Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    





Bir de Bizden Dinleyin

İki Perde

Oyun Kişileri

Oyun Metninden Bir Bölüm Eklenmiştir

Oyun Hakkında


Çocuk/Kabare

Oyuncular/



SELİM

IŞIK

YONCA

PERİ

ARDA






Oyun başladığında oyuncuları sahne üstünde sıkıntılı bir biçimde bir aşağı bir yukarı gezinirlerken görürüz...


SELİM _(BEKLER; ORTAYA GELİR) Arkadaşlar! Size biri iyi, biri kötü iki haberim var.
IŞIK _Biri iyi, biri kötü iki haber mi? Yandık desenize.
YONCA _Önce kötüyü sonra iyiyi söyle bari...
PERİ _Hayır hayır... Önce iyiyi sonra kötüyü söyle Selim arkadaş!
SELİM _Ben de öyle düşünüyorum Peri. Evet, önce iyi haber... Seyirci dostlarımız salonu doldurmuşlar..Hem de tıklım tıklım doldurmuşlar...
DİĞERLERİ _Harika bir haber bu! Yaşasın...
SELİM _Anlaşılan kötü haberi duymak istemiyorsunuz.
ARDA _Onu da söylemek zorunda mısın?
SELİM _Ne yazık ki evet.. Söylüyorum. (SAYAR) Bir iki...üç!
IŞIK _(ABARTILI) Ah! Çok kötüymüş.. Demek bir iki.. hele ki şu üç! Mahvolduk.. Bir iki neyse ama şu üç....Üçe dayanamam...
YONCA _Yapma Işık. Selim daha bir şey söylemedi ki!
IŞIK _İnanmıyorum. Yoksa şimdi de dört beş ve altı mı diyecek? Felaket!
SELİM _Bırakın gevezeliği! Kötü haberi söylüyorum. Seyirci arkadaşlar salonu doldurdular ama...yazarımız..ne yazık ki oyunumuzu yetiştiremedi.
ARDA _Nasıl? Yani oynayacağımız oyun... gelmedi mi?
PERİ _Olamaz! Ahmet ağabey, yani sevgili yazarımız oyunu yazıp bitirmemiş mi yoksa?
SELİM _Ne yazık ki bitirmemiş Peri..
PERİ _Olamaz! Demek yazarımız bir bir..bir tembel!
IŞIK _İki sözünde durmayan, üç dalgacı ve dört biz burada rezil olduk... Gördünüz işte...Sayı saymalarım boşuna değilmiş.
YONCA _İyi ama...şimdi salondaki arkadaşlara ne söyleyeceğiz?
IŞIK _Mutlaka bir şey söylemeliyiz.
ARDA _Şey..Şarkı söylesek nasıl olur?
SELİM _Peri ciddi ol lütfen!
PERİ _Biz de ciddi bir şarkı söyleriz. Örneğin sert adımlı bir marş!
YONCA _Of! Çok utanıyorum. Ne yapacağız?
SELİM _Ben kendimi feda ediyorum. Arkadaşlardan özür dileyeceğim.
IŞIK _Çok doğru Selim kardeş. Evet, böyle yapmalısın.
SELİM _Öyleyse..hoşça kalın!
ARDA _(ONU TUTAR) Hey..Nereye gidiyorsun?
SELİM _Şey..Eve gidip bir özür mektubu yazayım dedim Ardacığım.Sonra fotokopiyle çoğaltıp geri gelirim... Derken, bütün arkadaşlara tek tek dağıtırız.
IŞIK _Olmaz!
SELİM _E çift çift dağıtırım. Biri okur biri dinler..
YONCA _Şaka yapıyorsun.
SELİM _Şaka yapmıyorum ama.. . (DÜŞÜNÜR) Bir dakika! Hımm! Bakın, bu hiç fena fikir değil arkadaşlar.
PERİ _Aklına ne geldi Selim ?
ARDA _Evet evet. Aklındakileri bizimle paylaşsan iyi olur.
SELİM _Bence yazarımız oyunu bitirene kadar seyircilerimizi oyalayabiliriz.
YONCA _Harika! Zamanın nasıl geçtiğini anlamasınlar..
PERİ _Bu işi ben yapabilirim. Uyusun da büyüsünler..Ninni! Tıpış tıpış yürüsünler..Ninni!
IŞIK _Ne yapıyorsun Peri?
PERİ _Şey..Salonu uyutayım dedim. Salon mışıl mışıl uyurken bakmışsınız oyunumuz gelivermiş. Nasıl fikir ama?
ARDA _Berbat! Tek kelimeyle berbat!
IŞIK _Bence başka bir yol bulmalıyız.. (DÜŞÜNMEYE BAŞLARLAR)
YONCA _(YERE EĞİLİR) Buldum!
HEPSİ _Harikasın Yonca. Ne buldun?
YONCA _Şey..Az önce tokamı düşürmüştüm de..onu buldum.
SELİM _Of! Bu böyle olmaz. Bence...bence çocuklara güzel oyunlar oynamalıyız arkadaşlar.
YONCA _Onları gülüp eğlendirmeliyiz.
ARDA _Öyle ki, gülmekten yerlere devrilmeliler..
IŞIK _Tamam. Ben gidip gıdıklama tozu alıp geleyim.
SELİM _Gel buraya! Başka bir yol...Başka bir yol bulmalıyız.
HEPSİ _Başka bir yol... Başka bir yol!
(TOPLANIP FISILDAŞIRLAR)
YONCA _Elbette! Neden olmasın?
SELİM _Neden olmasın? Haydi öyleyse iş başına.
IŞIK _Bakın..Sanki oyunumuz şu an yeni başlıyormuş gibi..
YONCA _Daha önce hiçbir şey olmamış gibi...
ARDA _Şaka, oyun, eğlence...
SELİM _Biraz gösteri, biraz düşünce..
IŞIK _Olanı, biteni bir de bizden dinleyin!
YONCA _Bizler burada oynayalım, sizler bir güzel izleyin!
IŞIK _Habere bakın habere...
ARDA _Başlıyor Çocuk kabare!
YONCA _Evet..Başlıyor çocuk kabare..



ŞARKI/ Neler olur neler biter
Kah sevimli kah bin beter
Büyüklerden ikaz (uyarı) yeter

Yolumuzu gözleyin
Sözümüzü, öykümüzü
Bir de bizden izleyin!

Çocuklara kulak verin
Haydi dünyalarına girin!
Yaşam onlarındır yarın

Yolumuzu gözleyin
Sözümüzü öykümüzü
Bir de bizden izleyin!



SELİM _Evet, oyunlarımız başlıyor. Önce...önce Can’ın öyküsünü anlatmalıyız arkadaşlar. Işık? Sahi sen Can’ı tanıyor musun?
IŞIK _Can mı? Hiç Can diye bir arkadaşım olmadı benim!
SELİM _Öyleyse kutlarım, artık var. Kendinle tanış.
IŞIK _Anlamadım. Kendimle mi?
SELİM _Evet. Kabaremizin ilk öyküsü Can’la ilgili. (ABARTILI) Tanıştırayım..Can, bu ise Işık. Memnun oldun..Memnun oldu... Tokalaş kendinle.. Tokalaş dedim!
IŞIK _Ama Selim !
SELİM _Peri! Getir bakalım Can’ın günlük defterini..
PERİ _(ABARTILI BİR DEFTER GETİRİR) İşte günlük defteri..
YONCA _Bu da günlük yazmak için bir kalem! (KALEM YETİŞTİRİR)
ARDA _Ben de silgi getireyim bari..
SELİM _Buraya gel Arda! Silgiye filan gerek yok..
IŞIK _İyi ama ben şimdi ne yapacağım?
SELİM _Sorduğu soruya bak! Elbette günlük tutacaksın. Haydi bakalım, sana kolay gelsin.

(DİĞERLERİ KAÇIŞIR)



IŞIK _(BİR SÜRE DÜŞÜNÜR, YAZMAYA BAŞLAR) Sevgili günlük. Hayat ne kadar güzel. Dışarıda ışıl ışıl bir güneş var..Şimdi sokağa çıkıp arkadaşlarıma uğrayacağım. İnsanın arkadaşı olması ne kadar hoş bir şey sevgili günlük. Ne kadar hoş!
(IŞIK OYUNA GEÇER, SES YA DIŞ SES OLARAK SÜRECEK,
YA DA IŞIK’IN AĞZINDAN KONUŞMA OLARAK DEVAM EDECEKTİR) Sevgili günlük, bu gün önce arkadaşım Nurdan’a uğradım.
YONCA _(ELİNDE GİTAR, ŞARKI SÖYLEMEKTEDİR) Tra la la...Ali Baba’nın bir çiftliği var..
IŞIK _(ŞAŞKIN) Nurdan! Merhaba... Ne kadar güzel...Hem gitar çalıyor, hem de şarkı söylüyorsun..
YONCA _Evet Can! Nasıl kulağına hoş geliyor değil mi? Gelsene.. Hey! Nereye gidiyorsun?
IŞIK _(CANI SIKKIN, UZAKLAŞIR) Şey..Gitmeliyim Nurdan.. Hemen gitmeliyim. (DEFTERİ AÇAR) Sevgili günlük.. Çok mutsuzum. Bu gün arkadaşım Nurdan’a uğradım..O kadar güzel şarkı söylüyor ki! Parmakları gitarın üstünde kelebek gibi dolaşıyor..Oysa ben..Oysa ben ne gitar çalabilirim, ne de şarkı söyleyebilirim.. Çok mutsuzum çok mutsuzum..
SELİM _Ah! Can’ı gördünüz mü arkadaşlar? Sanırım gereksiz yere üzüyor kendisini. Ne yaparsınız.. Onun da yapısı böyle işte. Hey! Yine bir yerlere gidiyor olmalı. En iyisi Can’ın peşine düşelim bakalım..
IŞIK _(SPOR YAPMAKTA OLAN YONCA’NIN YANINA YAKLAŞIR) Merhaba Serdar. Ne yapıyorsun böyle?
ARDA _Ooo! Arkadaşım Can gelmiş. Sorma Can! Spor yapıyorum. Biliyorsun, geçen yıl çocuklar arası yarışmalarında iki madalya almıştım. Bu yılki oyunlarda amacım dört madalya kazanmak... Bunun için daha çok çalışmalıyım... Daha çok çalışmalıyım.. (SPORU SÜRDÜRÜR) Yanımda durup hareketlerimi sayabilirsin.. Hey! Nereye gidiyorsun Can?
IŞIK _(DEFTERİN BAŞINA GEÇER) Çok mutsuzum Sevgili günlük. Bu gün arkadaşım Serdar’a uğradım. Nasıl başarılı bir sporcu. Sanırım bu yıl bütün madalyaları o toplayacak. Ya ben...Asla başarılı değilim..Ne onun kadar hızlı koşabilirim, ne de onun gibi yüksek atlayabilirim.. Ben..ben başarısız bir çocuğum Sevgili günlük..Çok mutsuzum...Çok!

PERİ _Hey! Neler oluyor bu Can’a böyle... Bakın,şimdi de Mustafa ağabey’in yanına uğruyor. Ooo! Başındaki şapkaya, elindeki fırçalara bakılacak olursa Mustafa ağabeyimiz bir ressam!
SELİM _ Gel Can..Yanıma yaklaş...Tuvalimdeki renkleri izle. Nasıl, çalışmam iyi gidiyor mu sence?
IŞIK _Ama bu harika bir resim Mustafa Ağabey. Ne kadar güzel yapmışsın..
SELİM _Fena olmadı sanırım.Şimdi de şuraya biraz daha kırmızı süreceğim..Sonra da... Hey? Can! Nereye gidiyorsun?

IŞIK _(DEFTER) Ah...Sevgili günlük.. Çok mutsuzum çok! Mustafa ağabey harika resim yapıyor..Oysa ben fırça tutmayı bile beceremem.. Ne kadar mutsuzum!
YONCA _Arkadaşlar! Bu işte bir yanlışlık var değil mi? Can’ın bu kadar mutsuz olması akıl alır gibi değil! Ama bir şeyler yapmak gerekiyor sanırım..Durun bakalım...Orada neler oluyor?
ARDA _Şu gördüğünüz Can’ın annesi değil mi yoksa?




PERİ _(CAN’IN ANNESİ, DEFTERİ OKUMAKTADIR) Nurdan’ın parmakları gitarın üstünde kelebek gibi.. Serdar bir rüzgar kadar hızlı koşuyor... Renkler tuvalin üstünde baharın şarkısını söylüyor..Aman Tanrım! Ne kadar güzel!
IŞIK _(YAKLAŞIR) Anne! Aşk olsun! Demek gizlice günlüğümü okuyorsun..
PERİ _Şey...Özür dilerim Can! Aslında okumamam gerek, haklısın ama.. ne bileyim, ortada bırakmışsın.Şöyle göz ucuyla baktım ve..
IŞIK _Baktın ve ne kadar mutsuz olduğumu gördün, öyle değil mi anne?
PERİ _Mutsuz musun Can? İyi ama neden?
IŞIK _Elimden hiçbir şey gelmiyor anne. Ne gitar çalıp şarkı söyleyebiliyorum, ne de sporun herhangi bir dalında başarılı olma şansım var! Resim dersen, ah ondan hiç anlamam. Oysa arkadaşlarım ne kadar marifetli.. Ne kadar becerikli!
PERİ _İyi ama ben böyle düşünmüyorum Can! Bence sen...sen de çok yetenekli bir çocuksun.
IŞIK _Yetenekli mi? İyi ama hangi alanda?
PERİ _Tabii ki yazma alanında. Şu okuduğum satırlar öylesine güzel, öylesine etkileyici yazılmış ki..
IŞIK _Şey... doğru mu söylüyorsun anne?
PERİ _Elbette benim yetenekli oğlum. Bence sen ileride başarılı bir yazar olabilirsin. Çünkü günlüğünde yazdıkların bunu kanıtlıyor.
IŞIK _Ah...Ben hiç böyle düşünmemiştim.
PERİ _Düşünsen iyi olur. Yalnızca düşünme, biraz daha yaz! Çünkü yazdıklarını okumak için sabırsızlanıyorum.
IŞIK _Sahi mi anne?
PERİ _Elbette benim yetenekli oğlum.. (UZAKLAŞIR)
IŞIK _(KEYİFLE) Sevgili günlük..Bu gün çok ama çok mutluyum...Çünkü bu gün kendimi daha iyi tanıdım. Becerilerimin farkına vardım. Annem..biricik annem bu konuda bana çok yardımcı oldu. Evet, ne diyordum:.... (MÜZİK DUYULUR)

SELİM _Tamam Işık! Oyun bitti...
IŞIK _Bırakın beni, biraz daha yazmak istiyorum.
YONCA _Sanırım Işık kendisini oyuna fena kaptırdı arkadaşlar!
PERİ _Ne yapalım! Öyleyse o partiye katılamayacak demektir.
ARDA _Biz de partide kendi aramızda eğleniriz artık...
SELİM _Parti mi? Ne partisi?
PERİ _(YAVAŞ) Unuttun mu Selim? Bu gün Yonca’nın doğum günü!
SELİM _Ah! Nasıl unutmuşum! Hemen bir şeyler yapmalıyım.
IŞIK _Ama ben unutmadım!
YONCA _Oh! Neyse sonunda aramıza döndün Işık.
ARDA _Hey! Benim unuttuğumu düşünmüyorsunuz ya!
SELİM _Arkadaşlar...Siz hazırlıklarınızı yapın, ben de bu arada Yonca’yı oyalayayım. Hazırlıklar bitince güzel bir kutlama yaparız. Tam bir sürpriz parti olur!
IŞIK _Anlaştık Selim ağabey! Haydi Peri.. Haydi Arda! Biz hazırlanalım.
SELİM _(YONCA’NIN YANIN GİDER, ACEMİ HAREKETLERLE ONU OYALAMAYA ÇALIŞIR) Yonca! Pencereye bakar mısın?
YONCA _Pencereye mi bakayım?
SELİM _Evet evet... Şimdi de pencerede ne görüyorsan bana söyle.
YONCA _Sanırım ilk fırsatta kolları sıvayıp temizliğe girişmelisin Selim . Çünkü pencerede kocaman lekeler görüyorum.
SELİ;M _Canım bırak şimdi lekeleri...Biraz daha dikkatli bak. Başka şeyler görmeye çalış..
YONCA _Hım! Pencere macunu değişmeli. Şu ahşaplar çürümüş.. Pencere kolu da bozuk sanırım.
SELİM _Yeter! Biliyor musun? Hiç romantik değilsin Yonca.
YONCA _Sahi mi?
SELİM _Elbette. Pencereden bakınca başka şeyler görmelisin oysa..
YONCA _Nasıl şeyler?
SELİM _Parlak gün ışığı sana yaşam sevgisi vermeli.. Ağaçlarda gezinen rüzgar yüreğini kabartmalı..Kuş cıvıltıları gezme arzunu kamçılamalı..
YONCA _Sanırım haklısın Selim ağabey. Bana gerçekleri hatırlattığın için teşekkürler.
SELİM _Gerçekler mi?
YONCA _Parlak gün ışığı dedin...Buraya gelirken perdeleri çekmeyi unuttuğum aklıma geldi. Halılar solacak ve annem bana çok kızacak. Ağaçlarda gezinen rüzgar ise açık bıraktığım balkon kapısından içeriye kuru otlar savuracak..Hele ki kuşlar...Sanırım kafesteki güzel kuşlarımızın yemini vermeyi unuttum...
SELİM _Yeter... Daha fazla dayanamayacağım..Yeter!

( IŞIK ARDA ve PERİ ABARTILI BİR PASTA BUTAFORUYLA GİRERLER)
IŞIK _ Evet...İyi ki doğdun Yonca.. İyi ki doğdun Yonca!
ARDA _Doğum günün kutlu olsun!
PERİ _Haydi arkadaşlar. Pastayı uygun bir yere bırakalım artık.
YONCA _(ŞAŞKIN) Arkadaşlar! Ah...Demek doğum günümü hatırladınız...Çok ama çok mutluyum. Çok teşekkür ederim..Hepinize çok teşekkür ederim.
SELİM _Tamam. Şimdi de üfle ve mumları söndür. Ama sakın bu işlem sana evde söndürmeyi unuttuğun ampulleri hatırlatmasın.
YONCA _Ah! Selim... Az önce sana takılmıştım.
IŞIK _Güzel! Şimdi de sıra armağanlara geldi. Yalnız..daha önce yapılması gereken bir iş var..
PERİ _(YAVAŞ) Selim ? İş sana düşüyor.
SELİM _Yine ne var?
ARDA _Şşşt! Sen Yonca’yı yeniden oyala, biz de armağan paketlerimizi getirelim.
SELİM _Yine mi? Pekala. (IŞIK, ARDA VE PERİ KAYBOLUR) Yonca!
YONCA _Efendim ?
SELİM _Şey! Şu kapıya bir bakar mısın? Kim bilir sana neler hatırlatacaktır.
YONCA _Kapı! Ardına kadar açılıyor... Harika yolculuklara çıkıyorum..Yeni ülkeleri, yeni insanlar beni bekliyor. Nasıl? Bu kez istediğin gibi konuştum değil mi... Sence ben romantik miyim?
SELİM _Haklısın da... Bu kez ben...yani...Aslında yalnızca kapının tozlu olduğunu söylemek istemiştim...
PERİ _(BÜYÜK BİR ÇUVALI ARDA İLE BİRLİKTE ÇEKE ÇEKE GETİRİRLER) Of! İşte sonunda oldu.
ARDA _Oldu ama hiç de kolay olmadı...
SELİM _Hey! Peri, Arda...Bunlar da ne böyle?
PERİ _Doğum günü armağanlarımız elbette. Öyle değil mi Arda?
ARDA _Evet. . Hepsi de sevgili arkadaşımız Yonca için!
PERİ _Neyse. Paketleri çıkarmaya başlasak iyi olacak.. Bu benden!
ARDA _Bu da benden! Hop!

(ÇUVALDAN SARILI PAKETLERİ ÇIKARMAYA BAŞLARLAR)
PERİ _Bu da benden Yonca’ya!
ARDA _Hop hey bu da Yonca’ya! .Hop bunlarda..Bu da...
(YONCA PAKETLER ALTINDA KALMIŞTIR)
SELİM _Hey! Yeter artık!
PERİ _Ne oldu? Yanlış bir şey mi yaptık?
ARDA _Ne güzel armağan veriyorduk...
YONCA _Sevgili arkadaşlarım..Ama bütün bu armağanlar inanın çok fazla.
PERİ _Fazla mı? Yapmayın ama...Ben biricik arkadaşımı o kadar çok seviyorum ki...
ARDA _Bir dakika! Yani benden daha çok mu seviyorsun?
PERİ _Bilmem ama...Benim armağan paketlerim sanırım daha fazla!
ARDA _Kim demiş? En iyisi sayalım...
PERİ _Sayalım, evet. Kimin paketi daha fazlaysa...
YONCA _Peri! Arda! Ne yapıyorsunuz böyle? Ne diyeceğimi bilemiyorum.
SELİM _Ama ben biliyorum sevgili arkadaşlar. Sanırım şu armağan işini hepimiz biraz fazla abartıyoruz.
PERİ _Sahi mi Selim?
SELİM _Yani sevginizi armağan paketlerinin çokluğuyla mı açıklayacaksınız? ARDA _Şey... Sanırım biraz ileri gittik gerçekten..
SELİM _Ha şunu bileydiniz! Önemli olan gönül almak.. dostumuzu, sevgili arkadaşımızı hatırlamış olmak. Bunun için, küçücük bir armağan bile bilseniz ne kadar önemli...
PERİ _Sanırım haklısın Selim...
ARDA _Biz az önce epey komik duruma düştük..
PERİ _Arkadaşlar da bize hayli gülmüşlerdir sanırım...
SELİM _Düşünsenize, paketler sevgi yarışı için bir gösterge olsaydı kim daha çok paket yüklenip taşırsa yarışı da o kazanırdı...
PERİ _ Ah! Yaptığımdan utandım şimdi.
YONCA _Neyse...Olan olmuş bir kere. Ama unutmayın ..Bir daha
böyle yapmak yok.
PERİ _Söz! Bir daha olmayacak..
ARDA _Kimse yarışırcasına armağan almayacak....
IŞIK _(ELİNDE BİR DEMET ÇİÇEK, GİRER) Sevgili arkadaşım!
İyi ki doğdun!
YONCA _Olamaz! En sevdiğim çiçeklerden. Çok teşekkür ederim Işık. Çok teşekkür ederim.
SELİM _Gördünüz mü ? Işık asıl güzel olanı yaptı. Tutup Yonca’ya sevdiği çiçeklerden getirdi..
PERİ _Bir demet çiçek, bizim bir çuval armağandan daha öne geçti sanki..
ARDA _Of! Bunu daha önce akıl etmeliydik...
SELİM _Önemli olan sevdiğimiz için küçük de olsa güzel bir jest gerçekleştirmek..
YONCA _Işık? Bir şey soracağım..Şey... bu güzel çiçekleri nereden buldun peki?
IŞIK _İnan hiç zor olmadı Yonca..
YONCA _Sahi mi?
IŞLIK _Evet, biliyorsun, sizin bahçede bunlardan bir hayli var. Girip bir güzel topladım.
YONCA _Ne? Bizim bahçeden mi? Annemin gözü gibi koruduğu canım çiçekler..
IŞIK _Annene hiç görünmedim.. (KAÇAR)
YONCA _(KOVALAR) Buraya gel..Buraya gel diyorum sana..
SELİM _Eyvah! Doğum günü partisi hiç de iyi sona ermeyecek sanırım. En iyisi, partiyi güzel bir şarkıyla tamamlamak...

ŞARKI/ Sevgiyle...sevgiyle
El uzatmak, söz söylemek sevgiyle

İyi ki doğdun Ali, iyi ki doğdun Ayşe
Zeynep, Osman, Armağan, Kutlu, Enver, Melike
Hey çocuklar, biz çocuklar hepimiz
İyi ki doğduk, iyi ki varız!
Biz dostlukla, gülücükle, biz sevgiyle yaşarız


(YONCA VE PERİ ELLERİNDE SÜRAHİ VE SİMİT TABLASI; GİRERLER)

YONCA _Sevgili arkadaşlar! Size bir haberimiz var.
SELİM _Hadi bakalım. Şimdi neler oluyormuş bir görelim..
PERİ _Yonca ve ben ticarete başlıyoruz !
IŞIK _Ticaret mi?
ARDA _Hah! Zaten bir bu eksikti...
YONCA _Cesaretimizi kırmayın...Yaşam kolay değil.Günümüzde herkesin evine katkı sağlaması, bunun için de para kazanması gerekiyor...
PERİ _Sonuç olarak, Yonca limonata satacak, ben de simit!
SELİM _Aferin size arkadaşlar. Günümüzde herkes sizin gibi girişimci olmalı.
ARDA _Simit ve limonata demek! Yoksa ben de mide ilacı mı satsam?
YONCA _Arda! Lütfen ama... Şakanın sırası değil. Biz çok ciddiyiz.
IŞIK _Nasıl satacaksınız acaba? Görmek istiyorum..
SELİM _Doğru. Bu konuda çalışma yapmalısınız. Örneğin satış sırasındaki seslenme tarzınız..Bakın çok önemli..
ARDA _Peki, denemeye ne dersiniz?
YONCA _Sanırım satış yaparken biraz bağırmamız gerekecek..
SELİM _Elbette! Hem de sonuna kadar.
ARDA _Yüksek sesle bağırmalısınız çocuklar. Bu konuda size yardım edebilirim.
YONCA _Nasıl yani?
ARDA _Ayaklarınıza basarım.. O zaman sesiniz daha gür çıkar.
SELİM _Arda, yeter! Çocuklar isz ona aldırmayın ve şu ses denemesine başlayın..
PERİ _Öyleyse ben deniyorum. (BAĞIRIR) Simit...Taze simit! Nasıl? İyi bağırdım mı?
IŞIK _Öyle iyi bağırdın ki Peri, sanırım çevrede kim varsa bir başka köşeye kaçtı.
YONCA _Ben ise şöyle sesleneceğim arkadaşlar. (KİBAR) Limonataya gelin. Taze vitamin sizleri bekliyor.. Yüksek kalori bu limonatada.. Besleyici, ayrıca özenle hazırlanmış...
ARDA _Aman aman aman! Böyle limonata satılmaz Yonca hanım.
YONCA _Ya nasıl bağırmalıyım?
ARDA _Şöyle. (TAKLİT) Hayde...Limona gel..Buz! Çenelere keman çaldırıyor... Buz gibi limooon!
YONCA _Sanırım biraz uğraşmam gerekecek.
IŞIK _Haklısın. Neyse, size iyi alışverişler.
SELİM _Umarım satışlar iyi gider... (SELİM IŞIK VE ARDA ÇIKARLAR)
PERİ _Haydi simit gevrek..
YONCA _Haydi limonata da gevrek..
PERİ _Hayır, sen limonata buz diye bağıracaksın Yonca.
YONCA _Haklısın..Karıştırdım. Haydi limon buuuz!
PERİ _Haydi simit buz!
YONCA _Bak, sen de karıştırdın.
PERİ _Haklısın. Kolay iş değilmiş. Şey..Bağırırken bağırırken susadım birden.
YONCA _Sahi mi?
PERİ _Dur,en iyisi senden bir bardak limonata satın alayım. Hem de iş yapmış olursun.
YONCA _Doğru. İlk alışverişimi yapmış olurum Buyurun limonatanızı..
PERİ _Teşekkür ederim. (ALIR, İÇER) Ah! Çok güzel olmuş elinize sağlık. Buyurun, bu da limonatanın ücreti..
YONCA _Teşekkür ederim..
PERİ _Haydi simit gevrek..Sesim düzeldi gördün mü? Simit gevrek..Eee? Yonca sen niye bağırmıyorsun?
YONCA _Şey..Sanırım karnım acıktı Peri..
PERİ _Karnın mı acıktı? Dur bakayım..İstersen sana simitlerimden bir tanesini satayım.
YONCA _Ben de bunu söyleyecektim.
PERİ _Öyleyse buyurun bir simit..
YONCA _Teşekkürler..Buyurun, bu da ücretiniz..
PERİ _Az önceki para yine bana geldi.. Şey, bana bir bardak daha limonata versen..
YONCA _Buyurun limonata..
PERİ _Buyurun para..
YONCA _Şey..Şimdi simit..
PERİ _Buyurun simit..
YONCA _Bu da parası!
SELİM _(GÜLEREK GİRER) Ha ha ha! Bravo size. Peri, bakıyorum simitler azalmış..Ya Yonca? Limonata bitmek üzere. Sanırım çok ama çok para kazandınız..
YONCA _Ne gezer!
PERİ _Topu topu bir lira!
YONCA _O da bir oraya..bir buraya!
SELİM _Anladım. Sizler hem satıcıydınız, hem de müşteri. Ah, bu durumunuz bana eğlenceli bir öyküyü hatırlattı çocuklar!
ARDA _(IŞIK’LA BİRLİKTE GİRER) Eğlenceli bir öykü mü?
IŞIK _Hangi öyküymüş bu, öğrenebilir miyiz?
SELİM _Evet! Adı da Şalyap Kutusu!
YONCA _Şalyap Kutusu mu? Ne garip bir adı varmış böyle?
SELİ;M _Siz adını bir yana bırakın da öyküye bakın. Yalnız bu öykü için bana bir Ayşe Nine gerekiyor arkadaşlar. Nereden bulacağız Ayşe nineyi?
PERİ _Şey..ben Ayşe Nine olsam?
SELİM _İyi ama simitçilik ne olacak?
PERİ _O işten zaten sıkılmıştım!
SELİM _Ah sabırsızlar sizi. Peki, sen Ayşe Nine’sin ama bir de torun Ali gerek bize.
YONCA _Torun Ali mi? O kim olacak peki?
ARDA _(GİYİNMİŞ, GİRER) İşte..Ali karşınızda!
SELİM _Hah! Arda dünden hazırmış demek. Öyleyse başlayalım Şalyap Kutusu öyküsüne.. Efendim, öykümüzdeki, küçük Ali’nin canı fena halde sıkkın olmalı.. Homurdana homurdana gezip durduğuna göre...
ARDA _(OYUN) Olmayacak..Hiçbir zaman olmayacak...
PERİ _A Ali oğlum... Ne diye homurdanıp gezinirsin?
ARDA _Ah Ayşe ninem, güzel yüzlü büyükannem...Sorma çok dertliyim.
PERİ _Derdini söylemeyen derman mı bulurmuş? De bakalım neymiş seni üzen?
ARDA _Büyükanne! Biliyorsun Murat Usta çamurdan harika testiler yapar.Yalnız testi mi? Vazolar, kaseler, daha neler neler... Ona nasıl özeniyorum bir bilsen. Ama Murat Usta bana mesleğinin sırrını asla söylemiyor. Değil söylemek, tezgahın yanına bile yaklaştırmıyor.
PERİ _Anlaşıldı evlat! Sen Murat Usta’dan işin sırrını öğrenmek istiyorsun. Peki öyleyse sana bir şey vereceğim. Bu verdiğimi ona iletirsen sana mesleğin sırrını mutlaka söyleyecektir. (YALDIZLI BİR KUTU ÇIKARIP UZATIR)
ARDA _Ayşe Nine? Bu kutu da neyin nesi böyle?
PERİ _Bu kutuya Şalyap kutusu denir oğul. İçinde dünyanın en kıymetli şeyi vardır. Öyle kıymetli bir şeydir ki bu, dünyada eşine rastlanmaz.
ARDA _En değerli şey mi? Bakayım neymiş!
PERİ _Aman da aman! Kutuyu açarsan şalyap’ın esrarı bozulur. Uçar gider. Bu kutuyu eline alan onu asla açmamalı..
ARDA _Öyle mi?
PERİ _Evet Ali oğlum. Al şimdi bu Şalyap kutusunu, düş yollara, var Murat Usta’nın yanına. Ona bu dediklerimi bir bir anlat. Sonunda o da bir dileğini gerçekleştirmek için bu Şalyap kutusuna sahip olmak isteyecektir...
ARDA _Tabii bu arada bana da mesleğin sırrını öğretecektir... Yaşasın!
YONCA _Bizim Ali elinde Şalyap kutusu, düşmüş yollara.. Varmış çamurcular Ustası yağız Murat’ın yanına... Ayşe nine’nin ona aktardıklarını o da ustaya bir bir anlatmış..
SELİM _(SERAMİK TEZGAHININ BAŞINDA, ELİNDE ŞALYAP KUTUSU) Demek bunun adı şalyap kutusu..İçinde ise dünyanın en değerli şeyi gizli, öyle mi?
ARDA _Evet Usta. Eğer varsa bu dünyada bir dileğin, kutum emrine amade!
SELİM _Eh, öyleyse deneyelim... Ama önce sana işin sırrını öğretelim..
YONCA _Murat Usta işin sırrını Ali’ye bir güzel işin sırrını öğretmiş. .Sonra da Şalyap kutusu elinde Güzeller güzeli Fidan’ın evine gitmiş.. Ah! Gönlü meğer uzun bir süredir bu eşsiz güzeldeymiş...
PERİ (SELİM KARŞISISNDA) Yine mi sen geldin Murat Usta?
SELİM _Ah güzeller güzeli..Sultanların en nazlısı..Şayet bana varırsan ben de sana dünyanın en değerli, en eşsiz armağanını vereceğim.
PERİ _Neymiş o?
SELİM _Şalyap kutusu derler bir gizli güçtür.. Bunu elinde tutanın bir dileği mutlaka gerçekleşirmiş Fidan!
PERİ _Doğru mu dersin Murat?
SELİM _Sözüm kardığım çamur, yaptığım testi kadar kusursuzdur Fidanım.
PERİ _Madem öyle dersin...peki Murat. Varacağım sana! Uzat Şalyap kutusunu!
SELİM _Şalyap kutusu senindir. Ne ki, onu sakın açmayasın. Meraklanıp içine bakmayasın.
IŞIK _Şalyap kutusunu eline geçiren Fidan hemen ülkenin doktoruna gitmiş. Çünkü küçük kardeşi çok hastaymış..Parası olmadığı için de doktorları kardeşine ulaştıramıyor, onun derdine derman olamıyormuş.. Sonunda Şalyap kutusuna sahip olan doktor Fidan’ın kardeşi Cihan’ın yanına gitmiş..


SELİM _Sonunda kardeşin sağlığına kavuştu Fidan!
PERİ _Cihan! Ses ver kardeşim..Ses ver haydi!
YONCA _Abla.. ben gerçekten iyileştim. Gerçekten iyileştim!
SELİM _Eh, anladığınız artık, herkes gibi doktorun da bir dileği var bu dünyada. Onun muradı ise yıllardır kendisine küs kalan anasıyla barışmak..Onun hayır duasını almak! Peki şu doktorun anası kimdir dersiniz? Evet, iyi bildiniz... Masalımızın başındaki Ayşe Nine! Şimdi yeniden doktor olalım ve Ayşe Nine^nin yanına varalım.. (GİYİNİR) Şalyap kutusunun gücüyle dileğimiz gerçekleşsin... Biricik anam öpmem için elini bana versin. Ayşe ana...Merhaba!
PERİ _(YENİDEN AYŞE NİNE) Sen miydin oğul? Demek yüzünü eğdin, yanıma geldin?
SELİM _Ana bilirim, bana kızgınsın...Dik başlık ettim, zamanında saygısız davranıp çekip gittim..Ne aradım ne sordum.. Aklını zorladım fikrini yordum.
PERİ _Seni affetmem pek zor evlat! Çok kırdın, çok tükettin!



SELİM _Anacığım, bak elimde Şalyap kutusu derler bir kutu var. İçinde ise dünyanın en kıymetli, en değerli armağanı gizliymiş. Bak, bu kutuyu senin için ele geçirdim. Haydi beni yorma.. Kutu senin olsun, oğulcuğunu affet..Uzat elini öpeyim..Hayır duanı alıp öyle döneyim..
PERİ _Şalyap kutusu demek. Sonunda bana döneceğini biliyordum.
SELİM _Yani ana..Sen bu kutuyu daha önce gördün mü?
PERİ _Elbette oğul. Bu kutu benim odanın bir köşesinde öylece duruyordu..
SELİM _Ama içinde dünyanın en değerli..
PERİ _Yok canım! İçinde hiçbir şey yok bunun. Açayım da gör..
SELİM _Ana.. Sakın açma!
PERİ _(KUTUYU AÇAR) Açtım bile..Gördün mü?
SELİM _İyi ama bütün bunlar..
PERİ _Bütün bunlar dediğin yaşananlar değil mi oğul! Şalyap kutusu elden ele geçince herkesin dileği gerçekleşti.
IŞIK _(ORTAYA GELİR) Ali Ustasından mesleğin sırrını öğrendi..
ARDA _Ustası gönlünün sultanı Fidan ile evlendi..Fidan kardeşini yeniden sağlığına kavuşturdu.. Doktor ise anasıyla barıştı..
YONCA _Evet, bütün bu mucizeleri bir boş kutu gerçekleştirdi..
SELİM _Boş dediğimiz kutunun içi aslında boş değildi arkadaşlar. Onun içinde insanın kendisine olan güveni ise başkalarına olan sevgisi vardı..
IŞIK _Bilseniz...Aslında tüm sorunların üstünden gelmemiz mümkün...Bunun için önce istekli olmak, sonra çalışmak...ama en önemlisi de...
HEPSİ _En önemlisi de..
IŞIK _En önemli şey kutunun adında yatıyor arkadaşlar.
PERİ _Kutunun adı mı? Ama çok anlamsız bir adı vardı onun. Neydi bakayım?
ARDA _Şalyap...
IŞIK _Şimdi bu sözcüğü bir de tersinden söylemeye ne dersiniz?
YONCA _ Şalyap.... Paylaş...
HEPSİ _Paylaş!
SELİM _Paylaşmak...Tabi ya! Dünyanın asıl gizi bu işte. Güzeli, iyiyi, insana ait olanı paylaşmayı bilmek!
ARDA _Evet arkadaşlar! Sevinci, dostluğu, dünyanın güzelliklerini, insana ait her şeyi paylaşmak! İşte mutluluğun asıl sırrı...
SELİM _Kutunun içinde saklı olan o değerin ne olduğu sonunda anlaşıldı.
YONCA _Hey! Bu masal..bir şeyi hatırlatıyor bana..
SELİM _Neyi hatırlattı acaba Yonca hanım?
PERİ _Yonca’yla benim alışverişimi elbette. Para bir ona bir bana gitti geldi ama..
YONCA _..ama nasıl da mutluyduk, öyle değil mi?
PERİ _Evet çok mutluyduk Yonca. Sanırım ilk fırsatta bir daha iş başı yapmalıyız.
ARDA _Ama daha önce şarkımızla öyküye bir nokta koymalıyız..


ŞARKI Bir ben bir sen olunca
Bizim olur bu dünya

........


ARDA _(ELİNDE BİR YIPRANMIŞ KİTAP SIKINTIYLA BEKLEMEKTEDİR) Of! Nerede kaldı şu Işık?
IŞIK _(TELAŞLA GİRER) Arda... Özür dilerim, seni biraz beklettim sanırım.
ARDA _Biraz mı? Neyse! Sevgili arkadaşım... İyi bir dost olmak için verdiğin söze mutlaka uymalısın.
IŞIK _Ama uydum! İnan bana...
ARDA _Uydun mu? Sanırım şaka yapıyorsun... Arkadaşına verdiğin sözü mutlaka tutmalısın Işık..
IŞIK _Ama tuttum diyorum ya Arda, neden anlamıyorsun?
ARDA _Af edersin ama bu nasıl arkadaş sözü tutmakmış acaba? Tam yarım saat geciktin.
IŞIK _Şey, özür dilerim ama gecikmemin nedeni yine bir arkadaş sözü!
ARDA _Nasıl yani?
IŞIK _Tam seninle buluşacağımız saatte Yonca’ya da randevu vermişim Arda. Bana kızma lütfen...Sana sözümü tutamayıp geciktiysem nedeni bir başka arkadaş sözü. Bunun önemli olduğunu söyleyen sendin...
ARDA _Tamam tamam! Neyse. Kitabını okudum bu arada. Geri verebilirim.
IŞIK _Tamam. (KİTABI ALIR, ŞAŞKIN) Ama bu ne böyle?
ARDA _Ne olmuş ki?
IŞIK _Daha ne olsun! Kitabın haline bak..Paramparça..Cildi dağılmış..kapağı yırtılmış..Sayfalar birbirine karışmış..
ARDA _Şey..Ben de bunun için özür dilerim. Ne yaparsın..Kitap çok heyecanlıydı. Biraz dikkatsiz okumuşum.
IŞIK _Öyle olsun. Yeniden ciltlerim artık.
ARDA _Bu arada..sen de benim verdiğim müzik kasetini geri getirecektin. Unutmadın ya!
IŞIK _Yo, unutmadım. Burada bir yerde olacaktı.. (CEBİNDEN BİR TOMAR KASET BANDI ÇIKARIR)
ARDA _Hey..Bu ne böyle?
IŞIK _Şey..Senin de verdiğin kaset çok heyecanlı, çok canlıydı.. Dinlerken yerimde duramadım..Sonuçta kaset de yerinde duramamış.. Kendi bir yere, kabı bir yere dağılmış..Kusura bakmazsın değil mi?

( ARDA ŞAŞKINDIR/ SELİM, PERİ VE YONCA GİRERLER)

SELİM _Tamam arkadaşlar! Bütün bunların bir şaka olduğunu söyleyin de salondaki arkadaşlar rahatlasın.
YONCA _Yoksa tartıştığınızı sanacaklar...
ARDA _Yo, biz asla kavga etmeyiz öyle değil mi Işık?
IŞIK _Kesinlikle. Biz iyi arkadaşız. Aramıza su giremez.
ARDA _Şey, sanırım hatalı söylesin Işık. O deyimin aslı aramızdan su sızmaz olacaktı..
IŞIK _Öyle mi? Demek doğrusu bu. Yani yine yaptın, aşk olsun Arda..
ARDA _Ne yapmışım şimdi?
IŞIK _Yanlışımı bulup yüzüme vurdun. Bir kez daha. Hep böyle yaparsın.
ARDA _Yo, haksızlık etme lütfen.
IŞIK _Haksızlık değil sevgili kardeşim. Çok acımasızsın.
ARDA _Asıl öyle olan sensin..
SELİM _Hey hey! Ne oluyor size? Hani aranızdan su sızmazdı?
PERİ _Sanırım bu da bir şaka, öyle değil mi arkadaşlar?
YONCA _Şaka yapıyorlar elbette, nasıl anlamadınız?
SELİM _Öyleyse rollerini başarıyla canlandırdılar...
YONCA _Arkadaşlar, sizlerle arkadaşlık çok güzel ama benim eve gitmem gerekiyor artık.
SELİM _Hey! Eve gitmek de nereden çıktı Yonca? Şurada ne güzel...
IŞIK _...tartışıyorduk!
YONCA _Şey, küçük kardeşimle ilgilenmeliyim. Annem bir toplantıya gidecek.
PERİ _Demek küçük kardeşle ilgileneceksin!
ARDA _Onunla güzel güzel oyunlar oynayabilirsin...
SELİM _Belki de ona bir masal anlatırsın!
YONCA _Masal anlatmak mı? Bunu hiç düşünmemiştim. Ama beceremem ki arkadaşlar!
SELİM _Sen o işi bize bırak en iyisi.
YONCA _Size mi bırakayım?
PERİ _Elbette. Bizler, yani hepimiz birden bir masal anlatabiliriz bence.
IŞIK _Hem de kendimize göre!
ARDA _Masalların en güzelini dinlemeye hazır olun öyleyse.
YONCA _Şey...Ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
SELİM _Bir şey söyleyeceğine kostüm giysen daha iyi olur!
YONCA _Kostüm mü? Ne kostümüymüş bu?
SELİM _Tabii ki Kırmızı Şapkalı Kız kostümü!
YONCA _Yoksa Kırmızı şapkalı Kız’ın masalını mı anlatacağız?
PERİ _Evet ama kendimize göre.
SELİM _Evet, Peri hanım, siz bu masalda anneanne oluyorsunuz.
PERİ _Of! Bu masal da bütün yaşlılar beni buluyor. Daha önce de Ayşe Nine olmuştum.
IŞIK _Yoksa ben avcı mı oluyorum?
SELİM _İyi bildiniz Işık bey.
ARDA _Söyleyin bakalım, bana ne kaldı dersiniz?
YONCA _Sanırım koca enseli Kurt’u da sen canlandırıyorsun Arda!!
ARDA _Ne yaparsınız. Sona kalan dona kalır. Kötü karakter de bana kaldı.
SELİM _Söylenmeyi kesin bakalım Az önce belirttik, değil mi ya.. Bu masalı biz kendimize göre bir kez daha canlandıracağız.

OYUN

YONCA _Tra la la... (SEPETİ VE ŞAPKASI, ORTAYA ÇIKAR) Ne kadar güzel bir gün! Sevgili arkadaşlar! Ormanın diğer ucunda yaşayan anneanneme gidiyorum. Kendisi oldukça yaşlandı... Pek evden çıkamıyor. Eh, ne yaparsınız! Yaşlı insanlara saygı göstermek, onları hoş tutmak bizim görevimiz. Sepetimde anneannem için yaptığım güzel sandviçler var... Biri peynirli, biri de kaşarlıydı ama kaşarlısını az önce bir güzel yedim. İki de sulu armut götürüyordum ama, çok susayınca armutlardan birini de yemişim.
ARDA _(KURT ROLÜNDE GİRER) Ooo! Kimleri göremiyorum..Kimleri göremiyorum! (DUVARA ÇARPAR)
YONCA _Ah! Sevgili Kurt, neden kimleri göremiyorum diyorsunuz ki?
ARDA _Ah! Bu masalın ilk gününden bu yana çok zaman geçti sevgili Mavi Şapkalı Kız. Gözlerim nasıl bozuldu anlatamam.
YONCA _Gözlerinizin bozulduğuna inandım. Çünkü şapkam kırmızıdır benim.
ARDA _Ben başka bir şey mi söyledim?
YONCA _Mavi dediniz de..
ARDA _Hiç hatırlamıyorum, gördün mü?
YONCA _Ama siz aynı zamanda unutkan olmuşsunuz...
ARDA _Sorma! Neyse ki dişlerim hala keskin. Yani öyle olduğunu sanıyorum. Sahi, siz nereye gidiyordunuz?
YONCA _Anneanneme sandviç götürüyorum. Tabii yolda bitirmezsem.
ARDA _Sandviçlere bayılırım!
YONCA _Bir şey mi dediniz Kurt bey?
ARDA _Ah! Zavallı bir kurt ne diyebilir ki!
YONCA _Neyse, daha fazla zaman yitirmeden anneanneme gitsem iyi olacak.
ARDA _Gidin gidin..Hatta anneannenize benden selam söyleyin kırmızı şapkalı sandviç!
YONCA _Şimdi de bana kırmızı şapkalı sandviç dediniz..
ARDA _Aldırmayın canım! Ben ne dediğimi biliyor muyum? Yaşlılık işte. Güle güle..Size iyi yolculuklar..
YONCA _Hoşça kalın sevgili Kurt!
ARDA _Ha ha ha! Git bakalım küçük meleğim. Sana Kırmızı Şapkalı Sandviç derken aklım başımdaydı elbette! Şimdi kestirmeden anneannenin evine gidiyorum.. Yaşlı kadını bir güzel mideye indirip sonra da Kırmızı şapkalı Kız’ı beklemeye başlıyorum. İyi bir ziyafet seni bekliyor Sevgili Kurt! Çok şanslısın!

SELİM _Böyle söyleyen Kurt, kestirmeden anneannenin evine ulaşmış ve kapıyı tatlı tatlı çalmış..
ARDA _Düzeltiyorum, biz kurtlar kapıyı acı acı çalarız sevgili arkadaşım. (KAPIYI ÇALAR)
PERİ _(ANNEANNE) Ay! Kimdir o kapıdaki? Kırmızı şapkalı toruncuk..Yoksa sen misin?
ARDA _(SESİNİ İNCELTİR) Benim büyükanne.
PERİ _Hah! Geldiğin iyi oldu. Gir içeri gir... Al bakalım şu tavan süpürgesiyle, faraşı eline...
ARDA _Bunlar..bunlar da ne büyük hanım? Yani büyükanneciğim?
PERİ _Aman! Evin leş gibi olduğunu görmüyor musun? Günlerdir yolunu bekliyorum gelip de temizlik yapacaksın diye. Hadi bakalım doğru işbaşına bacaksız! Biraz işe yara!
ARDA _Ama benim bir tanecik sevgili şeyim..
PERİ _Yeter yaptığın gevezelik. Tek toz kalırsa külahları değişiriz... Sonra adın Ponpon Şapkalı Kız’a çıkar ona göre..
ARDA _(GÜÇLÜKLE TEMİZLİK İŞİNE GİRER) Ay aman.! Neyse, sakın sesini çıkarma Kurt! Bu işlere katlanmalısın..Çünkü sonu iyi olacak..
PERİ _Dur bakalım..Güzel...Şimdi de cebindeki paraları ver bakalım!
ARDA _Paralar mı büyük hanım teyze? O da nereden çıktı?
PERİ _(PARALARI ALMIŞTIR) Tabii ki senin cebinden çıktı. Bakkala, manava dünya kadar borcum birikti.. (LİSTE ÇIKARIR) Şu listeyi görebiliyor musun? Hepsi alacaklılar...
ARDA _Borç mu? Dünya kadar borca girmişsin sevgili hanım nineciğim..
PERİ _Ne sandın? Eh, biricik torunum olarak birkaç kuruşu benden esirgeyecek değilsin ya!
ARDA _Ah! Paracıkları da kaptırdık..Bu iş çok uzadı. Şu kadını mideye indirip yerine geçsem iyi olacak..
SELİM _Böyle söyleyen Kurt anneanneyi hop diye yutup midesine indirmiş. Ama çok çabuk yiyip, yeteri kadar çiğnemediği için de yedikleri midesine oturmuş..Zavallı Kurt şimdi sancıdan iki büklüm haldeymiş...
ARDA _Aman! Vay bana..vaylar bana! Bu yemek zehir zıkkım oldu bana. Neyse..Şu yaşlı kadının şu gözlüğünü de takalım ve yerimize geçelim bakalım...

(ARDA YERE UZANIR, YONCA ŞAPKASINI TAKAR, İÇERİ GİRER)

YONCA _Anneanneciğim! Merhaba ben geldim!
ARDA _Sevgili yavrum, bir tanecik Kırmızı Şapkalı Sandviç’m hoş geldin! Ay!
YONCA _Ah! Zavallı anneanneciğim benim. Neden ahlayıp ofluyorsunuz?
ARDA _Ben..ben bilemiyorum kızım. Karnım fena ağrıyor.
YONCA _Belki de açlıktandır. Neyse, size ellerimle yaptığım sandviçlerden getirdim.Şimdi onları afiyetle yersiniz..,
ARDA _Sandviçler tabii! Neden olmasın? Şöyle iyi bir başlangıç için!








3219




Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.