Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






Tam Sırası!



25.05.08


“Gecikmenin tam sırası...” der bir şair! Bu dizeyi, tüm hayata tekabül eden bir yanı olduğuna da inandığımdan, sıklıkla yinelenmekten kaçınmadığımı belirteyim. Gecikmenin göreceli bir kimlik sakladığı tartışılmaz. Kimi tez canlılığın gayretkeşlik barındırmasıyla açıklanabileceği bir durumun benzeri olarak değerlendirmek de mümkün belki. İnsanı ikilemde bırakan testlerden farkı olmalı bu konumun. Hani yangında ilk kurtarılacak...benzeri tuzak sorulardan beklenenlerden fazla farklı değil. Aslında insanın bilinmeyen yanını keşfinden ziyade, yine aynı çilekeşin saklamayı becerebildiği “günahlarıyla” ilgili bir tuhaf sınavla karşı karşıya olduğumuzu bile söyleyebiliriz!

“Tam sırası” başlıklı öznel listelerde görmeyi dilediğimiz şeyler ise aslında dudaklarımızı kolay ayıramayacağımız serin haz kaynaklarının türüyle ilişkili. Ne istediğini bilen bireyin yüceliğine ve dokunulmazlığına sığınarak söylüyorum bunu.

Mevsimin özelinden hareketle sürdürelim öyleyse. Yaz düşlerinin yastık altlarını beslediği bir hoşluk dönemini konu ediyorum.. Ertelenmişliklerin sıraya konacağı, ihmallerin havayla temasına olanak tanıyan şans durumlarının yaratılacağı bir eşik öncesi! Öyle mi gerçekten? Ya sizin öznel ihmal edilmişlikleriniz hangi hanenin yastığında dinlendiriliyor dersiniz? Sonuçta göz yumulmuş ertelemelerin yaşanmış ihmallerle değiş tokuşuna tanık olmaktasınız. Bu aşamada sizin için “tam sırası” olan tek şey bir kez daha serinkanlı düşünmekle ilgili belki de.

Oysa tam sırası olan şeyin, örneğin müzik olduğunu söylemek isterdim. İstanbul’da yaşayanların şansı, zaman ve paranın varlığıyla doğru orantılı. -Gözümüz yok ayrıca!- Caz festivalinin, onun hemen ardından müzik festivalinin eli kulağında çünkü. Bir dönemde İstanbul’da ikamet ederken de yinelediğim bir gerçektir az önce söylediğim. Festival müdavimi olmak için zamana da en az para kadar sahi,p olmak gerekiyor. Sanatın artı değer ürünü olduğu gerçeğinin yanı sıra, bir o kadar da aylak işi olduğunu söyleyelim sırası gelmişken. Üretici değil, sıradan tüketici olurken bile böyle bu. Bir konsere gitmenin, keyifle dinlemenin, paylaşmanın, değerlendirmenin bir “alternatif maliyeti” var çünkü.

Yine de hayatı ıskalamayan bir tarzla bu noktada hesaplaşıyoruz kanımca. Tembelliğin, ağırlaşmanın, adam sendeciliğin olmadığı bir an , “yumurtanın müziğe dönüşüp kapıya dayandığı” o an bence. Öyleyse bir yerden başlamak gerekiyor.

“ Tam sırası” çağrısının düşündürdüklerini ise herkes kendine göre biçimlendirebilir elbette. Görülmedik yerler, çalınmadık kapılar, aranmadık dostlar, açılmadık kitap kapakları... bu listenin sonu gelmez biliyorum ve insanın günümüzde yaşadığı en trajik konumun özünde zaman kavramının yattığını da bir kez daha yineliyorum! Adına bir mühendislik dalı boşuna ihdas edilmemiş olsa gerek.(Sahi, zaman mühendisi bir dostumun olmasını isterdim ama ihtimal dostluk etmeye zamanı olmayacaktır!) Kaçırılmış fırsatların -ille iş ya da para olması da gerekmiyor tabii- özünde yine tedirginliklerin, kararsızlıkların o tuhaf ikilemi gizli çünkü. Yolları çatallanan hayata getireceğim sözü. Seçimlerin kıymet_i harbiyesi, seçim sonuçlarının sizdeki izdüşümüyle açıklanabilir kanımca! Doğru bir karar verdiğinize hiçbir zaman emin olamazsınız belki ama mutluluk anını duyumsamanın bedeli de bütün bunlara değmez mi dersiniz?

Eh, öyleyse bir şeyler için “tam sırası” demekle yetinelim. Bir şeylerin neler olduğu ve” tam sırasındaki zamanlama ustalığı” ise size kalmış.
Bu noktada öneriler getirmeninse... ne yeri, ne sırası kanımca!







Önerilerin “Tam Sırası”!

Huylu huyundan vazgeçer mi? Az önceki yazıyı yalanlayan bir iş yapacak ve öneriler sunacağım! Şaka bir yana; listeyi bir öneri değil paylaşma çabası olarak alın lütfen! Ayrıca encamı bir iki müzikal başlık... Bu konuda bana benzer bir dosta sahip olmak -zaman mühendisi de olmayabilir hani- beni rahatsız etmeyecektir. Gelecek olası öneriler için peşin teşekkürlerimle!


Müzik diye tutturduğuma göre, öncelik müziğin olsun:

· Michel Petrucciani’den bulabileceğiniz CD ya da kayıtları affetmeyin! (Live at the
Village Vanguard iyi bir başlangıç olabilir)

· Mark Knopfner iyi tanıdığınız bir ad. (13 Haziran’da Kuruçeşme Arena’da randevumuz var!) Bu ara, özellikle son albümlerine kulak kabartmakta yarar var. (Golden Heart’ı benden isteyebilirsiniz)

· Çok yeni değil ama Ray Charles’in “Duets” ürkütücü bir yaz için iyi bir önlem! (Serinliğiyle, ustalığıyla, eşlikçileriyle!)

· Bu naçizane listeye bir de Elgar eklesem çok mu fazla olur? Edward Elgar’ı -özellikle Çello Konçertosu (E minor, opus 85) ve Enigma Çeşitlemeleri ile- bir kez daha ve alıcı kulağıyla dinlemek...dünyanın nimetlerinden ikisine kolayca uzanıvermekle eş değerde sanki.

· Son olarak bir kitap: İtalo Calvino “Klasikleri Niçin Okumalı”; çev.Kemal Atakay

YKY








24.05.2008
2428






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.