür umarım!
NUR _Yo... Lütfen... Kaldır onları ortadan. Lütfen Semih!
SEMİH _Garip! Beklediğim tepkiyi vermedin aslında. Şaşırdın. Kabullenemediğin
o denli belli ki Nur! Bütün bunları...Bütün bunları anlatmak zorunda
kaldığım için çok üzgünüm. Ne var ki, sizle paylaşmalıydım.
İşin aslını bildiğimi sizlere söylemeliydim. Özellikle de Vedat’a.
İşlediğim şu anlamsız cinayette payı olduğunu bilmesi gerekiyor. Bütün
bu yükü yek başıma taşıyabileceğimi düşünmüyorsun ya Nur!
NUR _ Sana inanmıyorum! Sen...bir çılgınsın.
SEMİH _ Bir çılgın..Bir deli, öyle değil mi? Yedi yıl kendisini evine kilitleyen
biri başka nasıl tanımlanabilir? Ancak herşey ortada işte. Sen kocanı,
ben ise arkadaşımı yanlış tanımışız.
NUR _ Semih! Lütfen git.. Git bu evden!
SEMİH _ Bütün söyleyeceğin bu mu? İnanılır gibi değil. Az önce anlattıklarımı işitmedin sanırım. Yo, bir yere gidemem Nur. Bu hesabı kapatmadan
hiçbir yere gidemem.
NUR _ Tanrım! Bütün bunlar gerçekten çok fazla. İyi ama ne yapmak istiyorsun? Vedat’tan ne istiyorsun?
SEMİH _ Olamaz! Şaşkınlıktan ne halt edeceğimi bilmiyorum şu an! Sana
akıl almaz gerçekleri fısıldıyorum Nur! Müthiş şeyler anlatıyorum... Kocanla ilgili büyük iddialarda bulunuyorum. Sarsılmanı,
acı çekmeni göze alarak yapıyorum bunu. Oysa senin bütün bu
söylenenlerin karşısında göstereceğin tek tepki bu mu? Vedat’a ne yapmak istiyorsun diye soruyorsun bana!? İnanılır gibi değil. Ya bizim hayatlarımız? Ya sen? Sen de en az benim kadar aldatıldın Nur! (BEKLER) Sahi...Hiç sarsılmadın bile.



NUR _ Söyledim ya..Bütün bunlar birer...birer saçmalık.
SEMİH _ Ne diyebilirim? Şu mektuplar... Göz atmakbile istemiyorsun . Belki de gerçekle yüzleşmekte korkuyorsun.
NUR _ Vedat...ne kadar da gecikti!
SEMİH _ (KABULLENMİŞ) Anlıyorum. Belki de haklısın. Boşuna gelmişim
bu gece.Hiç yol alamadım. Biliyor musun, anlatacaklarımla en çok
seni üzeceğimi düşünmüştüm ama.. yanılmışım Nur! Yanılmışım.
Çok yanılmışım!
NUR _ Semih... Vedat gelmek üzeredir. Ben...(EMİN) Senden bir şey istiyorum.
SEMİH _ Tanrı bilir , susmamı istiyorsun Nur!
NUR _ Evet. Bunu yapabilirsin. Yapmalısın da. Hiç değilse bu gece!
SEMİH _ Ne yapmak istediğini, kimi koruduğunu hiç anlamış değilim Nur.
Yalnızca çok ama çok şaşırdığımı bilmelisin. O adamı koruyorsun... İçine en ufak bir şüphe düşürmeden yapabiliyorsun bunu.
NUR _ Ama sen...Kararlısın Semih! Hesaplaşacaksın, öyle değil mi?
SEMİH _ Neden buraya geldim sanıyorsun ki?
NUR _ Üşüyorum. Şimdi de çok üşüyorum.
SEMİH _ Balkon kapısını kapatsam iyi olacak.
(AYAK SESLERİ, KAPI KAPANMASI, UZAKTAN) Birden serinlik çıktı.
Ne kadar değişken bir havası var buranın.
(AYAK SESLERİ YAKLAŞIR) Aslında sen..sen çok iyi bir insansın Nur. Dostluğun benim için her zaman önemli olmuştur. Yine de bu akşam...
NUR _ (KAPI AÇILIP KAPANMASININ ARDINDAN, PANİKLE)) Vedat geldi Vedat geldi Semih.
SEMİH _Duydum Nur.
NUR _ (MERAKLI) Ne yapacaksın şimdi?
SEMİH _ Bu senin için bu kadar önemli mi? Yani bütün bu yaşananlardan,
ölümlerden sonra bile..
NUR _ Ne yapacaksın?
SEMİH _ (KARARSIZ) Doğrusu...bilmiyorum ama...

(KAPI AÇILMASI)

VEDAT _ (YAKLAŞAN AYAK SESLERİNİ TAKİBEN)
Adam doğru söylüyormuş.. Market açıktı bir tanem. (YAKLAŞIR) Sen...Sevgili dostum Semih! Hala buradasın demek. Bir an için gitmiş olacağını ummuştum!
SEMİH _ (MIRILDANIR) Bu gece burada dostça ağırlanmadığım bir gerçek!
Ne yapalım! Bu tür davranışlara da alışacağım bundan böyle.
VEDAT _ İşte bu da şarabımız. Marketteki en iyi mal.
NUR _ (TEDİRGİN) Kimsenin içeceğini sanmam Vedat! İstersen hiç açma
o şişeyi...
VEDAT _ Sahi mi? Mavi Sakal? Sen de aynı fikirde misin?



SEMİH _ Bu şakayı daha fazla yinelemesen nasıl olur?
VEDAT _ Gördün mü Nur? Dostumuz alındı.
SEMİH _ Alınmak mı! Hayır, yalnızca bu şakayı sana yakıştıramıyorum!.
Hiç yakıştıramıyorum Vedat!
VEDAT _ Boş ver! Zaman beni de değiştirdi dostum. Kötü şakalar yapıyor,
kötü şaraplar içiyorum. Yaptığım en iyi şey, hala dünyanın en iyi ve en
güzel kadınıyla birlikte olmayı sürdürmek. Bunun bir beceri
olduğunu kabul etmelisin.
SEMİH _ İşte bunun için bir yudum içilir!
VEDAT _ Güzel konuştum değil mi? Sen ne dersin bebeğim? Belki aramıza katılırsın. Yeniden...
NUR _ Hayır. Aslında senin içmeni de istemiyorum.
VEDAT _ İşte minik bir uyarı daha. Karşındaki dünyanın en güzel, en iyi
kadını da olsa engelleyemezsin bunu. Bir büyük adamın söylediği gibi, kadın her yerde kadındır . (MANİDAR) Biliyor musun arkadaşım! Biraz daha düşünecek olursam , belki de bütün bu yaptıklarından ötürü seni mazur bile görebilirim!
SEMİH _ Sonunda anlaşılmak güzel!
NUR _ (ÖFKELİ) Giderek çirkinleşiyorsunuz.
VEDAT _ Kimse mükemmel değildir bir tanem! Şu masadaki kır çiçeklerinin dışında.
SEMİH _ Çiçekler gerçekten çok güzel!.
VEDAT _ Gündüz toplamıştım. Nasıl da keyifle yapmıştım bu işi. Evimi güzelleştiriyordum, düşünsene. Sevdiğim kadınla paylaştığım evimi güzelleştiriyordum! Üstelik akşam çok sevdiğim eski bir arkadaşım evimize konuk geliyordu. Karısını yitirmiş , çaresiz ve yapayalnız
kalmış arkadaşım benim! (ÖFKELİ) Belki de hiç kimse hak etmiyor
bu çiçekleri.
SEMİH _ Böyle düşünmene üzüldüm.
VEDAT _İşte bir kez daha anlaşamadık, gördün mü? Kimse bu çiçekleri hak
etmiyor derken işin içine kendimi de katmıştım, biliyor musun?
SEMİH _ Belki senin de anlatacağın şeyler vardır!
VEDAT _ Olmaz mı? Sıradan bir günahkarım ben. Gençliğimde, ama bir dilencinin paralarını çalmıştım bir seferinde. Nasıl da sessiz çalışmıştım bunu yaparken. Adam yine de beni fark etmişti. Gerçek bir kör olmadığını anlayacak yaşta değildim o zaman. Kimseye güvenmeyeceksin ahbap! Babana bile.
SEMİH _ Hepsi bu kadar olamaz.
VEDAT _ Düşünürsem daha pek çok günah bulabilirim sevgili dostum.
(GÜLEREK, YÜKSEK VE COŞKULU)Yoksa kitaplığından bir iki ingilizce kitap aşırdığımı fark etmemiş miydin?
SEMİH _ Ooo! İşte gecenin büyük itirafı!
VEDAT _Dürüst bir yurttaş gibi davranıp onları istediğimi çok iyi hatırlıyorum
tabii. Ancak beyimiz minik ciltleri en yakın arkadaşından esirgemişti.
Malına nasıl da düşkündün!


SEMİH _O zamanlar öyleydim, haklısın. (İÇ ÇEKER) Zaman insanı değiştiriyor Vedat. Gün geliyor ve hiçbir şeyin önemi kalmıyor.
VEDAT _Hiçbir şey?
SEMİH _Sen de şarabı esirgiyorsun!
VEDAT _Ne ahmağim! Şişeyi getirdim ve sonrasını unuttum. Oysa şunu bulmak için bütün sokağı gezinmiştim.
NUR _ Ona gitmesini söyledim Vedat!
VEDAT _İnanılır gibi değil. Daha sohbete yeni yeni başladık tatlım.
SEMİH _Duydun işte. Karın kovdu beni. Buna ne dersin?
VEDAT _ Çok geç.. derim!
NUR _ Sizinle baş edemem! Balkonda sigara içeceğim!
(AYAK SESLERİ)
VEDAT _ Sen de duydun mu? Balkonda sigara içecekmiş.! Bu gece bütün o eski
ve kötü alışkanlıklar depreşti. Nur! (SESLENİR) Nur dedim!
SEMİH _ Balkona çıktı, seni duymayabilir!
VEDAT _ Hiç değilse şu şişeyi açmama yardım edebilirdi.
SEMİH _ Benden yardım isteyebilirsin!
VEDAT _ Senden yardım mı? Birisinden kurtulmaya karar verirsem neden olmasın?
SEMİH _ Beni kırıyorsun Vedat!
VEDAT _ Seni mi? Hadi canım! Taş kalpli katilin biri değil misin? Az önce anlattın!
Yalanlasana! Aptallar gibi hala bizimle eğlenmekte olduğunu düşünüyorum. Ama yaptın bunu. Yaptın değil mi? Kadınını öldürdün!
SEMİH _ Kadınımı! Hiç böyle düşünmemiştim!
VEDAT _ Kocaman bir salaksın sen. Her salak gibi tehlikeli!
SEMİH _ Ne kadar zayıfsın.
VEDAT _ Neler saçmalıyorsun yine?
SEMİH _ Zayıf., korkak ve acınası biri!
VEDAT _ İşe bak. Konuğumuz şimdi de hakaret ediyor. Nur seni kovmakta
haklıymış ahbap. Ama ben yine de dostluğumuzun hatırına
söylediklerini sineye çekeceğim.
SEMİH _ Henüz bir şey söylemedim Vedat. Hiçbir şey söylemedim daha...
VEDAT _ Yedi yıllık suskunluğun acısını bu gece çıkarmaya kararlısın demek.
Konuş dostum. Özgür bu ev burası. İçinden geldiği gibi konuş ve
rahatla!
SEMİH _(YAVAŞ) Evet...Sanırım bunu yapacağım.
VEDAT _Bir şey söyledin!
SEMİH _ Kendi kendime mırıldanıyordum.
VEDAT _ Sıkıldım artık. Şu şişeyi açmama yardım edecek misin?
SEMİH _ Uzat bakalım!. (MANTAR AÇILMA SESİ)
VEDAT _ Bunun da dibini görüp sızmak istiyorum.
SEMİH _ Konuşuruz diye düşünmüştüm.
VEDAT _ Anlaşıldı. Bizimle paylaşacağın başka olayların da var. Bambaşka
vukuatlar mı yoksa?
SEMİH _ Şakalarının kötü olduğunu söylemiştim. (KADEH SESİ) Al bakalım!.



VEDAT _ (TADAR) Hımm! Biraz buruk bir şarap bu. Rengi hoş ama. Nasıl denir..
.Kan renginde!
SEMİH _ Anlaşılan bu gece dizginleyemeyeceğim seni. Beni suçluyorsun!
VEDAT _ Madalya takacağımı bekleme sakın. Şu bir iki saat önce
anlattıkların, örneğin. Gerçekten de akıl dışı şeylerdi Semih. İşin kötüsü, hepsine inandım, biliyor musun? Evet, en kötü yanım da budur.
Kolay inanırım ben. Dünyanın en saf adamıyımdır.
SEMİH _ Dünyanın en saf, en zararsız adamı!
VEDAT _ Sen alay et bakalım. Bir kötülüğümü gördün mü peki? Ne o? Yoksa
şu İngilizce romanlar meselesini ciddiye mi alacaksın?
SEMİH _ (İÇ ÇEKER) Çok değişmişsiniz Vedat. Neredeyse bu gece başka
bir eve geldiğimi düşüneceğim. Dünya ne kadar acımasız.
VEDAT _ Belki de değişen sensin Semih. Yedi yıl bu, dile kolay.
İnsanın beş duyusu, algıları herşeyi herşeyi değişir. Sonunda kokladığının
o eski bildik koku olmadığını fark edersin. Baktıklarınla ilgili olarak
gözlerin seni yanıltmaktadır şimdi.
SEMİH _ Belki de haklısın.
VEDAT _ Yine de bütün bu olanlar... (DURAKLAR)
SEMİH _ Devam et... Lütfen!
VEDAT _Bilmiyorum. Zavallı kadın.
SEMİH _ Handan’ı...iyi tanırdın, değil mi?
VEDAT _ Az önce söyledin işte. Bizler birbirimizi tanıdığımızı sanıyoruz. Belki de
koca bir yanılgı.
SEMİH _Onunla iyi anlaşırdınız. Konuşurdunuz.
VEDAT _Akıllı, dahası zeki bir kadındı Handan.
SEMİH _Ve çok güzeldi..
VEDAT _(TEDİRGİN) Evet. Güzel bir kadındı.
SEMİH _ Başka söyleyeceğin bir şey yok mu Vedat?
VEDAT _ Başka.... Şarabım bitmiş. Ne zaman içtim, hatırlamıyorum bile.
SEMİH _ Allah kahretsin. Ciddi ol biraz. Seninle konuşmaya çalışıyorum.
NUR _(BALKON KAPISININ AÇILIP KAPANMASININ
ARDINDAN, UZAKTAN) Dışarısı berbat soğuk...
VEDAT _İçerisinin pek farklı olduğu söylenemez tatlım. Sevgili dostumuzla sohbeti
bir türlü koyulaştıramadık.
NUR (KARARLI) Merdivenin karşısında konuklarımız için bir oda var Semih!
SEMİH _Burada kalmamı mı istiyorsun?
VEDAT_ Öyle ya! Kovmamıza rağmen gitmediğine göre!
SEMİH _İyi ama ben... (ŞAŞKIN) Anlamıyorum. Bu gece sizi hiç anlamıyorum.
VEDAT _Belki de bu konuda çaba göstermekten vazgeçmelisin.
NUR _(TELAŞLI) Geç oldu Semih. Ayrıca Vedat...
VEDAT _Sızmak üzere olduğumu söyleyeceksin.
NUR _Bir kerecik olsun sözümü dinlesen?..
VEDAT _Anne evin büyük oğlunu yatağına mı gönderiyor yoksa?




NUR _Bir kerecik dedim!
VEDAT _(SARHOŞLUĞU BELİRGİNDİR) Konuğumuz var ve onunla
sohbet ediyorum Nur! Bu gece için evin oğluna bir parça hoşgörü göstersen?
NUR _Görmüyor musun? Semih de hayli yorgun. Yoldan geldi. Belki de dinlenmek istiyordur.
SEMİH _(GÜLEREK) Şimdi de içten bir konukseverlik. Bütün bunlara
alışmalıyım. Anlaşılan yedi yıl inzivaya çekilmekle çok şey yitirmişim.
NUR _(YAKLAŞIR, YAVAŞ) Lütfen Semih! Hiç değilse bu isteğimi kırma. Lütfen...
SEMİH _Ne istediğini bir anlayabilsem?
NUR _Yarın sabah! Konuşmaya yarın sabah devam ederiz. Aslında hepimiz
çok yorgunuz, görüyorsun...
SEMİH _Bunu çok istiyorsan...
NUR _Belki fark edemedin ama Vedat çoktan sarhoş oldu! Her an
zıvanadan çıkabilir.
VEDAT _(COŞKULU) Sevgili karım hakkımda dedikodu yapıyor, bahse girerim.
Beni doğrula dostum.
SEMİH _Yo, düşündüğün gibi değil. (DURGUN) Karın seni önemsiyor Vedat.
Çok önemsiyor.
VEDAT _Bilmez miyim? Biricik kocasıyım ben onun. Ooo! Kırık kalpli,
yalnız dostumuzun karşısında böyle sevgi dolu sahneler yaşamamız
doğru değil belki de. Bir pot kırdıysam özür dilerim ahbap.
SEMİH _Hayır, pot filan kırmış değilsin. (KABULLENMİŞ) Anlaşıldı. Sohbeti yarın
sabah sürdüreceğiz.
NUR _Teşekkür ederim Semih.
SEMİH _Mutlu oldun! Ne garip. Onun incinmesini asla istemiyorsun.
VEDAT _(ESRİK) Baylar ve sevgili bayanlar... Öyleyse ben odaya çekiliyorum. Dostum! Şarap sana emanet! Ona iyi davran.
NUR _Yardım etmemi ister misin?
VEDAT _Bu ne demeye geliyor şimdi? Dimdik ayaktayım ben. Ayakta ve güçlüyüm. Her şeyle, bütün kötülüklerle başa çıkabilirim. Mavi Sakal’la
bile baş edebilirim.
NUR _(İÇ ÇEKER) Vedat! Yeter artık...
VEDAT _ Özür dilerim..Özür dilerim. Bu şakayı yapmayacaktık, öyle değil mi?
NUR _İyi geceler tatlım.
VEDAT _İyi geceler bir tanem. Sabaha görüşürüz Semih bey! Tabii, gecenin
bir yarısında uyanıp bizi doğramaya kalkışmazsan..
NUR _(CANI SIKKIN) Onun adına özür dilerim Semih!
SEMİH _Önemli değil. Şarap etkisini gösterdi sonunda. Hatırladığım kadarıyla
çok çabuk sarhoş olurdu zaten.
VEDAT _ (UZAKLAŞAN AYAK SESLERİNİN ARDINDAN) Sabaha
görüşürüz.Herkese iyi geceler...




SEMİH _(TEDİRGİN) Evet! Bu ev için geç bir saat anlaşılan. Beni konuk etmeye
karar vermen büyük bir incelikti Nur. Teşekkür ederim.
NUR _İhtiyacın vardı.
SEMİH _Nasıl?
NUR _Belki de bir iki hafta burada kalmalısın.
SEMİH _Sahi mi söylüyorsun? Daha bir saat önce...
NUR _Seni kovmaya çalışıyordum, bu doğru.
SEMİH _Daha fazla kafa yoracak değilim. Bütün bu davranışlarınız... yaklaşım tarzınız...beni şaşırtıyor.
NUR _Ortada doğal olmayan bir durum var çünkü.
SEMİH _Bu gece bütün bunları bir kez daha düşüneceğim Nur. En çok da senin şu akılcı tavrını. Buna bir gerekçe bulabileceğimi hiç sanmıyorum.
NUR _Çok yorgunsun.
SEMİH _Bu doğru. Belki ben de uzanmalıyım.
NUR _Sen de dinlenmelisin Semih. Çok yorgun görünüyorsun.
SEMİH _Anlaşıldı. Beni de gönderiyorsun. Sanırım yalnız kalıp düşünmeye
ihtiyacın var. Eh! Sana da iyi geceler öyleyse. Zorlu bir sabah sohbeti
bizi bekliyor. Evet, belki böylesi daha iyi. Bir kez daha düşünmek gerekiyor. İyi geceler.
NUR _ Bir şey unutmadın mı?
SEMİH _Unutmak mı?
NUR _(ÇATAL, TABAK SESİ) Tatlını unuttun.
SEMİH _Tatlı?
NUR _ Ne olursa olsun, onu unuttuğunu söyleme sakın!
SEMİH _ (GÜLEREK) Siz kadınlar! Gerçek bir anlaşılmazsınız. Harika bir tabak
bu. Kremanın üstündeki çilekler nefis görünüyor. Az önce mutfakta gördüğümden çok farklı. Sahi, bunu ne zaman hazırladın peki?.
NUR _ Balkondan mutfağa açılan bir kapı var.
SEMİH _ Teşekkür ederim.
NUR _ Odanda da yiyebilirsin.
SEMİH _ Anlaşıldı. Söz dinleyeceğim Nur. Gece bir ara söylediğim şeyi bir kez
daha yinelemememe izin ver hiç değilse.
NUR _ Seni dinliyorum.
SEMİH _ Çok iyi bir insansın Nur. Çok da güçlüsün.
NUR _ İyi geceler Semih.
SEMİH _ Sana da... Sana da iyi geceler.

(AYAK SESLERİ DUYULUR)


FADE

Müzik


Müzik sonu

KAPI AÇILIP KAPANMASI, YAKLAŞAN AYAK SESLERİ


VEDAT _ (HENÜZ TOPARLANAMAMIŞTIR) Günaydın.
NUR _ (UZAKTAN) Ah! Korkuttun beni...
VEDAT _Balkonda mıydın?
NUR _ Saksıdaki begonyaları daha fazla ihmal edemezdim Vedat. Dün geceden
beri aklımdaydı. Biliyor musun, pek çoğu kurumuş bile.
VEDAT _(SIKINTILI) Of! Kafam kazan gibi. Berbat bir gece geçirdiğimi söylememe gerek var mı?
NUR _Deliksiz uyudun!
VEDAT _Karabasanlar içinde. Keşke kahve suyu koysaydın!
NUR _Koydum bile. (YAKLAŞAN AYAK SESLERİ, KAŞIK SESİ) Al bakalım!
VEDAT _Olamaz. Her zaman bu kadar mükemmel olmak zorunda mısın tatlım?
NUR _Hiç alışamayacaksın.
VEDAT _Benim için bile çok fazlasın, biliyor musun?
NUR _Bu bir iltifat mı şimdi?
VEDAT _Aldırma, ne söylediğimin bile farkında değilim şu an. (DİKKATLİ)
Dostumuz kalkmadı mı henüz?
NUR _(KARARLI) Hayır.
VEDAT _Kurtuluş yok. Nasıl olsa uyanacak. Uyanacak ve canımıza okumaya
devam edecek. Evet, korktuğumuz gibi oldu işte. Sonunda ininden çıktı ve uyuyan yılanı ortalığa bırakıverdi. Başım...Sanki çatlayacak gibi!
NUR _ İlaç ister misin?
VEDAT _Aslında bir ağrı kesiciye hayır demem Nur. Çekmecede olacaktı.
NUR _ Merak etme, onu da hazırladım.
VEDAT _Sahi mi? Yo, bu kadarı fazla.
NUR _Biz birbirimizi seviyoruz Vedat. Biz iyi bir ikiliyiz.
VEDAT _Elbette.
NUR _İlacın..İç hadi. Su bardağı sehpanın üstünde.
VEDAT _Teşekkür ederim.
NUR _Begonyaları söktüm Vedat. Hiçbirinde hayat belirtisi yoktu zaten. Sanırım
o saksılara başka şeyler ekmeliyiz.
VEDAT _Tamam. Nasıl istersen. Baksana....Ne yapacağız Nur?
NUR _ Neyi Vedat?
VEDAT _(AKSİ) Yapma Nur! Bal gibi anladın. Şu Semih... İşin içinden
nasıl çıkacağımızı bilmiyorum. Birazdan uyanacak ve kaldığı yerden
devam edecek. Bizim için hiçbir yeniliği, hiçbir sürprizi olmayan şu
öyküyü kaldığı yerden sürdürecek. Peki biz ne yapacağız?







Oyun oynamayı sürdüreceğiz Anlattıklarını ilk kez duyuyormuş gibi yaparak. Bu oyundan daha ilk saatinde sıkıldım Nur! Ayrıca, işin nerelere varacağını bilmiyorum ve bu beni korkutuyor. Hayatımızı, her şeyimizi mahvetmeye yeminli bu adam! Kararlı ve tam bir çılgın!
NUR _ Belki petunyalar dikeriz.
VEDAT _ Petunya mı? Neden söz ediyorsun?
NUR _ Saksılardan. Söylediğim gibi topraklarını boşlttım ve...
VEDAT _ Yapma Nur! Petunyaların sırası mı şimdi? Adam yukarıda uyuyor.
Birazdan kalkacak ve duymak istemediğimiz ama sonuna kadar bildiğimiz her şeyi suratımıza haykıracak. İşte asıl karabasan bu.
NUR _ (SAKİN) Kalkmayacak Vedat.
VEDAT _ (ANLAMAMIŞTIR) Ne dedin?
NUR _ Semih kalkmayacak. Asla uyanmayacak uykusundan.
VEDAT _ (ŞAŞKIN) Sen... Sen ne yaptın Nur?
NUR _ Bizim için en doğru olanı yaptım Vedat.
VEDAT _ Yoksa sen...
NUR _ Evet. Tıpkı onun Handan’a yaptığı gibi. Ne var ki, ben onun kadar
sabırlı davranamadım.
VEDAT _ Aman Tanrım! Onu öldürdün...
NUR _ Az önce kapısını aralayıp içeriye baktım. Tatlıyı seviyor Vedat.
Bir bu aklımda kalmış biliyor musun? Silip süpürmüş. Onca öfkesine,
onca acısına rağmen! Kadınları asla anlayamadığınızı söyler
durursunuz ama siz arkekler çok mu farklısınız sanki?
VEDAT _ Tanrım! Nasıl yaparsın bunu?
NUR _ Böyle konuşma tatlım. Yanlışlıklar zincirini başlatan ben değilim
biliyorsun. Bütün bu yanlışlıkların en son halkasıyım ben.Belki şu
tuhaf oyuna da son noktayı koymuşumdur, kim bilir!. Böyle bir zehiri kimse daha fazla içinde taşıyamazdı, inan bana.
VEDAT _ Şu an yukarıda ve...İnanmıyorum!
NUR _ Yoksa beni yargılayacak mısın sevgilim? Ne olmasını bekliyordun ki? Birazdan merdivenlerden aşağıya inecek ve kaldığı yerden devam
edecekti. İhanetten, alçaklıktan söz edecek ve ikimizi de çıldırtacaktı.
Ah! Bu oyuna, hiçbir şeyden haberi olmayan kadını oynayarak daha
fazla devam edemezdim Vedat. Sandığın kadar güçlü değilim. Ne garip!
O da beni öyle sanıyordu. Güçlü bir kadın...Hayır değilim... Minicik bir kadınım ben. Evini önemseyen, yuvasını gözeten, kocasıyla sıcacık
bir beraberlik yaşamaktan başka dileği olmayan küçücük, zayıf bir kadın... Hepsi bu.







VEDAT _ Tanrım. Ne olacak şimdi? Ne yapacağız Nur?
NUR _ Ah! Ne kadar geç sorulmuş bir soru...Ne kadar geç! Bütün bunları
yaptın Vedat. Bana yalan söyledin.. Beni aldattın.. Yalanlar üstüne
kurulmuş bir hayatın herhangi bir dönemcinde değil miyiz sanki?
Ne yapacağız diye sorman ne kadar zavallı..Ne kadar çocukça.
Bu güne kadar ne yaptıysak bundan sonra da onu yapacağız Sevgilim. Susacak ve unutacağız. Bütün bu olanlar sanki hiç yaşanmamış
gibi davranacağız. Öylece kabulleneceğiz. Hep yaptığımız gibi!
VEDAT _ Nur! İnanamıyorum. Yine de bunu yaptığına inanmıyorum!
NUR _ Onun yaptığına inandın ama. Üstelik çok çabuk kabullendin, yalan mı? Zavallı kadını zehirledi... Yıllardır bildiğimiz bir gerçek bu
Sessizce hayatımıza dahil ettiğimiz bir utanç. Sesimizi çıkarmadan
içimize gömdüğümüz kapkara bir çizgi! Bir katildi o ve biz
bunu biliyorduk...
VEDAT _ Ya sen? Ya senin yaptığın...
NUR _ Onu susturdum Sevgilim. Daha fazla konuşmasını engelledim.
Yitireceği başka bir şey kalmamıştı zaten. Bizim ilişkimizi de bozmasına
izin veremezdim, anlamıyor musun!
VEDAT _Ah başım...Başım korkunç ağrıyor...
NUR _Biz iyi bir çiftiz tatlım. İyi bir karı kocayız. Bu uyumu kimsenin
bozmasına göz yumamam... Anlamıyor musun?
VEDAT _Anlamıyorum. Hiç anlamıyorum...
NUR _Her şeye göz yumdum Vedat. Bütün yanlışları kabullendim. Onun
bir geceyarısı gelip herşeyi darmadağın etmesine izin veremezdim.
VEDAT _ Bir şeyler yapmalıyım..Bir şeyler yapmalıyım...
NUR _ Ne kadar geç! Üstelik ne kadar gereksiz. (RENKLİ) Ama ille de
istiyorsan bir şeyler yapabilirsin Sevgilim.
VEDAT _ (ŞAŞKIN) Ne söylüyorsun Nur? Ne yapabilirim?
NUR _ Birlikte petunya bakmaya ne dersin?. Sokağın başındaki evin balkonunda
mor petunyalar görmüştüm. Öyle güzel duruyorlardı ki...
VEDAT _ Nur! Sen kendinde değilsin... Kendinde değilsin!
NUR _ Böyle söyleme lütfn. Ben her şeyi ikimiz için yaptım tatlım. Kimse
Bu yuvanın üstüne en ufak bir gölge düşürmemeli. Hiç kimse!
Anlıyor musun?
VEDAT _ Ah başım...Başım!
NUR _ Çok içtin sevgilim. Şarabı çok kaçırdın dün gece. Biliyor musun,
bu konuda çok daha dikkatli olmalısın. Belki de hiç içmemelisin...
Haydi üstündekileri değiştir Vedat. Önce seraya uğrayalım... Sonra da
şu yukarıdaki konukla ilgili bir şeyler düşünürüz. Keşke bütün
bunlar olmasaydı... Aslında Semih’le Handan iyi bir çiftti, biliyor musun?
Handan eğlenceli bir kadındı. Hayattan yana ve coşkuluydu...




Yeni heyecanların peşini hiçbir zaman bırakmadı. Senin aklını bile
bu yüzden çelmiş olmalı... (NEŞELİ) Sakın unutturma, yolda onunla
ilgili komik bir öykü anlatacağım sana. Ben balkon kapısını kapatayım. Sonra da üstümü değiştireceğim.(AYAK SESLERİ, UZAKTAN) İyi ama sen de üstünü değiştirmelisin Vedat! Böyle dışarı çıkabileceğini düşünmüyorsun ya! Kocaman bir çocuksun Vedat. İnanması güç ama , evet kocaman bir çocuksun. Ama ben seni seviyorum. Bunu biliyorsun değil mi? Bütün hatalarına, yanlışlarına rağmen... ben seni çok ama çok seviyorum!
(AYAK SESLERİ UZAKLAŞIR)
VEDAT _ (ÖNCE YÜKSEK, SONRA GÜÇSÜZ) Biliyorum tatlım.
Ben de seni çok seviyorum. Çok seviyorum. (İÇ ÇEKER) Tanrım! Korkunç
bir şey bu... Bütün bu olanlar...(AYAK SESLERİ, TELEFON SESİ) Alo?
Bölge emniyet müdürlüğü mü? Ben... Ben bir ihbarda bulunmak istiyorum.
Karım... Karım dün gece birini öldürdü ve.. (BEKLER, KENDİNİ
TOPARLAYIP SÜRDÜRÜR) Yanlış duymadınız, evet karım diyorum.
Maktul bir arkadaşımız ve... Onu zehirlemiş... İnanmadınız biliyorum ama..
Ne zaman gelebilirsiniz? En kısa zamanda demek!...Evet.. Adresi bildiriyorum.
Not alın lütfen....



Fade

MÜZİK DUYULUR


OYUNUN SONU


SİNYAL




.








3222




Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.