Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






Çağın Karakteristiği: Can Sıkıntısı!


9.05.08


Malcolm Lowry’le ilgili olarak alkole teslimiyetini deliliğin bir tezahürü diye açıklarlar. Savaş sonrasının umarsızlığında “kendi geleceğini tayin hakkı!” konusunda netleşemeyen bireyin yaşadığı bir trajedidir bu. Paris Sıkıntısı Baudelaire’in dizelerinde kalsın; çağın sıkıntısında malum sıkıntıların izlerini sürmekteyiz sanki.
Bireyi adı konmamış boşluğa salan öncül gösterge tarifsizlik olsa gerek. İletişimsizlik tanımına daha çok var, çünkü orada “iletinin kendisine" de gerek duyuluyor. Kendini çoğaltmayan, dahası tazeleyemeyen insan , sunum konusunda hepten yayan kalmaz mı?
Ancak sözünü ettiğim bu türden bir sıkıntı değil. Çağın karakteristiği olarak tanımladığım bu içsel hezeyanın özünde amaçsızlık var sanki. Yine savaş sonrasına dönecek olursak, bireyin kendisini “küllerinden bir kez daha yaratmak” için alabildiğine gayret içinde olduğunu görüyoruz. Belki küçük sapmalarla yukarıda da söylediğim gibi önceliğin kendi geleceğini tayin hakkına çalışan bir arayışın sonucu bu. “Boğuntulu Sokaklar”da "ıslak sokak köpeği " gibi dolaşmanın da bir açıklaması var çünkü. Yalnızlık yeniden servis ediliyor belki ama bu kez farklı düzlemde bir yolculuğa da çağrı saklı bu çığlıkta.
Günümüzün sıkıntısını tanımlamak daha da zor. Sabit veriler değişmiyor, bir bildiğimiz o! Çok çalışıyor, az kazanıyoruz. Gündelik hayatın bize sunduğu oyuncaklar eğlentiden çok vicdan azabına hizmet ediyor; çünkü zaman konusunda talihsiziz. Okunacak kitaplara, dergilere yetişemiyoruz. Görüntü sağanağı karşısında seçeneksiz kalmamız ise bir başka tuhaf durum. Dostluk, kadirbilirlik, geçmişe özlem, geleceği kurgulama.. bunların hepsi bir bilgisayar oyunu kadar sıradanlaşıyor. Yoksa hayat denizini çoktan tüketip sığ sulardaki çakıllarla mı boğuşuyoruz?
Bunlar bildiğimiz şeyler aslında. Yirmi dört saat kavramı da göreceliymiş demek! Bir iki saati çoktan söküp atmadık mı kadranlardan! Yetişemediğimiz o şeyin! ne olduğunu bile bilmiyoruz artık. İçine çöplerin tıkıştırıldığı makinelerde öğütüp parçaladığımız atık ise değerbilirlik!
Can sıkıntısı pencere kenarındaki genç kızın yaşadığıyla özdeşleşen bir tanım değil sonuç olarak. Bir kaçma edimine dönüşen amaçsız bir yalnızlık arayışı yakamızı bırakmıyor. Konfeksiyon hayatın bizlere sunduğu birörneklik hemen kapımızın dışında. Bu nedenle alacalı vitrinlerdeki onca çeşitlilik kimseyi aldatmasın! Boyutsuzluk yalın kılıç ilerliyor, hepsi bu.
Sonuçta kendi kalelerimize dönüyoruz. “Dostlukların Son Günü” uzaktan el sallıyor bize. Bir yerde olmak, bir şey paylaşmak, “keyifli anların avcısı kesilmek” koca bir yalan belki de. Üretilen olgu yoğun bir pus çünkü. Elimizi uzattığımızda yakalayacağımız tek şey gölgesini eşeleyen bir insan sureti.
Roland Barthes’ın sözlerine kulak verelim bu noktada.” Çocukken sık sık canım sıkılırdı. Tüm yaşamım boyunca dalgalar halinde devam eden bir süreç bu. Üzüntüye kadar varan, insanın yüreğine korku salan bir illet! Konferanslarda, yabancılar arasında geçirilen gece eğlentilerinde, can sıkıntısının görülebileceği her yerde duyduğum bir duygu. Can sıkıntısı, korkarım benim çılgınlığım olacak.”
Çağın karakteristiği çağın illetine dönüşebilir her an. İnsanın kendini yenilemesi kaçınılmaz . Hepsi bu kadar çünkü! Sabit verilerin ışığında kendinizi ne kadar ve hangi koşullarda tarif edebilirsiniz.. bu çabaya gereksinim var. Yarından hızla uzaklaşan bir dünyanın kendini bir sonraya taşıması nasıl zor!
Anlamı doğanın değil, tarihin ürettiğini hatırlatan Barthes’la tamamlayalım bu karanlık yazıyı. Tarihe yolculuk öznel tarihin güzelliklerine de kapı aralayacaktır. Dostluk, saflık, değerbilirlik ve insanın kendisine duyacağı saygı... yolunuzu fazlasıyla zorlayan kavramlar olsun!




Göndermeler/
Malcolm Lowry, “Yanardağın Altında”
Baudelaire, “Paris Sıkıntısı”
Demir Özlü, “Boğuntulu Sokaklar”
Tom Waits, “Islak Sokak Köpeği”
Selim İleri, “Dostlukların Son Günü”
Roland Barthes,”Roland Barthes”, çev. Sema Rifat





Kitap Önerileri/

Durrenmatt, “Tüm Yapıtları”
Roland Barthes, “Göstergeler İmparatorluğu”, Çev. T.Yücel, YKY Yay.
Gülce Başer, “Bir Delinin Gülcesi”, şiir, Yasak Meyve Yay.









09.05.2008
2192






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.