Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    





Şarkıyla Sallanan Salıncak

İki Perde

Oyun Kişileri

Oyun Metni Eklenmiştir

Oyun Hakkında
























Oyuncular:


OZAN : Renkli; albenili giysiler giymektedir. Gitarı vardır.
Oyunumuzun anlatıcısı. Müzisyen. En çok da palyaço!


HIMHIM: İri yarı, sevimli. Sevimsiz olmak için elinden ne gelirse yapıyor...


PÜSKÜL: Hımhım’ın bahçıvanı. Aynı zamanda arkadaşı.
Uydum akıllı. Biraz da beceriksiz.


PİRAYE: Sokağın Piraye ablası. Kendi de bir çocuk.
Ya sesi? İşte o harika!


ALİŞ: Çok bilmiş


AYŞE : Sevimli, sıcakkanlı. Her şeye hayran!



Sahne/


Oyunumuz HIMHIM’ın evinin büyük bahçesinde geçer. Bakımlı, özenli, etkileyici bir bahçe. Rengarenk çiçekler, güzelim ağaçlar... PÜSKÜL’ün bütün günü, bahçenin bakımıyla geçmektedir çünkü.
Salıncak, yüksek ağaçların hemen arkasında durmaktadır. İlk elde belli belirsiz görünmektedir. Tekerleklidir; sırası geldiğinde çocukların çekmesiyle sahne ortasına taşınabilir. Büyükçe bir kayık salıncaktır. İçine yaklaşık altı çocuk sığabilecek büyüklüktedir. Tüm ayrıntılar sahne tasarımcısının seçimine kalmıştır. Çocukların ilgisine açık, görsel hoşluğu artıracak malzemelerin seçilmesi yararlı olacaktır.



PÜSKÜL _ (ELİNDE DEVASA BİR BAHÇE MAKASI; GİRER)
Ne aydınlık bir gün! Ne parlak bir güneş! Ne güzel bir bahçe..
. Ne müthiş bir bahçıvan! Onu kutlamalıyım. Evet, evet... Bu çiçekler için, bu birbirinden güzel çiçekler için bahçıvanı mutlaka kutlamalıyım. (CEBİNDEN BİR AYNA ÇIKARIR) Sayın bahçıvan Püskül... Sizi kutlarım. Sizi bütün kalbimle kutlarım. Çünkü çok başarılısınız. (KENDİSİNİ ÖVEREK KONUŞMAYI SÜRDÜRÜR)

OZAN _(GİRER; BİR SÜRE PÜSKÜL’Ü İZLER) Kendine hayran bir bahçıvan! Şuraya bakın! Öylesine dalmış ki beni fark etmedi bile. Elbette fark edemez! Çünkü ben bu oyunda yokum. Evet arkadaşlar; yanlış duymadınız. Ben bu oyunda yokum dedim. Geçerken uğradım. Adım Ozan! Şiir yazarım. Sonra da bu yazdığım şiirleri bestelerim ve.. onlar birer şarkıya dönüşür. Sonuç olarak, beni kimse göremez arkadaşlar; tıpkı Püskül’ün göremediği gibi. Tabi sizler hariç! Çünkü sizler de bu oyunun içinde değilsiniz. Neyse...Oyundaki arkadaşlar beni göremezler ama söyleyeceğim şarkıları duyabilirler. Bir kez deneyelim mi, ne dersiniz?

(OZAN GİTARINI ÇIKARIR, ŞARKISINI SÖYLER)


HER SABAH HER SABAH
GÜLEREK UYAN
ŞARKIDAN ŞARKIYA
GEZEREK UYAN

ÇİÇEKLERE MERHABA
İNSANLARA GÜNAYDIN
DİYEREK UYAN
DİYEREK UYAN....

(OZAN SALONU SELAMLAR)


PÜSKÜL _ Yine o şarkı! Duydum işte.. Bal gibi duydum! Har sabah her sabah... Püskül! Sanırım gerçeği fısıldama zamanı geldi. Sevgili Püskül, sen yalnızca bir bahçıvan değilsin. Aynı zamanda içinde güzelim şarkılar saklayan bir bir.... ozansın! Tabi ya, ben aynı zamanda bir ozanım!

(OZAN’LA ÇARPIŞIR VE YERE DÜŞER)

Hey! BU da nesi? Nereye çarptım durup dururken? Elbette ya! Ozan ruhum çarptı beni... Şu şarkı nasıldı bakayım? (ŞARKIYI HATIRLAMAYA ÇALIŞIR) Her sabah... gülerek uyan... (ESNER) Tabi uyanmak için daha önce bir parça kestirmek gerekiyor. Daha yeni uyanmıştım ama...sanırım yeterince uykumu alamamışım... Ah! Bahçıvan yanım çalış diyor...ağaçları buda , çiçekleri sula diyor...Oysa ozan yanım biraz daha uzan diyor... Sanırım ozan yanım haksız değil! (AĞACIN ALTINA KIVRILIR) Evet evet! Hiç haksız değil!

OZAN _İşe bakın! Şarkım onu uyandırır sanmıştım ama yanılmışım. Yanılmıyorsam az sonra küçük bir tatsızlık olacak. Çünkü yaklaşan seslere kulak verilecek olursa, bahçenin sahibi geliyor...

HIMHIM _(DIŞARIDAN) Hımhım... Hımhım...

OZAN _Duydunuz mu? Hımhım’ın sesi bu. Olacakları hiç merak etmiyorum. Çünkü her sabah olanlar bir kez daha yinelenecek. Ama sanırım sizler için yeni sayılır...

HIMHIM _(GİRER; PÜSKÜL’Ü ELİYLE KOYMUŞ GİBİ BULUR) Püskül... (YÜKSEK) Püskül dedim!

PÜSKÜL _(YERİNDEN SIÇRAR) Ah! Hımhım! Sevgili Hımhm! Tabi ki siz geldiniz...

HIMHIM _Her sabahki gibi uyku!

PÜSKÜL _Her sabahki gibi... şiir!

HIMHIM _Yeter artık! Her zaman aynı hikaye. Bahçeyi sulamalısın!

PÜSKÜL _Diyorum ki sevgili Hımhım...

HIMHIM _Diyorsun ki sevgili Püskül...

PÜSKÜL _Üç zamana kadar bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağacak...

HIMHIM _Yani?

PÜSKÜL _Yani...boşuna bahçeyi sulamasak!

HIMHIM _Diyorum ki sevgili Püskül...

PÜSKÜL _Diyorsun ki sevgili Hımhım...

HIMHIM _Üç amana kadar sıkı bir şaplak gelecek!

PÜSKÜL _Yok canım... Şaka yapıyorsunuz, biliyorum.

HIMHIM _Hayır efendim. Bu kez af etmek yok! (PÜSKÜL’Ü TUTAR)

PÜSKÜL _Hep böyle olur. Ama nasıl oluyorsa, tam bu sırada Hımhım’ın elinden kurtulurum... (OZAN ARALARINA GİRMİŞTİR, PÜSKÜL KURTULUR)

OZAN _Çünkü aralarına ben girerim.

HIMHIM _İşte! Yine aynı şey.... Görünmeyen bir güç seni yine korudu.

PÜSKÜL _O görünmeyen şey dediğiniz benim ozan yanım sevgili Hımhım. Şey...Beni kıskanmayın ne olur!

HIMHIM _Ah ah! Beceriksiz, üstelik gevezesin. Seni ne diye işten
atmıyorum sanki?

PÜSKÜL _O zaman saklambaç oynadığımızda kimi bulacaksınız; bir düşünün!

HIMHIM _(DÜŞÜNÜR) Kimi bulacağım? Hım...Bu yüzden olabilir mi dersin?

PÜSKÜL _Ya akşamları kim öykü okur size?

HIMHIM _Hım..hım...Bak, bundan olabilir işte...

PÜSKÜL _Kaşarlı sandviçinizi kim hazırlar acaba?

HIMHIM _Evet evet... En çok da bundan olmalı. Dinle Püskül... Ne olursa olsun, bundan böyle şarkı söylemek yok. Biliyorsun işte...Şarkılardan nefret ediyorum!

PÜSKÜL _Sizi hiç anlamıyorum Hımhım. Dünyada öylesine güzel şarkılar
var ki...

HIMHIM _Ne olmuş? Çiçeklerden daha mı güzel sanki?

PÜSKÜL _En az onlar kadar güzel!

HIMHIM _Boşuna uğraşma, beni kandıramazsın.

PÜSKÜL _En az ak köpükler içinde dökülen bir şelale kadar...

HIMHIM _Beni kandıramazın dedim...

PÜSKÜL _En az dostluklar kadar... arkadaşlıklar kadar!

HIMHIM _Çok saçma! Hele şu son söylediklerini hiç bilemem. Çünkü benim hiç dostum yok!

PÜSKÜL _Ama ben varım!

HIMHIM _Sen de şarkı söylüyorsun!

PÜSKÜL _Söz veriyorum. Bundan böyle söylemem.

HIMHIM _Eh, öyle olsun bakalım...

OZAN _ (GİTARINI HAZIRLAR; ÇOCUKLARA “SUS” İŞARETİ YAPAR, ŞARKIYA BAŞLAR)

ŞARKI YAŞAM SEVİNCİ
ŞARKI GÜZEL BİR HABER
ŞARKI İÇİNDEN DOĞAR
ŞARKI DOSTLARA GİDER


HIMHIM _Püskül! İşte yine başladın!
PÜSKÜL _Ben mi? (KABULLENİR) Ne yapabilirim Hımhım! İçimden geliyor... Engel olamıyorum... Ama kabul edin, kötü söylemiyorum,
öyle değil mi?

HIMHIM _Bir de alay ediyorsun demek! (PÜSKÜL’ÜN ÜZERİNE YÜRÜR; OZAN’A ÇARPIP DÜŞER) İşte! Yine bir şeye çarptım.. Yine yere düştüm. Bıktım senden!

PÜSKÜL _Şimdi de beni kovduğunu söyleyecek...

HIMHIM _Püskül...Seni kovuyorum! (GİDERKEN DURUP DÖNER)

PÜSKÜL _Şimdi de günün sorusunu soracak...

HIMHIM _Hey sen! Bahçıvanlıktan anlar mısın?

PÜSKÜL _Ben mi? Anlarım efendim..

HIMHIM _Hımhım..Güzel. Peki, kaşarlı sandviç yapabilir misin?

PÜSKÜL _Öyle güzel yaparım ki parmaklarınızı bile yersiniz...

HIMHIM _Öyleyse seni işe alıyorum!

PÜSKÜL _Her zamanki gibi! Şimdi de adımı soracak... Her zamanki gibi!

HIMHIM _Adın neydi?

PÜSKÜL _Bu sefer onu şaşırtayım da gördün. Adım...Baston!

HIMHIM _Baston mu...iyi! (ŞAŞKIN) Baston mu? Olamaz!

PÜSKÜL _Yalnızca şaka yapmıştım!

HIMHIM _(ÜSTÜNE YÜRÜR) Kafamı karıştırmaya ne hakkın var? Gel buraya...Gel dedim sana...

PÜSKÜL _Kaçsam mı...kaçmasam mı?

OZAN _Kaç kaç...

PÜSKÜL _İçimden bir ses kaçmamı söyledi. Öyleyse durma Püskül... (KOŞARAK ÇIKAR)

HIMHIM _Gel buraya! Gel buraya dedim. Saklambaç oynayacaktık... Gel buraya dedim Püskül..Yoksa oynamaya başladık mı? Saklandı mı acaba? Püskül? Püskül dedim sana... Koşturma beni!(AĞIR HAREKETLERLE KOŞMAYA BAŞLAR; OZAN ONA YOL VERİR) Teşekkür ederim.. (ŞAŞKIN) İyi ama kime teşekkür ettim ben?
(SÖYLENEREK ÇIKAR)

OZAN _Ne dersiniz arkadaşlar? Hımhım’la Püskül oldukça eğlenceli, öyle değil mi? Şaka bir yana, çok hoş bir bahçe burası. İnsanın ozan olası geliyor.. Benim gibi! Daha önce söylemiştim, geçerken uğradım ben. Başka yerlere, başka ülkelere gitmek, yeni yerler görüp yeni insanlar tanımak istiyorum aslında. Ne var ki, burada, bu bahçede güzel bir öykü yaşandığını fak etim birdenbire. Sizler de bunun farkındasınız. Hey! Bu sesler de ne böyle? (YAVAŞ) Sanırım öykümüzün diğer kahramanları bu yana doğru geliyor...

(PİRAYE, ALİŞ VE AYŞE GİRERLER)

PİRAYE _(ELİNDE PİKNİK SEPETİ VARDIR) Şşşt! Sessiz olun çocuklar...

AYŞE _(YÜKSEK) Merak etme Piraye. Ben sessiz olacağım...

ALİŞ _(DAHA YÜKSEK) Asıl ben daha sessiz olacağım...

AYŞE _Hayır Aliş! Ben sessiz olacağım dedim. Heykel gibi öylece kalacağım...

ALİŞ _Ya ben? Göreceksin Ayşe..Bir kaya parçası gibi...Hiç kımıldamadan...

PİRAYE _Olamaz! Çok gürültü yapıyorsunuz çocuklar! Püskül ya da Hımhım her an dönebilirler...

AYŞE _O zaman da piknik yapamayız değil mi Piraye?

PİRAYE _Yapamayız Ayşe!

ALİŞ _O zaman..o zaman çöreklerimizi yiyemeyiz değil mi Piraye?

PİRAYE _Yiyemeyiz Aliş!

AYŞE _Öyleyse sesimizi çıkarmayalım Aliş!

ALİŞ _Öyleyse...öyleyse sesimizi çıkarmayalım Ayşe!

PİRAYE _(DİKKATLİ) Şşşşt! Püskül geliyor! Herkes ağaç olsun!

OZAN _İşte bu benim bile aklıma gelmezdi doğrusu. Çocuklar hazırlıklı gelmişler anlaşılan.

(PİRAYE, AYŞE, ALİŞ PİKNİK SEPETİNDEN ÇIKARDIKLARI ÇİÇEK DESENLİ AĞAÇ KOSTÜMLERİNİ BAŞLARINA GEÇİRİP HAREKETSİZ KALIRLAR)




PÜSKÜL _(SOLUK SOLUĞA GİRER) Of! Tıkandım... Öleceğim!
Şu Hımhım’ın gövdesine bakıp aldanmamalı...Çok hızlı koşuyor... Bence arkadaşım yok diye hiç sızlanmamalı...Çünkü herkesten çok
eğleniyor! Bu arada, olanlar Püskül’e oluyor. Bahçeye bak Püskül...Sandviç hazırla Püskül..Öykü oku Püskül! Hepsine
razıyım ama hiç değilse ara sıra bir şarkı söyleyebilsem... (TAKLİT) Hayır efendim! Şarkı söyleyemezsin. Çünkü şarkıdan nefret ediyorum! Oysa ne kadar güzel bir sesim var. Neyse! Şimdi işimize bakalım. Ağaçlar... Çok garip! Şunca zamandır bahçeye bakarım; şu ağaçların sayısını hala tam olarak öğrenebilmiş değilim! (ALİŞ’E YAKLAŞIR) Bu ne ağacıydı bakalım? (SEPETİNE BAKAR) Çörek ağacı elbette! Nasıl da unutmuşum. Çörekler oldukça iyi görünüyor.. En iyisi bir tadına bakmalı! Bakmalı ki, olmuş mu olmamış mı anlamalı!

PİRAYE _ (BULUNDUĞU YERDEN) Olmamış!

PÜSKÜL _Kim konuştu?

OZAN _Ben değil!

PÜSKÜL _(PİRAYE’YE YAKLAŞIR, SEPETİNDEN BİR ŞİŞE ÇIKARIR) Ooo! İşte bu da şerbet ağacı! İçmeli mi içmemeli mi?

ALİŞ _İçmemeli!

PÜSKÜL _(ŞAŞKIN) Peki şimdi kim konuştu? (OYUN BİR SÜRE DAHA DEVAM EDEBİLİR; PÜSKÜL ÇOCUKLARDAN BİRİNE GİDER, DİĞERİ YANITLAR ) İnanılır gibi değil! Ağaçlar...ağaçlar konuşuyor!

OZAN _Bakın şu açıkgöze! Ağaçların şerbet ya da çörek vermesine
şaşırmadı da, konuşmasına şaşırdı.

PÜSKÜL _Bu durumu Hımhım’a bildirmeliyim. Tabi bana yine inanmayacak... (SON BİR KEZ DAHA DENEMEYE KARAR VERİR) Şu çöreğin tadına bakmalı mı bakmamalı mı?

PİRAYE _Bakmamalı!

PÜSKÜL _Keçileri kaçırmalı mı, kaçırmamalı mı?

HEPSİ _Kaçırmalı...kaçırmalı!

PÜSKÜL _Aman! (KORKMUŞ) Hımhım! Yardım et bana! Ağaçlar konuşuyor... (KOŞARAK ÇIKAR)

PİRAYE _(ÖRTÜDEN KURTULUR) Bir kez daha kandırdık Püskül’ü!

ALİŞ _Bu arada, aklıma harika bir fikir geldi...

AYŞE _Neymiş o?

ALİŞ _Yarın gelirken sepetlerimize öl olarak yapılmış biberli çörekler ve acı şerbetler dolduralım...

AYŞE _(GÜLEREK) Sonra da Püskül tadına bakmalı mı, bakmamalı mı
diye sorunca...

ALİŞ _...bakmalı diye bağıralım!

PİRAYE _Ama bu çok acımasız olur çocuklar!

AYŞE _Sanırım haklısın Piraye. Bu çok kötü bir şaka...

ALİŞ _Asıl Piraye haklı. Bu berbat bir şaka!

AYŞE _Ben ne dedim Aliş?

ALİŞ _Ya ben ne dedim Ayşe?

PİRAYE _Çocuklar! Ayşe..Aliş! Bu ne biçim bir piknik böyle?

AYŞE _Barışalım Aliş!

ALİŞ _Barışalım Ayşe! (EL SIKIŞIRLAR) Ay elim elim...

AYŞE _Asıl benim elim.. Ay elim elim!

PİRAYE _Anlaşıldı. Bir dahaki sefere bu bahçeye yalnız geleceğim.

İKİSİ _Özür dileriz...Özür dileriz!

PİRAYE _Söz mü?

ALİŞ _Söz Piraye. Bir daha tartışmak yok...

AYŞE _Öyleyse artık şu örtüleri yere yayabiliriz.

PİRAYE _Hımhım’la Püskül’ü sakın unutmayın ama.

ALİŞ _Tamam!

AYŞE _Asıl benden tamam...

PİRAYE _(SALINCAĞI FARK EDER) Hey! Şuraya bakın çocuklar!

ALİŞ _O nedir Piraye?

PİRAYE _Bir salıncak!

AYŞE _Salıncak mı? (KEYİFLİ) Salıncaklara bayılırım!

PİRAYE _Bu güne kadar bu salıncağı nasıl oldu da görmedim!

ALİŞ _E, daha ne diye bekliyoruz? Haydi salıncağa binelim!

(ÇOCUKLAR ALINĞI ÖNE DIOĞRU GETİRİRLERKEN, OZAN SALONA DÖNER)

OZAN _Evet, işte sonunda salıncağımız da öyküye giriyor arkadaşlar. Piraye, Ayşe ve Aliş salıncağı fark ettiler sonunda! Artık onları kim tutabilir? Salıncakta bir güzel sallanmadan bahçeden çıkmayacaklarına bahse girerim. Şimdi salıncağı çekmelerine yardım edeyim en iyisi. Nasıl olsa beni görmüyorlar.

AYŞE _Of! Sonunda salıncağı ortaya çıkardık işte.

ALİŞ _Ne kadar da güzelmiş. Harika renkleri var...

PİRAYE _Çoktandır meraklısı yok anlaşılan. Yoksa bahçenin bir köşesinde öylece unutulur mu?

AYŞE _Binmek için daha ne bekliyoruz ?

PİRAYE _Haydi öyleyse. (SALINCAĞA DOLUŞUP BİR SÜRE BEKLERLER)

ALİŞ _Şimdi ne olacak peki?

PİRAYE _Olacağı şu, birimizin aşağı inip salıncağı sallaması gerekiyor çocuklar.. Bunun için de bir gönüllü...

AYŞE _Yaşasın Piraye!

ALİŞ _Bir tanecik Pirayemiz bizim!

PİRAYE _Anlaşılan salıncağı benim sallamam gerekiyor!

ALİŞ _Ama benim gücüm yok ki Piraye! Çok küçüğüm ben...

AYŞE _Benim de kollarım incecik.. Sonra saçlarım kıvırcık..

ALİŞ _Benim gözlerim mavi..
,
AYŞE _Benim ayakkabılarım kahverengi..

PİRAYE _(GÜLEREK SALINCAKTAN İNER) Tamam anlaşıldı; uzatmayın bakalım. Zaten salıncağı ben sallayacaktım. Buraya sizin eğlenmeniz için geldik, öyle değil mi?

ALİŞ _İyi ama sen eğlenmiyor musun Piraye?

PİRAYE _Eğleneceğim tabi.

AYŞE _Ne zaman?

PİRAYE _Siz mutlu olduğunuz zaman! Şimdi sallamaya başlayabilirim.
(SALINCAĞI ZORLAR; KIPIRDATAMAZ) Aman! Ne ağır şeymiş bu...Hiç yerinden kıpırdamıyor.

ALİŞ _Olamaz! Hiç sallanmıyor!

AYŞE _Oysa nasıl da sevinmiştik...

ALİŞ _Sallanmıyor işte.. Sallanmıyor işte!

PİRAYE _Uzun zamandır kullanılmadığı için demirleri paslanmış olmalı.. Kim bilir, sallanmamasının belki bir başka nedeni vardır...

OZAN _(SALONA) Siz söyleyin arkadaşlar! Bu güzel salıncak neden sallanmıyor dersiniz? Piraye’nin söylediği gibi demirleri mi paslanmış; yoksa tahtaları mı yapışmış? Belki de zincirleri karışmıştır. Öyle ya da böyle, bir şey olmuş ki sallanmıyor! Çocukları görüyor musunuz? Sanırım bu iş en çok onların canını sıktı! Öyle ya, sallanacağız diye nasıl da heveslenmişlerdi...

İKİSİ _Çok mutsuzuz!

PİRAYE _Böyle söylemeyin çocuklar! Yapmayın! Güzel bir bahçedeyiz..Mutlu olmak için o kadar çok nedenimiz var ki!

AYŞE _Ama biz salıncakta sallanmak istiyoruz.

ALİŞ _Oysa şu inatçı salıncak asla yerinden kıpırdamıyor!

AYŞE _Anlaşılan bu salıncak...

İKİSİ _Çocukları sevmiyor!

PİRAYE _Çok üzgünüm!

İKİSİ _Çok mutsuzuz!

OZAN _(ÇOCUKLARA YAVAŞÇA YAKLAŞIR; GİTARI ELİ ALIR; ŞARKIYA BAŞLAR; ŞARKININ DEVAMINI PİRAYE GETİRECEKTİR. ŞARKI SÜRDÜKÇE SALINCAK SALLANACAK, PİRAYE DURUMU NEDEN SONRA FARK EDECEKTİR)






OZAN _ DURMA GÜZEL SALINCAK
HAVAYA UÇUR BİZİ...

PİRAYE _(BİR YANDAN SALINCAĞI SALLAYARAK)

SEN ARTIRIRSIN ANCAK
COŞKULU NEŞEMİZİ

AK PAKBULUTLARA HEY
UÇMAK NE GÜZEL BİR ŞEY
DURMA GÜZEL SALINCAK
HAYDİ GİT, GÜNEŞE DEY!


ALİŞ _ Harika bir salıncak bu! Ne kadar mutluyum!

AYŞE _Asıl ben çok mutluyum! Yaşa Piraye..Daha hızlı.. Daha hızlı!

PİRAYE _İyi ama nasıl olur! Salıncak az öncesine kadar hiç sallanmıyordu! Birdenbire ne oldu peki?

ALİŞ _Ne olacak! Aliş’ten korktu...

AYŞE _Ya da şapkamın güzelliğine dayanamadı...

(SALINCAK DURUR)

ALİŞ _Haydi Piraye! Bir kez daha salla bizi...

PİRAYE _Eh, sallanmasını isti,yorsan onu biraz korkut bakalım Aliş!

ALİŞ _Öyleyse yer değiştirelim bakalım. (AŞAĞI İNER, PİRAYE SALINCAĞA ÇIKAR) Evet! Haydi bakalım salıncak. Bir kez daha! Sallan bakalım... Sana sallan diyorum! Aliş çok kızıyor ama... (KÜSKÜN) Yanılmışım Piraye!

AYŞE _Sana söylemiştim Aliş bey! Salıncak şapkamdan etkilendi. Hu hu! Hadi bakalım yaramaz. Başla sallanmaya..Bak, bu gördüğün çok güzel bir şapka! (KÜSKÜN) Olmuyor... Ben de yanılmışım...

PİRAYE _Sanırım boşuna uğraşıyorsunuz. Söylediklerinizin hiçbiri salıncağı harekete geçiremedi..

ALİŞ _Peki nasıl olacak bu iş?

AYŞE _Salıncak nasıl sallanacak?

PİRAYE _Çocuklar...İnanın bunu ben de anlamadım.

OZAN _(YAKLAŞIR, ŞARKIYI YENİDEN MIRILDANIR)

DURMA GÜZEL SALINCAK
HAVAYA UÇUR BİZİ...

PİRAYE _(ŞARKIYI SÜRDÜRÜR, SALINCAK HAREKETE GEÇER)

AK PAK BULUTLARA HEY
UÇMAK NE GÜZEL BİR ŞEY!

AYŞE _İşte! Bir kez daha sallanıyoruz!

ALİŞ _Yaşasın! Sonunda yine başardın Piraye!

PİRAYE _Çocuklar... Dinleyin, bu salıncak şarkıyla sallanıyor.

AYŞE _Sanırım haklısın Piraye!

ALİŞ _Evet evet! Ne zaman şarkıya başlasan salıncak sallanıyor!

PİRAYE _Bu sır aramızda kalacak; sakın unutmayın!

(ALİŞ VE AYŞE NEŞEYLE EL ÇIRPARLAR)

HEPSİ _ ŞARKIYLA SALLANAN SALINCAK
YALNIZ BİZ SALLAR ANCAK

(SALINCAĞIN İÇİNE DOLUŞUP NEŞEYLE SALLANMAYA BAŞLARLAR. SALINCAĞI ELBETTE OZAN SALLAMAKTADIR ŞİMDİ)

OZAN _Ne güzel! Çocukların keyfine diyecek yok gördüğünüz gibi. Benim çoktan gitmem gerekiyordu aslında... Ancak onları bir türlü bırakamıyorum. Ooo! Bu arada bu yana doğru gelenler var. Kimler dersiniz? Tabii ki Hımhım’la Püskül! Sanırım işler hayli karışacak... Durun bakalım şimdi neler neler olacak!

PÜSKÜL _(KONUŞARAK GİRERLER) İnanmıyorsunuz biliyorum. Çörek ağacına inanmıyorsunuz. Tıpkı şerbet ağacına inanmadığınız gibi. Ama göstereceğim şimdi..Kendi gözlerinizle görecek ve bana inanacaksınız.. Tıpkı dünkü gibi...

HIMHIM _Tıpkı dünkü gibi, evet! Her gün aynı şeyleri söylüyorsun Püskül! Şerbet ağacı, çörek ağacı... Kim inanır bunlara? Üstüne üstlük beni kolumdan çekip buralara getiriyorsun..Tıpkı dünkü gibi! Evet... Göster bakalım! Neredeymiş şu çörek ağacı? (SALINCAĞI FARK EDER) Aaa! Bu...ama bu...

PÜSKÜL _Bu kez gördünüz demek. Çok sevindim...

HIMHIM _Gördüğüm başka bir şey Püskül efendi! Şuraya bak..Salıncak!

PÜSKÜL _Salıncak ağacı mı?

HIMHIM _( SALINCAĞA DÖNDÜRÜR ONU) Şu yana bak! İşte karşında salıncak!

PÜSKÜL _Evet... Bir salıncak... Üstelik içinde de çocuklar var!

PİRAYE _(HIMHIM’LA PÜSKÜL’Ü YENİ FARK ETMİŞLERDİR) Eyvah! Yakalandık...

OZAN _(SALINCAĞI DURDURUR) İşe el koysam iyi olacak.

HIMHIM _Ama bunlar.. Bunlar bahçeme ikide bir izinsiz giren yaramazlar elbette! Yakala şunları Püskül!

PÜSKÜL _Bir yere kaçamazlar Hımhım. Siz o yandan, ben bu yandan...

HIMHIM _Haydi öyleyse!

PÜSKÜL _Yani şu haylazları yakalamalı mı, yakalamamalı mı?

PİRAYE _Yakalamamalı! (KAÇAR, PÜSKÜL PİRAYE’Yİ İZLEMEK İÇİN PEŞİNE DÜŞER, OZAN’A ÇARPIP YERE DÜŞER)

PÜSKÜL _Aman! İşte yine aynı şey.... Nedense tam bu noktaya gelince yere kapaklanıyorum!

HIMHIM _Çünkü çok beceriksizsin Püskül! Anlaşılan iş başa düştü... (ÇOCUKLARIN PEŞİNE DÜŞME TELAŞINDADIR) Gelin bakalım buraya! Yormayın beni..Yormayın dedim size!

ALİŞ _Hımhım beni tutamaz...

AYŞE _Yalamadan yutamaz...

HIMHIM _Şimdi görürsünüz siz...İzinsiz bahçeye girmek neymiş , gösterim size... (ALİŞ’İ YAKALAMAK ÜZEREYKEN OZAN ÖNÜNDEN GEÇER, HIMHIM ÇARPIP DÜŞER) Aman.. Ne vardı orada öyle? Sanki görünmeyen bir duvara çarptım!

PÜSKÜL _Demek siz de buradasınız Hımhım! Hoş geldiniz...

HIMHIM _Sen ne yapıyorsun burada?

PÜSKÜL _Hımhım’la saklambaç oynuyorum da, gelip beni sobelemesini bekliyorum.

HIMHIM _Akılsızsın... Akılsızsın işte. Gevezelik edeceğine kalk da çocukları yakala...Çabuk ol dedim!

PÜSKÜL _(KALKMAK İSTER AMA OZAN TEPESİNDEN BASTIRMAKTADIR) Kalkmasına kalkarım Hımhım ama... Nedense bir türlü kalkamıyorum. Sanki başımın üstünde müthiş bir ağırlık var...

HIMHIM _Bari ben kalkayım... (OZAN AYNI ŞEYİ HIMHIM’A DA YAPAR) Garip şey! Sanki benim başımın üstünde de bir ağırlık var.

PİRAYE _Çocuklar! Aliş, Ayşe.... Sanırım tam sırası. Haydi kaçalım...

ALİŞ _(ALAYCI) Hımhım Püskül... Geveze bülbül!

HIMHIM _Şunlara da bak sen! Bir de alay ediyorlar.

AYŞE _Püskül, Hımhım... A benim canım! (KOŞARAK ÇIKARLAR)

PİRAYE _(BAŞINI UZATIR) Atkı, eldiven, bere...
Daha sonra görüşmek üzere! (KAYBOLUR)

PÜSKÜL _(DOĞRULUR) Çok yazık! Sanırım onları elimizden kaçırdık!

HIMHIM _(DOĞRULURKEN) Bak Püskül...Bana doğruyu söyle!

PÜSKÜL _Doğru söylüyorum. Onları sahiden kaçırdık...

HIMHIM _(ÖFKELİ) Yeter! Söylemeni istediğim şey bu değil ki!

PÜSKÜL _(ŞAŞKIN) Ya neyi söylememi istiyorsunuz?

HIMHIM _Bu çocuklar.... bu bahçeye ilk kez gelmiyorlar değil mi?

PÜSKÜL _Eh.. Bu doğru!

HIMHIM _Peki söyler misin acaba, ne zamandan beri bu bahçeye
girip çıkıyorlar?

PÜSKÜL _Düşünmeli... (DÜŞÜNÜR) Buldum! Ne zaman çörek ağaçlarına rastlasam çocukları da o zaman görüyorum Hımhım!

HIMHIM _Yine şu çörek ağaçları...

PÜSKÜL _Haklısınız. İlk fırsatta o ağacın fidanlarından bulmalı. Sonra bir güzel ekmeli. Budamalı...

HIMHIM _(SIKINTILI) Seninle boşu boşuna konuşuyorum. (SALINCAĞA YAKLAŞIR) Doğrusu çok şaşırdım...Çok ama çok şaşırdım!

PÜSKÜL _Ben de çok şaşırdım Hımhım!

HIMHIM _Sen neye şaşırdın, sorabilir miyim?

PÜSKÜL _Benden hala sandviç istemediniz!

HIMHIM _(SALINCAĞA BİNER) Ben başka şeyden söz ediyorum Püskül. Neyse! Gevezeliği bırak da salıncağı salla...

PÜSKÜL _Şaka mı yapıyorsunuz? Bu salıncak bozuk. Yıllardır arka tarafta, kendi kendine öylece durur. Yağmurda güneşte bir güzel paslanmış olmalı.

HIMHIM _Çocukluğumun güzelim salıncağı! Bilmez miyim? Yıllardır görmemiştim. Şimdi birden o günlere döndüm Püskül. Beni sallamanı istiyorum.

PÜSKÜL _Söyledim ya sevgili Hımhım! Bu salıncak çok eski..Çok paslı. Asla sallanmaz!

HIMHIM _Ama çocukları gördün!

PÜSKÜL _Çocukları gördüm! Nasıl da koşuyorlardı, öyle değil mi?

HIMHIM _(ÖFKELİ) Sallanıyorlardı! Duydun mu beni? Sallanıyorlardı dedim sana.. Gözlerimle gördüm!

PÜSKÜL _Gerçekten! Öyle ya, ben de gördüm. Düpedüz sallanıyorlardı...

HIMHIM _Sonunda anlaştık. Yine de benim anlamadığım bir şey var Püskül! Söylediğin gibi, bu salıncak hem eski, hem paslı. Bunu kimse kolay kolay yerinden oynatamaz. Oysa onlar... bir aşağı bir yukarı sallanıp duruyorlardı!

PÜSKÜL _(KEYİFLİ) Değil mi ya! Bir aşağı, bir yukarı!

HIMHIM _Bu iş nasıl oldu dersin?

PÜSKÜL _Belki tamir ettirmişlerdir!

HIMHIM _Bu olanaksız!

PÜSKÜL _Doğru, olanaksız! Neyse, biz yine şu çörek ağaçlarına, özellikle de ağaç fidelerine dönecek olursak sevgili Hımhım...

HIMHIM _(SÖZÜNÜ KESER) Püskül! Beni salla diyorum sana...

PÜSKÜL _Emin misiniz?

HIMHIM _Salla dedim..Yorma beni...Lütfen!

PÜSKÜL _Madem bu kadar çok istiyorsunuz...Sizi kırar mıyım hiç? (SALLAMAYA ÇALIŞIR, SALINCAK KIPIRDAMAZ; DAHA FAZLA ZORLAR) Ama imkansız bir şey bu. Bu salıncak yerinden bile kıpırdamıyor...

HIMHIM _Çıldırmak işten değil! Püskül söylediklerimi duymadın sanırım! Çocuklar...çocuklar sallanıyordu!

PÜSKÜL _Biliyorum biliyorum. Şey, bu kez tersini deneyelim... Siz dışarıda, ben içeride..Ne dersiniz?

HIMHIM _Geç öyleyse! (YER DEĞİŞTİRİRLER, BU KEZ HIMHIM ZORLANIR) Olmuyor! Olmuyor işte. Salıncak sallanmıyor!

PÜSKÜL _Dayan dedim..Dayan beceriksiz! Daha fazla yüklen..Daha çok çalış!

HIMHIM _Sen neler söylüyorsun bakalım?

PÜSKÜL _Şey...Şaka yaptım canım! İnsan bunun içindeyken dışarısını başka türlü görüyormuş demek ki!

HIMHIM _Dinle Püskül! Bu işin içinde bir iş olmalı!

PÜSKÜL _Kesinlikle! Ben de sizin gibi düşünüyorum Hımhım!

HIMHIM _Bunu öğrenmeliyiz.

PÜSKÜL _Ben hemen gidip öğreneyim... (YÜRÜMEYE KALKIŞIR)

HIMHIM _(ONU TUTAR) Gel buraya! Nereye gidiyorsun?

PÜSKÜL _Öğrenmeye!

HIMHIM _Nereden öğrenecekmişsin bakalım?

PÜSKÜL _Canım işte şurdan burdan!

HIMHIM _Olmadı!

PÜSKÜL _O zaman...burdan şurdan...

HIMHIM _Sus artık geveze. Bu işin içinde ne varsa mutlaka öğreneceğim. Çocukluğumun bu güzel salıncağında ben de sallanmak istiyorum. Tıpkı eski günlerdeki gibi... (PÜSKÜL’Ü SALLAR)

PÜSKÜL _Beni sallıyorsunuz...Yani salıncağın yerine!

HIMHIM _Şimdi planımı dinle. O çocuklar...Eminim yarın bir kez daha geleceklerdir. Salıncağın tadını aldılar bir kere.

PÜSKÜL _Bir şey anlamıyorum.

HIMHIM _Biz ise, onlar geldiğinde şu ağaçların arkasına gizlenmiş olacağız. Sonra da...

PÜSKÜL _Ve öğreneceğiz! Sonunda öğreneceğiz Hımhım!

HIMHIM _Neyi öğrenecekmişiz Püskül?

PÜSKÜL _Çörek ağaçlarının sırrını elbette!

HIMHIM _(YÜKSEK) Salıncağın sırrını öğreneceğiz şaşkın!

PÜSKÜL _Tabi canım! BU arada onu da öğrenebiliriz.

HIMHIM _Haydi artık gidelim. Canım kaşarlı sandviç istiyor benim.

PÜSKÜL _Benim de Hımhım. Biri yapsa da yesek, ne güzel olur değil mi?

HIMHIM _Sandviçi sen yapıyorsun Püskül efendi!

PÜSKÜL _Doğru söylüyorsunuz. Sen yapıyorsun, ben de yiyorum!

HIMHIM _Yeter! Çıldırtma beni!

PÜSKÜL _Ah, özür dilerim. Şu çocuklar akıl mı bıraktılar bende?

HIMHIM _Şimdi gidelim... Ama yarın bir daha gelelim.

PÜSKÜL _Şimdi gelelim..Yarın bir daha gideriz. Yanlış söyledim sanırım...

HIMHIM _(PÜSKÜL’Ü ÇEKEREK ÇIKAR) Yürü dedim sana! Aklın fazlasıyla karıştı anlaşılan. (ÇIKARLAR)

OZAN _(GÜLEREK ÖNE DOĞRU GELİR) Şu ikisi gerçekten pek komik. Yolculuğumu sürdürecektim ama burada olacakların sonunu görmeden bir yerlere gitmem. Sakın siz de bir yere gitmeyin; neler olup biteceğini birlikte izleyelim, olur mu? Biraz dinlendikten sonra yeniden buluşmaya ne dersiniz?


( GİTARIYLA HOŞ BİR EZGİ ÇALAR)



1. PERDENİN SONU










2. PERDE




Yeniden HIMHIM’ın bahçesindeyiz. OZAN salıncağın içinden çıkıp
salona yaklaşır



OZAN _Arkadaşlar! Siz gazozlarınızı yudumlarken oyunumuzda koca
bir gün geldi geçti bile. Evet , Piraye, Aliş ve Ayşe birazdan bahçeye girer ve burada olurlar. Neden derseniz; tıpkı Hımhım’ın da söylediği gibi, salıncağın tadını aldıkları için elbette. İyi de...Hımhım’la Püskül nerelerde dersiniz? Bilmiyor musunuz? Anlaşıldı...Sanırım şu ağaçların arkasına biraz daha dikkatlice bakmamız gerekiyor.

(İZLEMEYE BAŞLAR; AĞAÇLARIN ARKASINDA BİR HAREKET VARDIR)

PÜSKÜL _(ZIPLAR) Ay ay ay! Sevgili Hımhım... O kocaman ayaklarınızla elime basıyorsunuz!

HIMHIM _Özür dilerim Püskül... Çok heyecanlıyım, ondandır. (ORTAYA ÇIKAR) Düşünsene! Birazdan bahçeye çocuklar gelecek ve... öğreneceğim! Büyük sırrı öğreneceğim. Salıncağın nasıl sallandığını sonunda öğreneceğim. Yıllar sonra ona binecek ve bir kez daha sallanacağım.. . Çok heyecanlıyım Püskül!

PÜSKÜL _Yalnız....Orada beklemeye devam ederseniz çocuklar gelmez.

HIMHIM _Haklısın; yeniden saklanmalıyım.

OZAN _Hımhım’a yardı etsem iyi olacak. (HIMHIM’A YAKLAŞIR, ONU İTEREK AĞACIN ARKASINA SÜRÜKLER)

PÜSKÜL _Ne kadar çabuk geldiniz Hımhım! Adeta bir sporcu gibi...

HIMHIM _Hım hım...Şey, aslında iyi bir sporcu olduğum söylenebilir.

PÜSKÜL _Ayak sesleri!

HIMHIM _Evet evet! Spor yaparken ayak seslerim bir müziği andırır!

PÜSKÜL _Ayak sesleri edim...Çocuklar geliyor...

HIMHIM _Çocuklar mı? Hemen saklanalım... (AĞAÇLARIN ARKASINA GİZLENİRLER)

PİRAYE _(AYAK UÇLARINA BASARAK, SESSİZCE GİRER; ALİŞ VE AYŞE HEMEN ARKASINDADIR) Şşşşt! Görünürlerde kimsecikler yok. Yine de sessiz olun. Çıt çıkarmayın...

ALİŞ _Kimse yok! Haydi öyleyse! Sallanalım...

AYŞE _Hayır, önce sallanalım!

ALİŞ _Ben ne dedim ki, akıllım!

PİRAYE _Aliş..Ayşe! Lütfen başlamayın yine. Önce beni dinleseniz iyi olacak. Buraya gelirken yanımızda ne getirdik, söyleyin bakalım.

ALİŞ _Çörekler!

PÜSKÜL _(ZIPLAR) Çörekler! (HIMHIM ONU GERİYE ÇEKER)

AYŞE _Şerbetler...

PÜSKÜL _(ZIPLAR) Şerbetler! (HIMHIM GERİ ÇEKER)

PİRAYE _(ŞAŞKIN) Ne garip! Bu bahçede sesimizin yankı yapacağı hiç aklıma gelmezdi..

HIMHIM _(YAVAŞ AMA ÖFKELİ) Gördün mü yaptığını? Küçük kızı şüphelendirdin. Bundan böyle her söylediğini yinelememiz gerekecek!

PÜSKÜL _Çok üzgünüm Hımhım!

PİRAYE _Bir kez daha denemeli. (BAĞIRIR) Hu hu!

HIMHIM _Yinelemeli! (TAKLİT) Hu hu!

ALİŞ _Aaa! Gerçekten yankı yapıyor.

AYŞE _Yalnız ses biraz kalınlaşıyor.

ALİŞ _Ben de denemek istiyorum. Ne güzel bir gün...

HIMHIM _Ne güzel bir gün!

AYŞE _Ben de denemek istiyorum. Şu çörekleri yemeli mi, yememeli mi?

PÜSKÜL _(HEYECANLI) Yemeli..Tabi ki yemeli!

HIMHIM _(PÜSKÜL’ÜN AĞZINI KAPATIR) Şaşkın!

PİRAYE _Ne kadar eğlenceli değil mi? Bu bahçede her gün yeni bir oyun buluyoruz.

AYŞE _Ama en güzeli salıncak, Piraye. Haydi ne olur binelim. Dayanamıyorum..

ALİŞ _Evet evet, binelim. Çöreklerimizi daha sonra yeriz.

PİRAYE _Peki; haydi binin öyleyse.

HIMHIM _(SEVİNÇLİ) Yaşasın..Biniyorlar biniyorlar!

(ALİŞ İLE AYŞE SALINCAĞA BİNERLER, PİRAYE SALINCAĞA YAKLAŞIR)

PİRAYE _Hazırsanız başlıyorum!

ALİŞ _Başla Piraye!

AYŞE _Biz hazırız Piraye!

ALİŞ _Yoksa...yoksa şarkıyı hatırlamadın mı?

OZAN _(SALINCAĞA YAKLAŞIR, BİR YANDAN ŞARKIYI MIRILDANIR; BİR YANDAN SALINCAĞI SALLAR. PİRAYE DE ONA KATILACAKTIR)

DURMA GÜZEL SALINCAK
HAVAYA UÇUR BİZİ

PİRAYE _(SEVİNÇLE) Hatırladım elbette!

SEN ARTIRIRSIN ANCAK
COŞKULU NEŞEMİZİ...

(SALINCAK SALLANMAKTA, ÇOCUKLAR NEŞEYLE ÇIĞLIK ATMAKTADIRLAR)

HIMHIM _(BÜYÜLENMİŞ GİBİ YERİNDEN DOĞRULUR) İşe bak! Salıncağa elini bile sürmedi... Yalnızca şarkı söyledi!

PÜSKÜL _Haklısınız! Küçük kızın harika bir sesi var, öyle değil mi!

HIMHIM _Şaşkın! Ben salıncaktan söz ediyorum!

PÜSKÜL _Salıncak mı? O da mı şarkı söylüyor?

HIMHIM _Yeter artık. Kovala şunları...

PÜSKÜL _Hiç değilse küçük kızın şarkısı sona erseydi Hımhım...

HIMHIM _(SERT) Sana kovala şunları dedim!

PÜSKÜL _Nasıl isterseniz... (GÖNÜLSÜZ, ORTAYA ÇIKAR) Çocuklar... Buraya kadar... Eğlence bitti!

PİRAYE _Püskül! Demek ağacın arkasında bizi izliyormuş...

HIMHIM _(ORTAYA ÇIKAR) Kovala şunları...Çabuk ol!

AYŞE _Hımhım da burada!

ALİŞ _Şu kalın sesli yankının ne olduğu anlaşıldı sonunda.

OZAN _(SALINCAĞI DURDURUR, ÇOCUKLAR İNER) Kusura bakmayın arkadaşlar... Bu günlük bu kadarmış.

HIMHIM _İndiler işte.Şimdi de yakala onları. Bahçeye izinsiz girmek nasıl olurmuş göstereyim şunlara...

PÜSKÜL _Bir dakika sevgili Hımhım. İsterseniz şöyle yapalım...

HIMHIM _(BİR AN KALAKALIR) Nasıl yapalım?

PÜSKÜL _Yani çocukları yakalamak için...şöyle böyle yapalım...

HIMHIM _Neler söylüyorsun sen?

PÜSKÜL _O zaman böyle şöyle yapalım...

HIMHIM _Seni şaşkın! Yakala şunları...Çabuk!

(KOVALAMACA BAŞLAR. OZAN, HIMHIM VE PÜSKÜL’Ü ENGELLEYEREK DÜŞMELERİNE NEDEN OLACAKTIR. ÇOCUKLAR İSE BU KARMAŞADA KAÇMAYI BAŞARACAKLARDIR)

HIMHIM _Ah! (PÜSKÜL’ÜN YANINA DÜŞER)

PÜSKÜL _Hoş geldiniz!

HIMHIM _Bakıyorum da, çok mutlusun...

PÜSKÜL _Nasıl mutlu olmam Hımhım! Gördüğünüz gibi,, tam da çöreklerin yanına düştük. (YANINDAKİ SEPETİ GÖSTERİR) Sepeti, unuttular. Ağzına kadar çörekle, şerbetle dolu sepeti unuttular! (ÇÖREK SEPETİNE DOĞRU BİR HAMLE YAPAR, OZAN SEPETİ GERİ ÇEKER) Aaa! Sepet kendi kendine yürüdü... Gördünüz mü Hımhım?

HIMHIM _Püskül...Bırak şimdi sepeti.

PÜSKÜL _Tutmadım ki bırakayım...

HIMHIM _Kes dedim sana!

PÜSKÜL _Önce onları yakalayayım, hemen küçük dilimler halinde keseceğim, merak etmeyin.

HIMHIM _(PÜSKÜL’E TUTUNARAK AYAĞA KALKAR) Gel buraya! Gel dedim sana..

PÜSKÜL _Bir dediğiniz bir dediğinize uymuyor ama...

HIMHIM _(KEYİFLİ) Püskül, dinle...Aslında ben...dans etmek istiyorum... Bağırıp çağırmak istiyorum!

PÜSKÜL _Sahi mi? Bunun bir nedeni olmalı... (KALKAR)

HIMHIM _Anlamıyor musun? Salıncağın sırrını biliyoruz artık!

PÜSKÜL _Gerçekten biliyor muyuz?

HIMHIM _Elbette. Salıncak şarkı söyleyince sallanıyor. Salıncak şarkıyla sallanıyor.

PÜSKÜL _İşte buna bayıldım. Harika bir şey bu. Hemen deneyelim. (SALINCAĞA GEÇER)

HIMHIM _Ne yapıyorsun?

PÜSKÜL _Salıncağı denemeyecek miyiz Hımhım? Şimdi siz şarkı söylüyorsunuz, ben de sallanıyorum!

HIMHIM _Tersini denemeye ne dersin? (PÜSKÜL’Ü SALINCAKTAN İNDİRİR, KENDİSİ KURULUR) Haydi başla..Sabırsızlanıyorum!

PÜSKÜL _(ŞAŞKIN) Hiçbir şey anlamadım!

HIMHIM _Anlamayacak bir şey yok, şaşkın! Başla dedim!

PÜSKÜL _Yani siz.. benim şarkı söylememi istiyorsunuz demek!

HIMHIM _Çevrede başka kimse olmadığına göre!

PÜSKÜL _Belki de biri vardır. En iyisi ben bakıp size haber vereyim..

HIMHIM _Yeter! Çıldırtma beni. Haydi, bir şarkı söyle!

PÜSKÜL _Ama sevgili Hımhım! Siz benim şarkı söylememi hiç istemezsiniz ki! Ne zaman söylemeye kalksam öfkeyle köpürürsünüz...

HIMHIM _Şimdi istiyorum, anlaşıldı mı?

PÜSKÜL _Sahi mi? Çok heyecanlıyım.. (GÜLER) Çok da mutluyum!

HIMHIM _Uzatma ve başla artık!

PÜSKÜL _Şey..Nasıl bir şarkı istersiniz?

HIMHIM _Canım, söyle bir şey işte. Acele etsen iyi olur! Sabırsızlanıyorum dedim...

PÜSKÜL _Peki! (DURAKLAR) Böyle olunca da insanın aklına bir şey gelmiyor.. . Ne söylesem...Ne söylesem?

OZAN _(SALONA) Birazdan çok eğleneceğiz arkadaşlar.. (GİTARI ÇIKARIR, ŞARKIYA BAŞLAR; PÜSKÜL ONA EŞLİK EDECEKTİR)

ARKADAŞIM ÇOK TATSIZ
ARABASIZ VE ATSIZ
ADINI SORARSANIZ
HIMHIM DENEN SURATSIZ

HIMHIM _(GÖZLERİNİ KAPATMIŞ, KEYİFLE DİNLEMEKTEYKEN, BİRDEN ÖFKELENİR) Bu ne biçim bir şarkı böyle!

PÜSKÜL _Özür dilerim Hımhım! Ne bileyim, içimden böyle bir şarkı geldi.

HIMHIM _Bunu sonra konuşuruz; bu arada senin şu garip şarkına rağmen salıncak hiç sallanmadı. Hiç ama hiç kıpırdamadı! Başka bir şarkı söyle. Çabuk!

PÜSKÜL _Başka bir şarkı demek...Peki! (YİNE OZAN BAŞLAYACAK, PÜSKÜL SÜRDÜRECEKTİR)

BAHÇEDE ÇİÇEK ÇOKTUR
KARNIM HER ZAMAN TOKTUR
PÜSKÜL DERLER ADIMA
BENDE HİÇ AKIL YOKTUR

HIMHIM _(SİNİRLİ) Sallanmıyor..Sallanmıyor!

PÜSKÜL _Çok garip gerçekten. Şu garip sözlü şarkılar nereden de aklıma geliyor!

HIMHIM _Çok mutsuzum... Çok mutsuzum!

PÜSKÜL _Özür dilerim. Böyle bir şarkı bilmiyorum.

HIMHIM _Bu şarkı değil! Çok mutsuzum diyorum...

OZAN _(ÖNE ÇIKAR) Gördünüz işte. Hımhım gerçekten de çok mutsuz arkadaşlar. Ne dersiniz? Onu biraz sevindirelim mi?Kısa bir süre için... Neden olmasın? Haydi öyleyse. (ŞARKIYA BAŞLAR)

DURMA GÜZEL SALINCAK
HAVAYA UÇUR BİZİ...

PÜSKÜL _(SÜRDÜRÜR)

SEN ARTIRIRSIN ANCAK
COŞKULU NEŞEMİZİ

HIMHIM _(SALINCAĞIN SALLANMASIYLA BİRLİKTE SIZLANMAYI KESER) Nasıl? İşte... Sallanıyor..Sallanıyor! Salıncağım sallanıyor!

PÜSKÜL _Her zaman söylerim Hımhım! Şarkı söylemekte üstüme yoktur.

HIMHIM _Konuşma da şarkı söylemeyi sürdür Püskül. Hatırlıyorum...Çocukların söylediği şarkı da buydu. Demek sırrı bu şarkıda gizliymiş... Çok mutluyum Püskül..Çok mutluyum! (SALINCAK DURUR, HIMHIM İNER; BAŞI DÖNMÜŞTÜR, BİR ZAMAN SALLANIR)

PÜSKÜL _İyi misiniz Hımhım?

HIMHIM _Merak etme, iyiyim. Hem de çok iyiyim. Dinle beni. Şimdi bu salıncak için harika bir eğlence düzenleyeceğiz Püskül. Görkemli bir eğlence olacak bu... Eşsiz bir kutlama. Orkestra şurada duracak, yiyecekler şuradaki masanın üstüne konacak... Salıncak da bir aşağı bir yukarı salınacak! Ne hoş değil mi?

PÜSKÜL _Görkemli bir eğlence demek! Çok güzel bir düşünce Hımhım! Çörekler, şerbetler.... Ben hemen çağıracağımız konuklara davetiye yazmaya başlayayım...

HIMHIM _Buraya gel şaşkın! Ne konuğu?

PÜSKÜL _Eğlence düzenliyoruz ya Hımhım! Bu eğlencenin konukları olmayacak mı yani?

HIMHIM _Hayır! Hiç kimsecikler istemiyorum. Salıncağım ve ben ..Yalnızca ikimiz...Bir de tabi ki, sen! Hepsi bu kadar işte.

PÜSKÜL _Garip! Yani, çok garip!

HIMHIM _Hiç de değil. Bu özel bir tören; sen anlamazsın. Haydi iş başına şaşkın! (BİRLİKTE ÇIKARLAR)

OZAN _Evet evet, iş başına! Ben de bu arada boş durmamalı ve onlara güzel bir sürpriz hazırlamalıyım. Arkadaşlar, sürprizim ne olabilir dersiniz? Ah, hiç söylenir mi? Birlikte göreceğiz elbette. Ancak, daha önce çocuklar ne yapıyorlar, bir bakalım. Yoksa Piraye’yi, Ayşe’yi, Aliş’i unuttunuz mu?


PİRAYE, AYŞE, ALİŞ SAHNE ÖNÜNE ÇIKARLAR


AİŞ _Ne kötü! Hımhım sırrımızı öğrendi...

AYŞE _Ne güzel sallanıyorduk! Ne harika bir salıncaktı...

ALİŞ _En çok ben sallanıyordum bir kere. En çok ben tadını çıkarıyordum!

AYŞE _Asıl ben çıkarıyordum Aliş! Asıl ben...

PİRAYE _Yine başladınız! Geç bile kaldınız aslında...

ALİŞ _Ama çok üzgünüz Piraye. Artık o güzelim bahçeye girip asla piknik yapamayacağız...

AYŞE _O harika salıncağa binip asla sallanamayacağız...

PİRAYE _Kim demiş?

ALİŞ _Piraye? Yoksa bizim bilmediğimiz bir şey mi biliyorsun?

PİRATE _Sanırım siz duymadınız çocuklar. Hımhım bu gün bahçesinde büyük bir kutlama yapıyor.. Güzel bir eğlence düzenliyor!

AYŞE _Büyük bir kutlama mı?

ALİŞ _Salıncak için olmalı!

PİRAYE _Ancak bu partiye hiç kimseyi çağırmıyormuş.

AYŞE _Konukk olmadan eğlence olur mu? Kendini beğenmiş Hımhım, ne olacak!

ALİŞ _Sanki bizi çağırsaydı gider miydik? Asla gitmezdik!

PİRAYE _Hatırlattığın iyi oldu Alişciğim!

ALİŞ _Neyi hatırlatmışım ki?

PİRAYE _Bakın, Hımhım’dan bir çağrı! Hepimizi bahçedeki eğlenceye davet ediyor...

AYŞE _Doğru mu bu? Ama...hani hiç kimseyi çağırmayacaktı?

PİRAYE _Benim duyduğum bu. Ama çağrı da elimizde işte!

ALİŞ _Öyleyse gitmek için daha ne bekliyoruz?

PİRAYE _Sahi mi Aliş? Oysa az önce Hımhım bizi çağırsa da gitmeyiz, asla gitmeyiz diyordun.

AYŞE _Şey..Aslında gitmek istemiyorum ama..

ALİŞ _En çok ben gitmek istemiyorum ama...

İKİSİ _İstiyoruz Piraye! Eğlenceye gitmeyi çok istiyoruz!

PİRAYE _Anlaşıldı. Haydi öyleyse...

ALİŞ _Yaşa Piraye. Seni çok seviyoruz.

AYŞE _En çok ben..

PİRAYE _Yeter artık! Biliyor musunuz çocuklar? Ben ise yalnızca merak ettiğim için gitmek istiyorum.

ALİŞ _Neyi Piraye?

PİRAYE _Hımhım’ın bize neden çağrı gönderdiğini elbette. Neyse, bunu gidince nasıl olsa öğreneceğiz. Haydi şimdi yola düşelim... (ÇIKARLAR)


(BAHÇE; PÜSKÜL SALINCAĞA RENKLİ KAĞITLAR, BALONLAR ASMAKTADIR)

PÜSKÜL _ Aman...Son dakikada bir aksilik olmasın sakın! Salıncağın süslenme işi tamam! Yiyecekler mutfakta hazır! Orkestra derseniz yolda... Ah, umarım Hımhım benim şarkı söylememe de izin verecek bu eğlencede. En güzel, en şirin şarkılarımı söyleyeceğim... Ya izin vermezse? Olur mu canım? Artık biliyor... Şarkı yoksa, salıncak da yok! Evet... Ortalığa son bir kez daha bakalım... Eksik bir şey var mı? Ah! Bana sorarsanız var elbette! Hiç olur mu? Konuklar olmadan eğlence düzenlendiği nerede görülmüş! Ama eğlence sahibi Hımhım’sa oluyor işte. Ayak sesleri! Hımhım geliyor...Sesimi kessem iyi olacak...

HIMHIM _(HEYECANLI, GİRER) Her şey yolunda mı sevgili Püskül?

PÜSKÜL _Şu ana kadar hiçbir terslik olmadı sevgili Hımhım!

HIMHIM _Güzel. Öyleyse sorun da yok sayılır...

PÜSKÜL _Sorun yok, çünkü konuk yok! (OZAN GİRER) Bari bir tanecik konuğumuz olsaydı... (OZAN PÜSKÜL’Ü SELAMLAR) Şöyle sizi bir güzel selamlasaydı... Ardından el sıkışsaydık.. (OZAN’LA EL SIKIŞIRLAR) Ay!

HIMHIM _Yine ne oldu Püskül?

PÜSKÜL _Sanki birisi elimi sıktı Hımhım!

HIMHIM _Sana her zaman söylüyorum. Geceleri üstün açık yatma. Yoksa aklına böyle saçma sapan düşünceler üşüşür. Eh, artık açılış provasına geçebiliriz...

PÜSKÜL _Açılış provası mı?

HIMHIM _Elbette. Orkestra gelmeden önce şarkımızı söyleyip salıncağı sallamamız doğru olacak Püskül. Bir aksilik çıkmasın diye!

PÜSKÜL _Sanırım haklısınız.

HIMHIM _(SALINCAĞA KURULUR) İşte oldu. Şarkı lütfen!

PÜSKÜL _Derhal! (ORKESTRA YÖNETİYORMUŞ GİBİ ELLERİNİ KALDIRIR, OZAN İSE HAZIRLANIR. PÜSKÜL OZAN’IN EŞLİĞİNDE SALINCAK ŞARKISINA BAŞLAR, OZAN BİR YANDAN DA SALINCAĞI SALLAMAKTADIR)

HIMHIM _Harika! Çok iyi...Sallanıyor.. Müthiş...Olağanüstü!

PÜSKÜL _Teşekkürler Hımhım!

HIMHIM _Prova bitti Püskül. Şarkıyı kesebilirsin.

PÜSKÜL _(ŞAŞKIN) Ama ben şarkı söylemeyi çoktan bıraktım Hımhım!

HIMHIM _(ŞAŞKIN) Ama...ama salıncak durmadı Püskül!

PÜSKÜL _Bu doğru...
HIMHIM _Gördün mü başıma geleni? Yine bir aksilik. Çabuk bir çare bul Püskül...

PÜSKÜL _Çare? Bulamadım... Ama madem salıncak sallanmaya devam ediyor, ben de şarkıyı sürdüreyim dilerseniz...

HIMHIM _Şaşkın! Durdur şunu çabuk. Yere inmek istiyorum...

PÜSKÜL _Ne yapmalıyım, bilmiyorum...

HIMHIM _Ah! Yardım edin bana! Başım dönüyor...midem bulanıyor... Yeter artık! Daha fazla sallanmak istemiyorum..Durdurun şunu dedim..Lütfen durdurun şunu!

PÜSKÜL_ (DOLANMAYA BAŞLAR) Bir çare bulmalı.. Bir çare bulmalı.
(DURUR) Çörek kokuyor! (ÇOCUKLAR GİRER)

PİRAYE _Merhaba Püskül...Merhaba Hımhım! Ooo! Eğlence çoktan
başlamış bile...

ALİŞ _Söylemiştim size...Geciktik demiştim işte...

AYŞE _Asıl ben demiştim...

PÜSKÜL _Siz! Çocuklar...Burada ne arıyorsunuz?

HIMHIM _İmdaaat! Yardım edin...Benimle ilgilenin...

AYŞE _Şuraya bakın! Hımhım ne güzel sallanıyor..Ne çok eğleniyor!

ALİŞ _Tadını çıkarıyor! Çığlıklar atıyor! Onu kıskanıyorum...

PİRAYE _Bu arada.. sevgili Hımhım! Bizi eğlencenize çağırmanız büyük incelik..

HIMHIM _Eğlenceye çağırmak mı? Ben..ben kimseyi çağırmadım.. Hepsi şu Püskül’ün işi..Ona soracağım elbette... Şu salıncaktan bir inebilsem ona göstereceğim dünyanın kaç bucak olduğunu.. İmdaaat!

ALİŞ _Canı hiç inmek istemiyor...

AYŞE _Sanırım haklısın. Bu gün Hımhım’dan bize sıra gelmez Aliş. Asla binemeyeceğiz.

HIMHIM _Yardım edin bana..Yardım..Lütfen!

PİRAYE _Anladım. Şarkı söylememizi istiyor. Daha hızlı, daha çok sallanmak için...

PÜSKÜL _Hayır çocuklar. Hımhım bu kez durmak istiyor. Salıncağı bir türlü durduramıyoruz. Çılgın bir at gibi sallanıp duruyor. Söz dinlemiyor...

PİRAYE _Ama bu çok kötü!

HIMHIM _Öldüm..bittim.. Başım...Midem..

PÜSKÜL _Sahi çocuklar! Sizin elinizden bir şey gelir mi acaba? Yardım edin şu Hımhım’a!

PİRAYE _Biz mi? Ne yapabiliriz acaba?

PÜSKÜL _Demek sizin de yapabilecek bir şeyiniz yok...

AYŞE _Yoksa salıncak benim şapkamın sözünü mü dinliyordu Aliş?

ALİŞ _Hayır efendim. Asıl benim ayakkabılarımdan ürküyordu...

OZAN _(SALINCAĞI BIRAKIR, TEKNİK OLARAK EL VERİRSE, SALINCAK HAVADAKİ KONUMUNDA KALACAKTIR, OYUNCULAR DA OLDUKLARI YERDE KALMALIDIRLAR) Sahi, salıncak nasıl duruyordu arkadaşlar? Aslında yanıtı çok kolay. Tıpkı başladıkları gibi... Yani salıncağı şarkıyla salladıkları gibi, yine şarkıyla durdurabilirler. Ne dersiniz arkadaşlar? Hımhım’ın salıncağı öyle kolay kolay duracak gibi görünmüyor. Peki ya bahçesini çocuklarla paylaşması, onlarla dostluk yapması çok mu zor sanki? İnanın bu da çok kolay! Yeter ki istesin...Şarkının gücüne olduğu gibi, sevginin gücüne de inansın! Evet... dostunuz Ozan’ın da artık ortaya çıkma zamanı geldi. Şimdi tıpkı sizler gibi onlar da beni görebilecek. Öyleyse haydi! (SALINCAĞA YAKLAŞIR, NORMAL KONUMUNA GETİRİR)

HIMHIM _Aman öldüm...Lütfen artık durdurun şunu...

PÜSKÜL _Salıncak durdu...Sevgili Hımhım salıncak durdu...

HIMHIM _Nasıl? Doğru ya! Salıncak durmuş... Kurtuldum sonunda...

OZAN _(YAKLAŞIR) Durun inmenize yardım edeyim.

HIMHIM _Teşekkür ederim, çok naziksiniz! (ŞAŞKIN) Hey! İyi ama siz kimsiniz?

OZAN _Davetlilerden biri elbette. Unuttunuz mu, bana çağrı göndermiştiniz...

HIMHIM _Çağrı mı? (İNMİŞTİR) Hep şu Püskül’ün işleri bunlar. Herkese çağrı göndermiş anlaşılan!

OZAN _Ne güzel değil mi? Birlikte daha çok eğlenebiliriz.

HIMHIM _Daha çok eğlence mi? Yani...inanayım mı buna?

OZAN _En iyisi denemek! Ne dersiniz arkadaşlar?

PİRAYE _Biz çoktan hazırız.

OZAN _Öyleyse..siz çocuklar doluşun salıncağın içine!

HIMHIM _Ama benim salıncağım...

OZAN _Onu konuklarınızdan sakınacak mısınız yoksa? (ÇOCUKLARI SALINCAĞIN İÇİNE ALIR) Haydi Piraye! Daha ne diye bekliyoruz?

PİRAYE _Beklemek mi? Neyi bekliyoruz?

OZAN _Şarkıyı elbette!




(OZAN ŞARKIYA BAŞLAR, ŞARKIYLA BİRLİKTE SALINCAK SALLANMAYA BAŞLAR. ÇOCUKLAR EĞLENMEKTEDİRLER. OYUNCULAR SALINCAĞIN ÇEVRESİNDE BİR HALKA OLUŞTURURLAR, HIMHIM ONLARI KENARDAN İZLEMEKTEDİR)

HIMHIM _Güzel..Hım hım.. Fena olmadı sanırım!

PİRAYE _Haydi Hımhım! Bir kez de sen bin salıncağa!

HIMHIM _Başıma kötü şeyler gelmesin sakın? En iyisi daha sonra bineyim ben...

ALİŞ _(SALINCAKTAN İNER) Öyleyse saklambaç oynayalım, ne dersiniz?

PÜSKÜL _Aman..Şimdi kim saklanacak?

AYŞE _Onu bunu bilmem. .Aliş’i yakalayan çörek kazanır!

PÜSKÜL _Demek çörek kokusu Aliş’ten geliyordu...Öyleyse tuttum seni.. (KOVALAMACA BAŞLAR; OZAN ÇOCUKLARLA PÜSKÜL’ÜN ARASINA GİRER, ÖNCE PÜSKÜL ARDINDAN HIMHIM YERE DÜŞERLER)

PÜSKÜL _Hoş geldiniz!

HIMHIM _Yine aynı şey! Ancak bu kez gerçekten birisine çarptık Püskül!

PÜSKÜL _Eğleniyor musunuz bari?

HIMHIM _Sanırım...evet! Baksana..Şu konuğun adı neydi?

PÜSKÜL _(KÜÇÜMSER) Onu Ozan diye çağırıyorlarmış!

HIMHIM _Pek küçümsedin...

PÜSKÜL _Biliyorsunuz ki, buralardaki tek gerçek ozan benim. İçimden geçen
o güzelim şarkıları söylerken...

OZAN _(GİTARI HAZIRLAR, ÇOCUKLAR YANINA YAKLAŞIR)

HER SABAH HER SABAH
GÜLEREK UYAN

ŞARKIDAN ŞARKIYA
GEZEREK UYAN

PÜSKÜL _ (GÜLEREK DOĞRULUR) Duyuyorsunuz değil mi? Bu benim şarkım.. Tüm ülkede söyleniyor demek.. Ne güzel!

HIMHIM _Bu şarkıyı daha önce de duymuştum sanırım. Eh, o kadar kötü değilmiş.

PÜSKÜL _Beğendiniz. Artık şarkılardan nefret etmiyorsunuz...

HIMHIM _Biliyor musun Püskül..Aslında benim sesim de fena değildir hani...

PÜSKÜL _Öyleyse dinlemeliyim. İçinizden geçen şarkıyı ilk fırsatta dinlemeliyim Hımhım!

PİRAYE _Peki salıncağa binme sırası gelmedi mi?

HIMHIM _(CESARETLİ) Geldi..Geldi evet. Peki çocuklar...Beni izleyin!
(SALINCAĞA GEÇER, ÇOCUKLAR ONU İZLERLER. ŞARKIYI BİRLİKTE SÖYLEMEYE BAŞLARLAR. OZAN YAVAŞÇA ARALARINDAN AYRILIR)

OZAN _ İzlediniz işte. Pek çok öyküde olduğu gibi bu öykü de güzel bitti. Umarım bundan sonra hepsi iyi birer arkadaş olacaklar. Günleri salıncakla, hoş kokulu çöreklerle ve en önemlisi o güzelim dostlukla geçecek... Öykünün başında söylemiştim... Ben buraya geçerken uğradım... Şimdi ayrılık zamanı. Belki günün birinde, bir başka öyküde yeniden karşılaşırız, kim bilir! Sahi, sizler onların bu keyifli eğlencesine neden katılmıyorsunuz? Yoksa sizin bir şarkınız
yok mu? Umarım vardır...Mutlaka vardır!

(OZAN SALONU TERK EDER. DİĞER OYUNCULAR SALONDAKİ
ÇOCUKLARIN YANINA GİDERLER)




Oyunun Sonu








































3103




Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.