Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






YOLLARI ÇATALLANAN YAZI

10. 03.2008

“İnsanlarda edebiyat duygusu hiç yok. Bu yüzden, bir edebiyat parçası hoşlarına gitse, hemen karmaşık nedenler aramaya koyuluyorlar. Öykünüzü beğendik ama ne demek istediniz bu öyküyle, diye soruyorlar. Yanıtım kısa: Hiçbir şey demek istemedim. Anlatmak istediğim yalnızca öykünün kendisiydi. Daha yalın sözcüklerle anlatmam mümkün olsaydı, inanın öyle yapardım. Öykünün kendisi zaten kendi gerçeğidir, öyle değil mi?”

Okurlarına yeteri kadar güvenmeyen Borges’ten alıntı bu satırlar. Yazarların “gizli amaçlara” hizmet ettiğini düşünen şüpheci okurlara rağmen yazmak nasıl bir şey peki? Belki de Borges’in yazmak edimini bizatihi yücelttiği bir yaklaşım bu. Hani konuşmayı gerçekleştiren* Burgın biraz daha sıkıştırsaydı, zaten yalnızca kendim için yazıyordum deyip işin içinden çıkmaya da hazırdı. Daha da ileriye gider miydi acaba? Okurlardan bana ne! O kuşku kumkumalarının canı cehenneme!, diye kükrer miydi örneğin? Sorguladığımın aksine, yanıtını pek merak ettiğim bir durum değil bu. Belki de öykü yazmanın tuhaf kimyası çoktan genzimi gıdıkladığı için söylüyorum bunu. Benzeri bir soruya vereceğim yanıtta, anlatının gücünü sonuna kadar savunmakla yetinebilecek kadar açık yürekli davranamazdım yine de. Aradığım şeyin her taşın altında gizlendiği şüphesini ısrarla taşıdığım bir başka anlamla, bir başka tarifle ilintili olduğunu söylemekle yetinirdim mutlaka. Kuşkucu okurdan kuşkucu yazara içe dönük bir bakış örneği olurdu bu durum. Yeni öfkelere, dahası şüphelere açık olmadığını kim söyleyebilir!

Çağımızda yazının, yaratının gücü hala başat; işin sevindirici tek yanı bu belki. İster yalnızca içeriğe sızmak, ister kendinize ait bir söylem bulmak için okumakta olun; son tahlilde yazıyla buluşan bir okurun ciddi bir ayrıcalığı var kanımca. Kendini sessizce çoğaltma töreni olarak adlandırıyorum ben bunu. Tuhaf, hadi söylemekten çekinmeyeyim tehlikeli bir tören olduğu besbelli. Yeni bir paragrafın sizi götürüp bırakacağı yer uçurum kenarı bile olabilir; kimi zamanın tahammül sınırlarını zorlayan bir randevunun sonuçlarına ne kadar katlanabilirsiniz peki? Hele ki buluşacağınız kişi kendinizden başkası değilse!

Edebiyat biraz da tehlikeyi sevenlerin işi bu yüzden. İçinizdeki cesur çocuğu çatallı yollara saldığınızda kılavuzunuzun bünyenize yuvalanmış olgun ve bilge bir kimlik olduğunu mu sanıyorsunuz?

Borges’in derdi okurla da ilgili değil aslında. O, yerleşik kalıplara meydan okumanın peşinde.-Bu lükse sahip pek çok yazarın yaptığı gibi- “Nedense bir kitap okunduğunda, o kitabın altında yatan başka bir kitap aranılıyor sürekli. Kitapların kendilerine yaşamayı öğretmesini dileyen okur benim okurum olamaz.” diyecek kadar da keskinleştiriyor kalemini. Belki de hiçbir yazar böylesi bir sorumluluğun taşıyıcısı olmak istemiyor.

Acemi, dahası korkakça davranmaktan çekinmeyen yazarın “yürekli” çabasına saygı duyuyorum! Bu kaygı yazının devamını da getirecektir çünkü. Soruların yeni sorularla buluştuğu kavşaklar , sözünü ettiğim soruların taşın altına saklanmış anlam cümleleriyle karşılaştığı noktalardır. Gerisi size kalmış; Ya vazgeçtiğiniz bir yazı olur bu; ya da yeni tehlikelere yelken açarsınız.

Sonuçta yazarıyla, okuruyla hiç kimse bilge değil; hiç kimse bir başkasını tamamlamaya da memur hissetmesin kendini. Yolculuğun nereden başladığı, nereye gideceği, bu sırada nelerin söyleneceği de kimsenin umurunda olmamalı. Bindiğiniz “yaylının” keyfini çıkarmakla yetinin öyleyse. Zevk almaktan tuhaf bir şekilde uzaklaştığımızı hissettiğim şu zaman diliminde bizi farklı olanla buluşturan büyünün bir kez daha açığa çıkması en büyük dileğim. Gösteri sırasında sihirbazın yaptığı eğlenceli oyunlardan çok, onun kurduğu düzeni, dahası göz boyayan hilesini keşfetmeye çalışan hınzır izleyicilerden hiçbir farkımız yok belki de. Bundan öte sahnedeki usta ağzıyla kuş tutsa da durum değişmeyecektir! Bildiğiniz bir gerçeği yeniden fısıldamamın bir yararı var mı peki?
Paranız boşa gidiyor!

Hoşlukla.


Öneriler/
*Borges İle Söyleşi; Richard Burgin, Mitos Yay.
*Yolları Çatallanan Bahçe; Borges, Çev. Fatih Özgüven, Can Yay.
*Ölüm ve Pusula; Borges, Çev. Tomris Uyar, Ada Yay.
*Mihail Bahtin; Karnavaldan Romana; Ayrıntı Yay.









10.03.2008
2434






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.