Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    





Çaylaklar

iki Perde

Oyun Kişileri

"Milliyet Gazetesi Yazın Ödülü,1988"

Ressam
Kadın
Koleksiyoncu
Gazeteci
Müsteşar
Bakan
Eleştirmen

Oyun Hakkında
Sanatçı yaratısına "ne ölçüde" sahiptir? Sanat yapıtı ile sanatçı arasındaki ilişkinin asal değeri hangi "ölçütler" çerçevesinde belirlenir? Sanatçı üretici olduğu kadar "yok edici" de olabilir mi? Çaylaklar, sanatın özgürlük alanını eğlenceli bir olay eşliğinde tartışmaya açıyor.

Oyun, Devlet Tiyatrosu'nun 1989/1990 sezonunda, Ergün Uçucu rejisiyle sahnelendi.


Oyundan/

RESSAM_(Kibriti alır) Sen.. Beni engellemeyeceksin, değil mi!
GAZETECİ_Şüphesiz tablo kül olduktan sonra vicdanım beni rahat bırakmayacak. Gece yarıları Çaylaklar! diye bağırarak fırlayacağım yataktan.. Öylesi anlarda yılın gazetecilik ödülünün beni sakinleştireceğini umuyorum. Kabul etmelisiniz ki, böyle bir şans binde bir gelir insanın ayağına..
RESSAM_ Ya!.. (Kibrite bakar, şaşkındır)
GAZETECİ _(Makinayı ayarlar) Ben hazırım!
RESSAM _İnsanı durdurmaya çalışan bir güç olmayınca gerçekten de zor oluyor..
GAZETECİ_Hadi.. Gecikmeyelim!
RESSAM_ Üstelik kızıştıran biri.. (Kibriti yakar)
GAZETECİ _İnanmasam eliniz titriyor diyeceğim..
ELEŞTİRMEN_(Bir bomba gibi düşer içeri) Kolay gelsin!..
RESSAM_ Olur şey değil! Sen!..
ELEŞTİRMEN _Ben ya! Ne sürpriz ama..
GAZETECİ_Anlaşıldı. Yılın olayında yeni bir gecikme!..
ELEŞTİRMEN_(Ressam’ın elindeki kibrit kutusunu alır) Önce yaramaz çocuğun elindeki tehlikeli oyuncağı alalım bakalım.. Seni afacan! Duyunca inanmamıştım..
GAZETECİ_ Sizi bir yerden tanıyacağım ama..
ELEŞTİRMEN_Aferin küçük! Resim eleştirilerine meraklı biri olduğun şapşallığından belli oluyor..
GAZETECİ_ Tabii ya! Siz şu ünlü resim eleştirmenisiniz.
ELEŞTİRMEN_Teşekkürler!
RESSAM_ Gazeteciler, müsteşarlar, eleştirmenler.. Evimde kokteyl parti verilmiyor baylar! Bitsin bu oyun. Herkes çeksin arabasını.. Yalnız kalmak istiyorum..
ELEŞTİRMEN_ Aferin sana! Güzel konuştun.. Şimdi de ne tür bir depresyon geçirdiğin araştırılmalı!
RESSAM_ Bir dakika sonra gelemez miydin?
ELEŞTİRMEN _Dinle müthiş dahi! Resimlerle benim aramda gizli bir elektrik vardır.. Bir tür iletişim!.. Senin şu ünlü leylek sürüsünün..
GAZETECİ_ Çaylaklar!
ELEŞTİRMEN_ Bir adı da buydu sanırım.. Ne diyordum?.. Senin şu çaylak sürüsünün sabahın ilk saatlerinden beri yürek paralayan çığlıklarla benden yardım dilendiğini söylesem bilmem inanır mısın?
RESSAM_ Bütün bu saçmalıklardan bana ne! Kibriti geri ver lütfen!
ELEŞTİRMEN_Yo! Bu resmi sana yaktırmam küçük dahi! Ekmeğimle oynamana izin veremem. Şu ördekler için on ayrı dergiye yazı yazacağım ben. Vereceğim konferanslar da cabası! Bu tablo bir kaç yıl daha idare eder beni.. Anlıyor musun?
RESSAM_ Biraz daha anlatırsan, burda toplu kıyım yaptığım kuşkusuna kapılacağım!..
ELEŞTİRMEN_ Ha şöyle yola gel bakalım! Anlattıklarım az bile.Ya yapılacak olan toplantılar, ya tartışmalar.. karşılıklı suçlamaların dergi sayfalarını dolduracak olan dedikoduları?.. Sonu gelmez polemikler ve kanlı hesaplaşmalar!.. Bütün bunlar gerekiyor dostum! Hava gibi, su gibi gerekiyor.. Dünyadan haberin yok senin. Ara sıra şu akvaryumdan dışarı çıkmayı denesen iyi edersin! Çaylaklar demek! Köşesinde ne kadar sessiz, ne kadar masum şu an..
GAZETECİ_ Onu beğeniyorsun!
ELEŞTİRMEN _Beğenmek mi? Amatör değilim ben. Şu sarının yanındaki pis griyi görüyor musun? Bu iki rengi yan yana oturtmak nereden aklına geldi Tanrı aşkına? Şuraya bak.. Bilsen bütün bu sevimsizliklere sanatsal kılıflar uydurmak için ne kafa cambazlıkları yapıyorum!.. (Ressam’a yaklaşır) Aldırma kahraman! Yine de değer.. Haklı gerekçelerimi öğrendin artık..
GAZETECİ_ Bence abartıyorsunuz.. Bu.. o kadar da kötü bir resim değil!
ELEŞTİRMEN _İyisi mi sen sus artık.. Burada ustalar konuşuyor, görüyorsun. Yazdıklarımın okuru olma cezası neyine yetmiyor!
GAZETECİ_ Sanatsever biri olduğunuzu hiç sanmıyorum..
ELEŞTİRMEN_ Laf mı bu? Neden sevecekmişim? Mona Lisa dahil hiçbir resmi sevmedim bu güne kadar!
GAZETECİ_ Sorabilir miyim? Neden acaba?
ELEŞTİRMEN_ Neden mi? Dinle!.. Dünyanın en kıskanç adamıyım ben küçük! Beceremediğim şeyleri yerin dibine batırmaktan başka bir iş gelmez elimden. Ancak bu resim.. gerçekten kötü! Gerçekte şunun nasıl rezil bir şey olduğunu yazmayı çok isterdim ama..
RESSAM_ Haklısın! Ver artık şu ateşi..
ELEŞTİRMEN_Hiç söz dinleyen biri değilsin! Aslında seni sevdiğimi söylemiş miydim! Resimlerin bile engel olamaz bu duyguma. Etliye sütlüye karışmazsın.. Kimseye yaranmak için çaba gösterdiğini de duymadım. Bana bile! Yoksa hakkında yazdıklarımı okumuyor musun?
RESSAM_ O tür şeylerle aram yoktur..
ELEŞTİRMEN_Katıksız bir sanatçı! Umursamaz, aldırışsız, dik başlı.. Keşke yaptıklarını da sevebilseydim.. (Resme yaklaşır) Çaylaklar! Daha neler yumurtlayacaksın bakalım!
GAZETECİ_ Ne derseniz deyin! Yüz milyar değer biçtiler bu tabloya.
ELEŞTİRMEN_Böyle bir rezaleti sanata karşı korumaya almak için devlet bütçesinden yapılan olağanüstü fedakarlık!
RESSAM_ Daha ne kadar dinlemek zorundayım ki seni?
ELEŞTİRMEN _Yoo.. Sinirlenmek yok dostum! Sezar’ın hakkı Sezar’a! Bu tabloya yüz milyar değer biçildiyse bunda eleştirilerimin de payı vardır. Bunu unutma sakın!








2600




Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.