Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    





Pazarlık

iki Perde

Oyun Kişileri



Celal
Arif
Bertan

Oyun Hakkında
Dostluk, geçmişle hesaplaşma ve aklı zorlayan bir buluşma! Gerilimin odağında ilerleyen farklı bir öykü.


Oyundan/


ARİF _ Lütfen beni rahat bırak! Perdeleri çekip uyumak, yalnızca uyumak istiyorum! Beni rahat bırak! Lütfen!
BERTAN _ Pazarlığı bitirmeden mi?
ARİF _ O lanet olası radyoyu al ve git!
BERTAN _ Şimdi de beni kovuyorsun! Yirmi dört saat geçmeden bu noktaya mı gelecektik!
ARİF_ (AĞLAMAKLI) Ah! Duymuyorsun beni...
BERTAN _ Seni her zaman duydum Arif! Her zaman!
ARİF_ Ne yapmak istediğini anlamıyorum. Hiç anlamıyorum!
BERTAN_ Söyledim ya! Amacım şu küçük alışverişi bitirmek.
ARİF_ (BİTKİN) Yeter artık!
BERTAN _ Sahi! Radyoyu bir kez daha incelemek iyi olacak
bu arada. Hala yerinde demiştin, değil mi?İzninle, pazarlık sırasında onun da yanımızda olmasını istiyorum. (KORİDORA AÇILAN KAPIDA KAYBOLUR)
ARİF _ (ARKASINDAN BAĞIRARAK) Lanet olsun! Ne istiyorsan yap! Lanet olsun! (YERİNDEN DOĞRULMAYA ÇALIŞIR) Başım... Başım!
BERTAN _ (ELİNDE RADYO, YENİDEN KAPIDA BELİRİR) İşte! Pazarlığa konu olan radyomuz da yanımızda. En baştan başlayabiliriz!
ARİF_ (BOĞUK) Öldürüyorsun beni... Belki de öldürüyorsun!
BERTAN _ Hiç inandırıcı değilsin, biliyor musun?
ARİF_ Ne demek istiyorsun?
BERTAN_ Aslında senin bir sahtekar olduğunu düşünüyorum dostum. Nedense oldum bittim böyle bir izlenim bıraktın bende. Bir sahtekar, evet! (BEKLER) Böyle söylediğim için bana kızdın mı yoksa?
ARİF_ (ŞAŞKIN) Ben... Sahtekarım, öyle mi?
BERTAN _ Geçmişi önemsemiyorum derken düpedüz yalan söylüyorsun. Tersini iddia ettiğinde ise yalnızca kendini kandırıyorsun.
ARİF_ İçindeki zehiri tüket ve git artık! Ne yapmaya çalıştığını hiç anlamıyorum!
BERTAN_ (RADYOYU MASANIN ÜSTÜNE BIRAKIR) Biyeregitmem. Yani, şu radyoyu satın almadan bir yere gitmem! İyi pazarlık ettiğimi söylemiş miydim?
ARİF _ Ah!... Başım... Başım korkunç ağrıyor!
BERTAN _ Şu haline bak. Ne kadar berbat görünüyorsun! Dün gece bir kahramandın oysa. Hiçbir şey gözünde değilmiş gibi davranıyordun. Dünya umurunda değildi! Oysa şu küçücük hayatını önemsiyorsun. Şu masanı, kağıtlarını, onlara doldurduğun korkularını... hepsini fazlasıyla önemsiyorsun!
ARİF_ (YÜKSEK) Şu Allahın cezası radyoyu al ve git artık. Yalnız bırak beni!
BERTAN _ Bedava almam. Dürüst bir tüccarım ben.
ARİF_ (KABULLENMİŞ) Evet... Duymak istediğin buysa duy öyleyse. Korkağın biriyim ben.. Küçücük bir korkak!Korkularını gizlemeye çalışan bir sahtekar! Duydun işte... Rahatladın mı?
BERTAN_ (YENİDEN KAĞITLARI ALIR, ÖFKEYLE MASANIN ÜSTÜNE SAVURUR) Geçmişle yüzleşmek ha! Bir gün öncesinden bile söz edemezsin sen! Dişlerin kamaşır hemen! (YAKLAŞIR) İstersen bir daha anlatmayı dene! Gün ışığının altında! Evet! Yürekli davranmaya ne dersin dostum! Bir kerecik olsun denemelisin! Hadi canım! Geçmişin yalnızca karanlık bir sığınak, pis bir mağara olduğunu iyi biliyorsun. Böylesi kolayına gidiyor! (SERT) Söylesene!
ARİF_ (BİTKİN) Evet!... Kolayıma gidiyor. Ben...
BERTAN_ Söylediğin her sözcük küften, çürümüş otlardan ve iğrenç bir kokudan hayat buluyor... Kullanacağın sözcüklerden tiksinti duymamak elde deği
ARİF_ Tek istediğim... şu an yalnız kalmak. Yoksa delirebilirim!
BERTAN _ Güldürme beni! Sen mi delireceksin? Mümkün mü bu? Beynin sıfır kilometredeki bir araba kadar hızlı ve kusursuz çalışıyor. Neden gizliyorsun ki? Bu arabanın yakıtı nefret! Nefretle besleniyorsun sen! Nefretle bileniyorsun!










2735




Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.