Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    





Alican'la Keloğlan

İki Perde

Oyun Kişileri

Oyun Metninden Bir Bölüm Eklenmiştir

Oyun Hakkında



Oyuncular:





ALİCAN

HAKKI

OSMAN

AYŞE

MIZMIZ

BÜYÜKANNE

KELOĞLAN

ESKİCİ

ÇIĞIRTKAN

















Sahne Düzeni:



Oyun;
genel olarak boş bir sahnede oynanmalıdır.
Renk ve sahne albenisi daha çok giysi, minyatür dekor
parçaları ve aksesuarlarda kendini göstermelidir.




Oyuncular, oyun süresince sahnede bulunmalıdırlar.
Giysi ve aksesuarlar için sevimli bir askı ve sandık kullanılabilir.
Oyunda mekan olarak gereksinim duyduğumuz ev içi, ağaç,
sokak, bank ve çevresinin hazırlanmasında iki boyutlu
tasvir yaklaşımı (minyatür/Karagöz) değerlendirilebilir.








1. TABLO



ÇIĞIRTKAN, oyunumuzun anlatıcısıdır.
Kostümü göz alıcı olmalıdır. Sahneye ,boynuna asılı olan
küçük davulu ile girer. Oyuncular, el çırparak onu izlerler,
daha sonra ÇIĞIRTKAN’ı yalnız bırakarak yerlerine geçerler.



ÇIĞIRTKAN_ Güm güm de güm güm!
Güm güm de güm!

Aman da aman... Bir dolu salon muymuş benim gördüğüm?

Eh! Öyleyse selamlasın tüm dostları Çığırtkan...

Güm güm de güm!





Duyduk duymadık demeyin
Dinleyin...
Güzel masal dinleyin!


Güm be de güm güm...

Az anlattım, çok duydum!

Bir anlattım, bin gördüm...

Duyduk, duymadık duyduk...
Bu masalı uydurduk!

Çağ geçtik, zaman aştık...
Bu günlere ulaştık!

Güm güm de güm güm...
Dinle şimdi,
Ne işittim, ne gördüm!

Davulu astılar boynuma, suretimi koydular cebimdeki aynama... Haber bile vermediler nazlı anama..
Beni sahneye saldılar... Sonra da bir güzel şaşıp kaldılar!
Güm be de güm!
Alican mıydı az önce gördüğüm?

(ALİCAN , ELİNDE TOP, YAKLAŞIR)

İşte geldi sonunda. Desenize, işler pek yolunda.
Alican’ın elinde topu, arkadaş aranıyor kapı kapı.
Şimdi gelin kulak verelim, göz atalım...
Burnumuzu masala sokalım. (ÇEKİLİR)


ALİCAN _ (BİR SÜRE TOPLA OYNAR) Kimse yok mu?
Hakkı! Osman! Ayşe! Hey arkadaşlar! Baksanıza topum var!
Oynamak isteyen yok mu? (YENİDEN SESLENİR)

(HAKKI VE OSMAN YERLERİNDEN DOĞRULUP YAKLAŞIRLAR)


HAKKI _ Alican? Gürültücü Alican!
OSMAN _ Geldik işte. Söyle bakalım, ne istiyorsun?
ALİCAN _ Oynamak istiyorum. Yani sizlerle birlikte oynamak istiyorum. Hem, topum da var...
HAKKI _ Hım! Önce şu topa bir bakalım. (TOPU ALIR, OYNAR)
Fena değil. (OSMAN’A ATAR) Sen ne dersin Osman?
OSMAN _ (TOPU TUTAR, OYNAR) Ne derim? Bu top topa benziyor derim. Zıplıyor.. Atlıyor... Gidiyor.. (ATAR) A... Gitti!
ALİCAN _ Ama topum...
HAKKI _ Topun olmuş, neye yarar? Tek başınasın! Hiç arkadaşın yok..
OSMAN _ Oynamak için en az iki kişi olmalı aslanım!
HAKKI _ Bizim gibi.(TOPU ALIP OYNAMAYA BAŞLARLAR)
ALİCAN _ Ama ben... Yani topumu...
OSMAN _ (TOPU SAKINIR) Bul birini geri gel!
HAKKI _ Kimse olmasın engel...
ALİCAN _ Lütfen! Onu bana geri verin.
OSMAN _Kendine bir arkadaş bul, o zaman kocaman bir aferin!
(OYNAYARAK YERLERİNE GEÇERLER)

ALİCAN _ Gittiler bile. Topum da gitti. Alican? Gördün mü olanları? İyi ama ne
yapacağım şimdi?

(AYŞE VE MIZMIZ YAKLAŞIRLAR. MIZMIZ’I CANLANDIRAN OYUNCU BAŞINI AYŞE’NİN KOLLARI ARASINDA TUTMALI VE KUCAKTA TAŞINIYOR DUYGUSU UYANDIRMALIDIR)

AYŞE _Uyusun da büyüsün Mızmız...
Kocaman olsun Mızmız.
MIZMIZ _(ŞIMARIK) Mır mır...Mır mır!
ALİCAN _Ayşe!
AYŞE _Alican? (İLGİSİZ) Ne istiyorsun?
ALİCAN _Bir şey istemiyorum. (HATIRLAMIŞ) Bir şey istiyorum!
AYŞE _Neymiş o?
ALİCAN _Bir şey istiyorum Ayşe... Bir şey istiyorum!
AYŞE _Mızmız’ı istiyorsan vermem. Benim bir tanecik sevgili kedim o!
MIZMIZ _İşte bu kadar...Mır mır!
ALİCAN _Yok yok! Ben başka bir şey istiyorum.
AYŞE _Söylesene Alican! Meraktan çatlayacağım şimdi!
ALİCAN _Senle ben... Yani ikimiz... Sanırım bir takım olabiliriz.
AYŞE _(ŞAŞKIN) Ne dedin?
MIZMIZ _(TAKLİT EDER) Ne dedi? Mır mır?
ALİCAN _Tıpkı Hakkı’yla Osman gibi. Onlar da iki...biz de iki! Birlikte oyunlar oynayabiliriz
bal gibi!
AYŞE _(NAZLI) Hiç sanmam Alican! Bir kere benim bir kedim var.
MIZMIZ _Benden söz ediyor! Mır mır!
ALİCAN _Biliyorum...
AYŞE _Yani ben senin gibi yalnız değilim.
ALİCAN _Yalnız değil benim gibi...
AYŞE _(MIZMIZ’I SEVER) Güzel kedi... Cici kedi!
MIZMIZ _Güzel ben...Cici ben!
Hiç başkası aranır mı ben varken?
AYŞE _Hoşça kal Alican. Mızmız’ın süt içme saati geldi.
(YERİNE GEÇER, MIZMIZ DA AYŞE’NİN ÇEVRESİNDE BİR TUR DOLANIP UZANIR)



ALİCAN _Güle güle Ayşe. Keşke biz de bir takım olsaydık. İstemedi, ne yapalım! Onun bir
kedisi var... Benim ise hiçbir şeyim yok... Arkadaşım bile yok... Bir topum vardı,
onu da Hakkı’yla Osman aldı...




2. TABLO



ÇIĞIRTKAN _Hop oradan hop buradan...
Çıkıveririm her yandan!

Güm be de güm güm!
Kurtulmak kolay mı benden?

Alican döndü eve. Ev dediğim bir kapı, dört pencere
Tıngır mıngır içeriye girelim... Olacakları görelim...

(HAZIRLIK: MİNDER, DÖŞEK)

Derken işte Büyükanne! Elleri pamuk, gözleri boncuk...
Taklidini yapalım, şu döşeği kapalım...
(TAKLİT)

Aman aman dizlerim... Sızım sızım sızlarım..
Yeni bir masal yüklendim geldim
Toplanın oğullarım, kızlarım...

(BÜYÜKANNE’Yİ CANLANDIRAN OYUNCU BİR BEL HAREKETİYLE ÇIĞIRTKAN’I DÖŞEKTEN DEVİRİR, YERiNE OTURUR)


BÜYÜKANNE _Alican’ım gelmiş!
ALİCAN _(SIKINTILIDIR) Geldim Büyükanne. (DÖŞEĞİN KENARINA İLİŞİR)
BÜYÜKANNE _Masal anlatayım ister misin?
ALİCAN _Eh! Dinleyelim bakalım...
BÜYÜKANNE _Pek de sıkıntılıymış benim Alican’ım!
ALİCAN _Haklısın Büyükanne. Çok sıkılıyor canım!
BÜYÜKANNE _Öyleyse sana Keloğlan’ı anlatayım Alican. Eğlenirsin.
ALİCAN _Keloğlan mı? Olur Büyükanne. Eğlenirim.




(BÜYÜKANNE’NİN ANLATIMIYLA BİRLİKTE KELOĞLAN, ARKADA MİMLE
EŞLİK EDEBİLİR)


BÜYÜKANNE _Zamanlardan çok eski bir zaman. Ülkelerden birinde Keloğlan diye bir çocuk yaşarmış. Eh, biraz kelmiş bizim Kelaoğlan. E, dünyaya böyle gelmiş Keloğlan. O da talihine küsmüş bir halde, bütün gün yan gelip yatarmış. Samanların üstünde kendini bir o yana bir bu yana atarmış. Keloğlan miskin olmasına miskinmiş ama, garip anası onu pek severmiş. Ana yüreciği işte. Hem sever, hem kızarmış. Günlerden bir gün anası Keloğlan’ı pazara göndermiş. Keleşoğlum şu pazara gidiver, bir kazançlı alışveriş ediver, demiş. Bizimki tembel ya, hemen konurmuş lafı. Aman ana gitmeyeyim pazara, gelmeyeyim nazara! Ancak anası ısrar edince daha fazla direnmemiş. Samanların içinden şöyle bir doğrulmuş.... esnemiş esnemiş... kendine gelmiş. Peki ana, demiş sonunda. Şu pazara gideyim, kazançlı bir alışveriş yapıp geleyim... demiş.
ALİCAN _Kazançlı bir alışveriş mi? Peki neymiş bu alışveriş Büyükanne?
BÜYÜKANNE _Sabırsız olma Alican. Hele masalı sonuna kadar bir dinle bakalım.
ALİCAN _Peki Büyükanne.
BÜYÜKANNE _Sonunda, bizim Keloğlan yollara düşmüş. Gitmiş gitmiş... bir de ne görsün?
ALİCAN _Bir arpa boyu yol gitmiş!
BÜYÜKANNE _Ah, gitse yine de iyi. Bizimki giderken giderken yolunu kaybetmiş.
ALİCAN _Sahi mi?
BÜYÜKANNE _Masala inanmıyorsan Büyükanne’ne inan Alican. Yolunu kaybetmiş dediysem kaybetmiştir işte.

(BÜYÜKANNE YERİNDEN DOĞRULUR, ARKADAKİ YERİNE GEÇER)

ALİCAN _Kim bilir nereye gitmiştir! Ah, dalgacı Keloğlan. Gördün mü? Aklın bir karış havada, kayboluverdin sonunda. Büyükanne? Peki sen nereye gittin? (ARANIR) Masalın sonunda ne oldu? Keloğlan nerelerde kayboldu?




3.TABLO



ÇIĞIRTKAN _Güm be de güm güm!
Güm be de güm...

Yalan mı, gerçek mi gördüğüm?

Keloğlan ete cana büründü...
Şu karşıdan göründü!

(KELOĞLAN YAKLAŞIR)

Çığırtkanım susarım.... Sesimi de kısarım!
Söz dolanıp yine bana gelmezse
Hepinize küserim!





(ÇIĞIRTKAN ÇEKİLİR; KELOĞLAN İLE ALİCAN KARŞILAŞIRLAR)

KELOĞLAN _Merhaba!
ALİCAN _Merhaba. (ŞAŞKIN) Birisine mi bakmıştınız?
KELOĞLAN _Ben mi? Ne bileyim... Sana baktım işte. Hem başka kimse yok ki?
ALİCAN _Yoksa bir şey mi arıyorsunuz?
KELOĞLAN _Söylesem gülersin.
ALİCAN _Gülmem. Söz veriyorum.
KELOĞLAN _Şey... Aslında ben pazarın yolunu kaybettim de...
ALİCAN _Pazarın yolunu mu kaybettin? İyi ama hangi pazarın?
KELOĞLAN _Hangi pazarın olacak? Aç tane Pazar var ki?
ALİCAN _Bir sürü! Salı pazarı var...Perşembe pazarı var... Sonra balık pazarı, çiçek pazarı,
at pazarı, araba pazarı, giysi pazarı, saman pazarı, kurban pazarı, Amerikan pazarı, Rus pazarı...
KELOĞLAN _Aman yeter! Pazar Pazar, derdim azar... Ne güzel uyukluyordum bir köşede.
Desene, ben kayboldum. Vay garip anam... Vay kel başım... Şimdi akacak göz yaşım...
ALİCAN _Kel başım mı dedin? Sen kimsin?
KELOĞLAN _Kim olabilirim ki! Keloğlan’ım.
ALİCAN _Masallardaki Keloğlan!
KELOĞLAN _Deme! Bir bu eksikti, gördün mü! Yoksa masallarda beni mi anlatıyorlar?
Ele güne maskara olmuşum da haberim yok... Oh olsun sana Keloğlan! Sonunda layığını buldun işte. (DERTLİ) İyi ama ben şimdi ne ederim? Nerden yol iz bulup eve giderim?
ALİCAN _Bir çaresi bulunur Keloğlan!
KELOĞLAN _(KARARLI) Yok yok! Eve gitmek yok. Önce pazara varılacak...Bir kazançlı alışveriş yapılacak... (DERTLİ) İyi de ben bu halde pazara nasıl giderim? Ömürcüğümü buralarda rezil ederim!
ALİCAN _Kazançlı alışveriş demek! Bu Büyükannemin anlattığı masal. Ah Keloğlan! Sen gitme. Burada kal...
KELOĞLAN _Hiç olur mu canım? Anam beni merak eder. Hem sen kimsin bakalım...Tanımam etmem...
ALİCAN _Benim adım Alican!
KELOĞLAN _Alican mı? Ne güzel bir adın varmış...
ALİCAN _Keloğlan, Büyükannemi tanır mısın?
KELOĞLAN _Nereden tanıyayım!
ALİCAN _Ama o seni tanıyor. Peki, Ayşe’yi tanır mısın?
KELOĞLAN _Ayşe mi? Sultan kızı Ayşe’yi tanırım elbette.
ALİCAN _Bu Ayşe’nin babası mühendis.
KELOĞLAN _Mühendis mi? O ne ki?
ALİCAN _Ya Hakkı’yı... Osman’ı?
KELOĞLAN _Yavaş ol Alican. Şuncacık aklımı da sen kaçırma!
ALİCAN _Hepsi de mahalleden. Arkadaşlarım! (KIRGIN) Yani... arkadaşlarım!
KELOĞLAN _Hele bir soluklan Alican. Dinle... Bana yardım etmelisin. Bir garip Keloğlan’dır, geldiği yerlere dönmelidir, demelisin. Takılmadan hiç öteye beriye, Keleşoğlan dönmelidir geriye!
ALİCAN _(CANI SIKILIR) Demek gideceksin...
KELOĞLAN _Bir de bu işi nasıl yapacağımı bilsem!
ALİCAN _(HEYECANLI) Top oynar mısın Keloğlan?

KELOĞLAN _Top mu?
ALİCAN _Onu da bilemedin demek. Hani şöyle yuvarlak... Vurursun yere, zıp zıp zıplar!
KELOĞLAN _Benim bildiğim, bir şeye vurursan kızar. Bu top dediğin hiç kızmıyor, öyle mi?
ALİCAN _(ELİNDEN TUTAR) Öyleyse gel Keloğlan. Gel benimle...
KELOĞLAN _Hey! Yavaş ol...Beni dinle...

(MİM: ALİCAN KELOĞLAN’I ÇEKİŞTİRİR)



4. TABLO



ÇIĞIRTKAN _Demeye kalmaz...
Çektiği gibi kolundan Keloğlan’ı Alican...

Düşerler yola. Uğurlar ola!
Güm güm de güm güm...
Güm güm de güm!

Duyduk duymadık demeyin...
Gördük görmedik hiç demeyin!


Gördük, görmedik, gördük...
Keloğlan’ı hepimiz birden gördük!

Ya Ayşe, ya Hakkı, ya Osman?
Keloğlan’ı bir gören pişman, bir görmeyen pişman!

(ÇIĞIRTKAN ÇEKİLİR. ALİCAN KELOĞLAN’I ÇEKİŞTİREREK ORTAYA
-SOKAĞA- GETİRİR. HAKKI VE OSMAN KENARDA TOP OYNAMAKTADIRLAR)

KELOĞLAN _Alican! Dur artık Alican! Dur hele...Sana diyeceklerim var... Hele dur artık çocuk!
ALİCAN _İşte mahalleye geldik Keloğlan... Sık dişini!
KELOĞLAN _Ne olur ki bir kerecik beni dinlesen! Söyleyeceklerime şöyle bir kulak versen...
ALİCAN _İşte bu Hakkı... Bu da Osman!
HAKKI _Hey! Şuraya bak Osman... Kim gelmiş?
OSMAN _Osman? Topunu geri almaya mı geldin?
HAKKI _İyi de biz sana ne dedik?
OSMAN _Merhaba de kaldırımın taşına...
HAKKI _Sakın çıkma karşımıza tek başına!
ALİCAN _İşte! Yalnız değilim artık! Ben de iki kişiyim...Yani..biz de iki kişiyiz gördüğünüz gibi...
(KELOĞLAN’I GÖSTERİR)
HAKKI _Ne? Hey Osman? Ne söylüyor bu Alican?
OSMAN _Topunu kaybedince aklını da kaybetmiş anlaşılan...
HAKKI _Biz oyunumuza bakalım...
OSMAN _Tek başına gezeni başıyla yalnız bırakalım!

ALİCAN _Hey...Osman..Hakkı! Neler söylüyorsunuz? Biz de iki kişiyiz, görmüyor musunuz?
OSMAN _Hala iki kişiyiz diyor...
ALİCAN _Evet! Bu gördüğünüz, arkadaşım Keloğlan!
HAKKI _Keloğlan mı? Bir başka adı Görünmeyen Oğlan olmasın sakın?
OSMAN _Ha ha! Keloğlan demek! Ali Baba ile Kırk Haramiler ne zaman gelecek peki? O zaman daha da kalabalık olursunuz!
HAKKI _Duydun mu? Keloğlanmış!
OSMAN _Benim göbek adım da Kırmızı Başlıklı Kız! Ha ha...

(GÜLÜŞEREK YERLERİNE GEÇERLER)

ALİCAN _(ARKALARINDAN) Neler söylüyorsunuz böyle? Dinleyin beni.. Dinleyin dedim size!
Adı Keloğlan! Yeni arkadaşım! Keloğlan!
KELOĞLAN _Hişt! Alican... Yorma kendini..Nefesini boşuna tüketme!
ALİCAN _Peki neden?
KELOĞLAN _Çünkü beni göremezler...
ALİCAN _Göremezler mi?
KELOĞLAN _Eh! Beni duydun işte. Beni yalnızca sen görüyorsun. Başka kimse göremez.
ALİCAN _(KIRIK) Doğru mu bu?
KELOĞLAN _Bu masal senin masalın Alican!
ALİCAN _Olamaz!
KELOĞLAN _Anlaşılan çok üzüldün. Dur seni bir güzel güldüreyim... Kel kafam durdu sanki.. Aklıma hiçbir şey gelmiyor! Çaresi yok...

(ALİCAN UZAKLAŞIR)

KELOĞLAN _Hey! Dur Alican... Nereye gidiyorsun? Demek beni tek başına bırakıyorsun!
ALİCAN _Tek başına... evet. Benim gibi!
KELOĞLAN _Yapma canım. Böyle konuşup üzme beni...
ALİCAN _Arkadaşım oldu diye nasıl da sevinmiştim!
KELOĞLAN _Şimdi ben neyim peki? Arkadaşın değil miyim yani? Ne yapalım, kimsecikler görmezse görmesin! Ben yine de seninle arkadaşım! İki ayakla bir başım!
ALİCAN _Ama nasıl olur Keloğlan! Seni hiç kimse göremiyor...
KELOĞLAN _Bir kişi görüyor ama!
ALİCAN _O kim?
KELOĞLAN _Sen!
ALİCAN _Bu doğru! Ne yapalım? Arkadaş arkadaştır! (İÇ ÇEKER) Yürü bakalım Keloğlan!
KELOĞLAN _Ha şöyle Alican! Hoplayalım zıplayalım...Oynayalım oynatalım... İki yürüyelim, üç yatalım... Masala eğlence katalım!



5. TABLO



ÇIĞIRTKAN _ Ha ha ha!
Kimseler görmüyormuş, öyle mi?
Ya bizlere ne buyurulur?

Neyse, bizler sayılmayız!
Bağırsak da duyulmayız...


Derken...
Alican’la Keloğlan
İki iken birmiş gibi giderken

(ESKİCİ RENGARENK ARABASINI İTEREK ORTAYA GELİR)

Aman aman.... Bu gürültü de nesi?
Bir elinde arabası...
Bir elinde para kesesi!

(ESKİCİ’NİN ARABASI ÇIĞIRTKAN’A ÇARPAR)

Aman başım.... Yarıldı kaşım..
Dikkat etsene, sevgili arkadaşım!


ESKİCİ _Açıl da geçelim geveze! Eskiciler kıralı selam versin..
Ne diyeceksen daha sonra dersin!
Eskici! (BAĞIRIR) Eskici geldiiii!

ÇIĞIRTKAN _(KULAKLARINI TIKAR)

Hani şunca zamandır Çığırtkanım...
Ben böyle beter bir ses duymadım!
Benden daha gürültücü...Benden daha baskın!

Eskiciymiş kendisi!
İyi de, bu masalda işi ne
Kaşıntı tuttu düşüne düşüne...

Bakalım, görelim
Eskici efendiye gelin kulak verelim!

ESKİCİ _Eskici geldi eskici! Eskiler alırım, eskiler satarım...
KELOĞLAN _(YAKLAŞIR) Merhaba Eskici. Kolay gelsin... (ESKİCİ’NİN ARABASINA ÇARPAR) Aman! Çarptın bana yahu!
ALİCAN _(GÜLEREK) Unuttun mu Keloğlan? Seni benden başka hiç kimse görmüyordu.
KELOĞLAN _Sahiden de unuttum be Alican. Hay ağzına sağlık.
ESKİCİ _Kap var, kacak var... Çatal var, bıçak var... Tencere tava, menteşe kova... Ne ararsan var bende. Hele böyle güzel günde. Hava güneş, al şemsiye... Korkma yağmur yağar diye... Kapı kolu, yastık bezi... Gitar teli, koyun kuzu... Ayakkabı, kaya tuzu...
Ne ararsan vardır bende! Takma bıyık, takma sakal... Hiç düşünme, gel hemen al... İster davul, ister kaval! Ne ararsan vardır bende... Eskici geldi eskiciiii!
KELOĞLAN _Aman aman! Ne ağzı kalabalık bir adammış bu! Her şey var! En çok da lafı var, anlaşıldı...

ALİCAN _(MERAKLI) Bütün bu saydıklarınız... şu arabanın içinde mi yani?
ESKİCİ _Denemesi parayla evlat. Bende yok yok! Yalandan gayrı.
KELOĞLAN _Eh! Eskici dediğin de böyle olur.
ALİCAN _Bir deneyelim bakalım... (DÜŞÜNÜR) Fırıldak var mı?
ESKİCİ _En kolayı! (ARABADAN ALACALI BİR FIRILDAK ÇIKARIR) Buyurun size fırıldak!
ALİCAN _Ne kadar güzelmiş...
ESKİCİ _İste iste...Hiç çekinme. Başka bir şey var mı aklında?
ALİCAN _Aklıma bir şey gelmiyor ki! Ne istesek Keloğlan?
KELOĞLAN _Benim geldiğim yerlerde topaç diye bir oyuncak vardı Alican. Sor bakalım,
var mıymış?
ALİCAN _Soralım öyleyse.
ESKİCİ _Kendi kendine konuşmayı nereden öğrendin evlat?
ALİCAN _Şey! Kötü bir alışkanlık değil mi? Haklısınız. Aklıma gelmişken...Sizde topaç var mı peki?
ESKİCİ _Olmaz mı? Hem de topaçların en alası! (ARABADAN TOPAÇ ÇIKARIR) Kabarası demirden, renkleri gökyüzünden! İpi sağlam, taşıması kolay! Marifet parmaklarının ucunda evlat! Sen hele çevirmeyi bil... Gerisi topaçın keyfine kalmış! Üşenirse durur. (TOPACI DÖNDÜRÜR)
KELOĞLAN _Benden pes! Doğrusu, bu adamdan korkulur...
ALİCAN _Ne güzel dönüyor!
ESKİCİ _E? Başka soracağın bir şey yok mu evlat?
ALİCAN _Bilmem ki! Başka ne istesek...Ne istesek?
KELOĞLAN _Şöyle dumanı üstünde bir tabak makarna desek?
ALİCAN _Makarna mı?
ESKİCİ _Makarna mı? (GÜLER) Hiç olmaz mı? Hem de dumanı üstünde! (BİR TABAK MAKARNA ÇIKARIR) Hop işte! Buyurun bakalım küçük bey. Makarna
ye beni diyor!
KELOĞLAN _Sahiden! Dumanı bile üstünde. Dur bakalım. Yemeden inanmam... (ALİCAN’IN ELİNDEKİ TABAKTAN ATIŞTIRMAYA BAŞLAR) Hım! Hiç fena değil. Garip anamın yaptığını tutmaz ama olsun. Anlaşılan bu Eskici pek marifetli...
ESKİCİ _Hünerde benimle yarışırsın evlat! Makarnayı ağzınla değil ama gözlerinle yiyorsun sanki.
ALİCAN _Gözlerimle mi?
KELOĞLAN _Anla canım! Beni görmüyor ama makarnanın giderek azaldığını fark ediyor haliyle.
ESKİCİ _Artık paraların ucunu bir görseydik...
ALİCAN _Eskici şimdi de para istiyor Keloğlan!
KELOĞLAN _Versene Alican. İş bölümü yaptık seninle. Ben makarnayı yiyorum, sen parasını veriyorsun. Yoksa garip anacığımın kazançlı alışveriş dediği bu muydu? Oh oh!
Bu arada güzelce doydum. Eskici’nin eline koluna sağlık. Belki şu arabanın içinde makarnanın üstüne gidecek şöyle güzelim bir tatlı bile vardır...
AYŞE _(DİĞER KÖŞEDEN SESLENİR) İmdat! Yardım edin...Lütfen yardım edin!
ALİCAN _Duydun mu Keloğlan? Ayşe’nin sesi bu. Yardım istiyor!
KELOĞLAN _Pek zamanı değil ama... Bilmem ki!
ALİCAN _Koş Keloğlan... Yetişmeliyiz...Koş hadi!
KELOĞLAN _Dur canım! Çekiştirme, geliyorum işte!
ESKİCİ _Hey! Evlat! Paracıkları vermeden nereye böyle? Kulağın duymuyor mu senin?

(KOŞTURMACA)



6. TABLO



(KELOĞLAN VE ALİCAN MİM OYUNLA KOŞTURURLARKEN ARKADAKİ OYUN
DEĞİŞİR. MIZMIZ AĞACIN TEPESİNDE ORTAYA GELİR, AYŞE AĞACIN YANINDADIR)


ÇIĞIRTKAN _ Güm güm de güm güm!

Duyduk duymadık demeyin... Mızmız ağaca çıktı...
Şimdi onu indirmeyi deneyin!

Alican koşuyor hemen yardıma
Elbet Keloğlan’ı takıvermiş ardına
Ayşe kızı sorarsanız
Düşmüş Mızmız’ın derdine!





ALİCAN _(SOLUK SOLUĞA YAKLAŞIR, KELOĞLAN HEMEN ARKASINDADIR)
Ayşe! Ne oldu?
AYŞE _Kedim...Kedim Mızmız ağacın tepesine çıktı Alican!
MIZMIZ _Mır mır.... Burası de pek hoşmuş doğrusu!
KELOĞLAN _Bütün gürültünün nedeni bu mu yani? Ah! Olan bizim tatlıya oldu desenize!
AYŞE _Zavallı kedicik... Zavallı Mızmız! Belki de ömrünün sonuna kadar ağacın üstünde kalacak!
MIZMIZ _Mır mır! Ne kadar eğlenceli! Herkes ağacın altında toplanmaya başladı! Mır mır!
ALİCAN _Üzülme Ayşe. Mızmız’ı kurtaracağız. Mutlaka kurtaracağız...
AYŞE _Kurtaracağız mı dedin?
ALİCAN _Yani...kurtaracağım demek istedim.
KELOĞLAN _Alican ne yapacak, çok merak ediyorum doğrusu.
ALİCAN _(ACEMİ HAREKETLERLE) Pisi pisi.. .Gel pisi pisi...
KELOĞLAN _Pek iyi bir başlangıç sayılmaz.
MIZMIZ _Ha ha! Aşağıda olanlar çok eğlenceli. Mır mır...Mır mır...
AYŞE _Duyuyor musun Alican! Mızmız acıyla inliyor!
KELOĞLAN _Bana kalıra şu kedi hayatından memnun ama...
AYŞE _Alican, bana yardım etmelisin.
ALİCAN _Elbette Ayşe. Yani ben... Bir de ne yapacağımı bilsem!
AYŞE _Git ve itfaiyeye telefon et Alican. Onlar büyük arabaları, uzun merdivenleriyle gelip Mızmız’ı kurtarırlar.
KELOĞLAN _Ayşe kızın kedisi.. İnemiyor kendisi!
AYŞE _Alican! Kendi kendine konuşmayı bırak ve bana yardım et... Lütfen!
ALİCAN _Sen hiç merak etme Ayşe. Haydi Keloğlan!
KELOĞLAN _Dur canım! Çekiştirme beni. Hem biz şimdi nereye gidiyoruz?
ALİCAN _İtfaiyeye telefon etmeye!
KELOĞLAN _İyi de itfaiye ne, telefon ne?
ALİCAN _Şimdi anlatması uzun sürer Keloğlan...
AYŞE _Mızmız’ım... Mızmız’ım...
MIZMIZ _Mır mır... Bana süt getirin... Taze süt isterim!
ALİCAN _Ben gidiyorum!
KELOĞLAN _(ALİCAN’I TUTAR) Başkalarından mı yardım isteyeceksin?
ALİCAN _Elbette!
KELOĞLAN _Bence...sen kediyi tek baına ağaçtan indirebilirsin.
ALİCAN _Sahi mi? Ama nasıl?
KELOĞLAN _Düşünelim bakalım. Hah! Belki şu bizim Eskici’de bir merdiven vardır. Ne dersin Alican?
ALİCAN _Hiç aklıma gelmezdi. Yaşa Keloğlan!
AYŞE _Alican! Bana yardım edeceğine kendi kendine konuşuyorsun...
ALİCAN _Bekle Ayşe! (ESKİCİ’NİN YANINA GİDER) Eskici?
ESKİCİ _O! Sonunda geldi bizim eski müşteri!
ALİCAN _(TELAŞLI) Sende merdiven var mı?
ESKİCİ _Olmaz mı? Bende yok yok! Merdiven demek. Kaç basamaklı olsun?
ALİCAN _Bak bunu hiç düşünmemiştim!
KELOĞLAN _Bu ne biçim soru böyle! Şöyle sağlam bir merdiven varsa versin..
Bu iş olsun bitsin!
ALİCAN _Şöyle sağlam bir merdiven olsun yeter!
ESKİCİ _(ARABADAN KATLANABİLİR BİR MERDİVEN ÇIKARIP UZATIR) Al bakalım!
Bu merdivenle basamaklar çıkıp yere zıplarsın... Çok istersen geceleri
gökyüzünden yıldız bile toplarsın!
KELOĞLAN _Fena değil. İşimizi görür...
ALİCAN _İşimizi görür. Haydi Keloğlan!

(MERDİVENİ YÜKLENİP AĞACA KOŞTURURLAR)

ESKİCİ _Hey! (SESLENİR) Küçük bey! Paracıkların ucu yine gözükmedi! Anlaşılan
yazacağız tahtaya.. alacağız gelecek haftaya!
KELOĞLAN _(MERDİVENİ TUTMAKTADIR, ALİCAN’ YÜREKLENDİRİR) Haydi bakalım Alican!
Bu iş senin için çok kolay!
ALİCAN _Haklısın Keloğlan!
MIZMIZ _Mır! Bu gelen de kim böyle? Yanımda kimseyi istemiyorum ben. Hele keyfim yerindeyken...
AYŞE _Dikkatli ol Alican!
ALİCAN _Birazdan Mızmız kucağında olacak Ayşe...
KELOĞLAN _Nedense şu kediyi hiç gözüm tutmadı. Aman çok dikkatli ol Alican!
MIZMIZ _Mır mır! Davetsiz misafiri hiç sevmem. En iyisi onu geldiği yere göndermek...
(BİR AYAK DARBESİYLE MERDİVENİ AĞAÇTAN KURTARIR)
ALİCAN _Eyvah! Düşüyorum Keloğlan!
KELOĞLAN _Böyle olacağını biliyordum zaten...
(DÜŞMEKTE OLAN ALİCAN’I TUTAR, YAVAŞÇA YERE BIRAKIR)
Neyse! Bunu da atlattık sonunda.
AYŞE _Bir yerin acıdı mı Alican?
ALİCAN _(KALKAR) İyiyim Ayşe. Merak etme.
MIZMIZ _Mır mır...Onu bırak, benimle ilgilen küçük hanım! Ben ağaçta kalmış bir
küçük kediyim. Mır mır...
AYŞE _Zavallı Mızmız’ım benim!

ALİCAN _Anlaşıldı. Ben en iyisi telefon etmeye gideyim Keloğlan. Bu işin başka çaresi
kalmadı artık!
KELOĞLAN _Başka çaresi var Alican!
ALİCAN _Sahi mi söylüyorsun? Yo... Yine şu parlak düşüncelerinden biriyse, sende kalsın!
KELOĞLAN _Hayır hayır... Beni bir kez olsun dinlemelisin.
AYŞE _Alican? Demek henüz buradasın!
ALİCAN _Şimdi gidiyorum Ayşe. Haydi... Ne yapacaksak yapalım artık!
KELOĞLAN _Anlaşıldı. Şimdi sana bir hüner öğretmenin tam zamanı.
ALİCAN _Bir hüner mi?
KELOĞLAN _Şimdi beni iyi dinle. Ben istediğim biçime dönüşebilirim! Evet, bunu kolaylıkla yapabilirim!
ALİCAN _İstediğin biçime, öyle mi?
KELOĞLAN _Evet ama bana yardım etmelisin. Senin yapacağın tek iş, öğreteceğim tekerlemeyi söylemek olacak.
ALİCAN _Haydi! Acele edelim öyleyse...
KELOĞLAN _Karamanın koyunu... Alicengiz oyunu! Bunu üç kez yüzüme karşı söyleyeceksin.
ALİCAN _Peki o zaman ne olacak?
KELOĞLAN _Olacakları da o zaman görürsün. Hazır mısın Alican?
ALİCAN _Hazırım. (TEKERLEMEYİ ÜÇ KEZ YİNELER) E? Hiçbir şey olmadı!
KELOĞLAN _(ARKASI DÖNÜKTÜR, BU SIRADA MASKLA KEDİYE DÖNÜŞECEKTİR)

Ben bir güzel kedi olsam
Yumuk yumuk bakıp dursam
Sen de yalnız beni sevsen
Alıp sahiplensen.... ne dersin?

(KELOĞLAN DÖNER, SEVİMLİ BİR KEDİ OLMUŞTUR)

ALİCAN _Keloğlan!
KELOĞLAN _Miyav...miyav!
AYŞE _(ŞAŞKIN) Alican! Şuraya bak! Bu güzel kedi de nereden çıktı?
ALİCAN _Evet... Çok güzel! Çok güzel bir kedi bu!
AYŞE _Ay! Bayıldım bu kediye. Ne kadar güzel. Nasıl da yumuk yumuk bakıyor!
ALİCAN _Demek bu kediyi sevdin Ayşe!
MIZMIZ _Hey! Mır mır!... Aşağıda neler oluyor öyle? Bu kedi de nereden çıktı? Hey, size söylüyorum... Mır dedim..
KELOĞLAN _Miyav dedim!
MIZMIZ _Mır dedim diyorum. Mır dedim, mır mır dedim...
KELOĞLAN _Miyav dedim...Miyav miyav dedim!
AYŞE _Tüyleri yumuşacık! Bakışları pek tatlı! En az Mızmız kadar sevimli bir kedicik bu!
MIZMIZ _Yo! Daha fazla dayanamam! Bu işe hemen el koymak gerekiyor! (DERTLİ) Yoksa Ayşe bir başka kediyi sevecek! Buna asla dayanamam..Asla dayanamam..Mır!

(AŞAĞI ATLAR, AYŞE’NİN KUCAĞINA YERLEŞİR)









3395




Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.