Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






"Yeni Roman" Öldü mü...Issız Acun Kaldı mı...

20.O2.2008

Alain Robbe-Grillet’nin bu günkü gazetelerde yer alan ölüm haberi kimi yazın dostunu derinden yaralamış olmalı. Gerekçelendirmesi kolay değil aslında; hani çok yakından izlemekte olduğunuz bir yazarın hızlı bir kararla dünyayı terk etmesiyle özdeş kılınacak bir durum değil çünkü. Yazdığı romanlarla yazın dünyanızı enine boyuna çalkalayan biri olması olasılığı ise bundan daha da zayıf. Ayrıca yazdıklarından kaçını şöyle baştan sona okuyup özümseyebilmişizdir ki?
Bütün bunlara rağmen; yakın yazınsal tarihi bir biçimde belirlemiş bir yazarın dünyaya elveda demesi birilerini -en azından beni- fazlasıyla etkilemiştir mutlaka. Yeni Roman adlı derli toplu çalışmasını Yazko’nun yayınladığı dizide okumuş olmalıyım. Bir dostum aynı kitabın yıllar öncesinde Varlık Yayınları’ndan çıkıp meraklısıyla buluştuğunu da söyledi.
Yeni Roman’ın modern romana katkısıyla ilgili temel başlıkları sıralama yeri değil bu sütun. İlgilenenlerin konuya daha bir yakından bakmasını önermekle yetineceğim ama şu kadarını söylemek mümkün belki; post modernizmin günümüzde iyi kötü tutan mayasında Grillet ve şürekasının ciddi katkıları olduğunu kim inkar edebilir! Densizce yaptığım bu saptama, doğruluğunun tescilinin de ötesinde bir Robbe-Grillet romanı kadar içinden çıkılmaz bir öneriyi sinesinde gizliyor aslında.

Sahi, yeni bir önerileri var mıydı peki? Yazın sanatının gelip dayandığı kalın ve yıkılmaz duvara tos vurup durmayı şiar edinmiş , yanı sıra Sisiphos sabrıyla bu çabadan vazgeçmeyi akla getirmemiş bir yazınsal arayışın izdüşümü olarak bakmak bile mümkün bütün bu çabaya. Ya “insanın yeni tarifiyle” ilgili bir arayışa ne buyurulur? Başat beklenti yalnızca böyle bir ısrarın sonucuydu belki de. Evet, savaş sonrası insanı yeni bir tipolojiye gereksinim duymuş; ne ki fazlasıyla bunalan ve varoluşuna yanıt bulmaya çalışan o uyumsuz modeli terk etmeyi de kafasına koymuştu. Kötü bir patinajdı bu; değişen hayat, gelişen teknoloji, küreselleşme çoktan kapıya gelip dayanmıştı. Alain Robbe-Grillet bu kuyumculukta elbette yalnız değildi. Yandaşları arasında yer alan adların ondan daha bildik olduğu bile söylenebilir: Michel Butor, Claude Simon, Nathalie Sarraute bu tuhaf yazınsal oluşumun bildik diğer adları arasında yer alıyorlar örneğin; isterseniz Beckett’i bile dahil edebilirsiniz bu kadroya ama, o yine de serin durmayı yeğleyecektir. Zaman içinde yerlerini, yazınsal duruşlarını daha belirgin bir biçimde ortaya koyan yazarlardan söz ediyoruz . Bir kaç Fransız olarak kalmaları bir rastlantı mı peki? Böyle tehlikeli bir soruya net bir yanıt vermenin zorluğu da gizli bu tuzak soruda; günümüzün çok sayıda yazarını “kazıdığınızda” bütün bu şövalyelerden toplanmış çiçek özleriyle karşılaşabilirsiniz kolaylıkla. Butor, en azından bizim okurlar arasında daha bir popüler olmalı. Onun yazdığı ve bizdeki çevirisinin fazla başarılı olmadığını düşündüğüm Değişim /"La Modification" adlı romanın yetmişli yılların okuruna epeyce kök söktürdüğünü hatırlıyorum. Butor’dan çevirilerin daha sonralarda arkası geldi bildiğim kadarıyla. Sarraute’nin çevirileri ise daha da önceye dayanıyor belki. “Yönelişler”, yanlış hatırlamıyorsam Bilgi yayınları’nın ilk kitapları arasında yer alan bir küçük romandı. (Duras’nın Moderato Cantabile’ine bir küçük selamla) Yıllar sonra kaleme aldığım Sesin Kabuğu adlı kısa anlatıda Sarraute’nin “Yönelişler”inden kısa bir alıntı yapmaktan kendimi alamamıştım; has edebiyatın değilse bile yeni insanın tanımıyla ilgili “çarpıcı” bir örneğin daveti olmalıydı bu.

Şimdi düşünüyorum da, Robbe-Grillet’in herhangi bir romanını (çevrildiği kadarıyla) baştan sona okuyup bitirdiğimi hatırlamıyorum bile. Şimdilik onun, gerektiğinde yalnızca duvara asılı bir reprodüksiyonun içinde dahi geçebileceğini iddia ettiği romancılık anlayışını anmakla yetineyim: evet, asıl olan romanın anlattığı değil çağdaş insanın içinde yer aldığı trajediyle ilgiliydi çünkü . “Enstantaneler”in, “Kıskançlık”ın, yazının bizatihi gücünden başka bir sav barındırmadığını düşünüyorum bu yüzden. Sonuçta roman sanatı, anlam, dil, dahası yöntemle ilgili önerilerini yanı sıra taşıyarak yola devam ettiğini müjdeliyordu yalnızca. Yeni Roman, bu yüzden yazıdan çok sinemayla, dahası sanatın güncel tarifine denk düşen ürünleriyle daha bir buluştu kanımca; çünkü baştan sona bir sava dönüşen bu yazınsal önerilerde dil ülkesinin sunduğu sürprizler kimi zaman bir kitabın sayfalarından kolayca taşabiliyordu. Enstelasyonun, çağdaş tiyatronun, günümüz sinemasındaki özgürlük arayışlarının temelinde, bu keskin ve farklı bakışın izlerini görmek olası . Robbe-Grillet’nin yalnızca yazınla yetinmeyip sinemaya da bulaşmasının özünde farklı bir gerçek mi gizli sanki? Yeni dalganın ustaları Resnais, Godard bu soruya farklı yanıtlar vereceklerdi mutlaka! Çünkü çağın akla getirdiği nice akıl dışı soruya verilecek “müphem” yanıtların aynı adreste buluşmayacağı gerçeği bir yerde “yeni roman” gerçeğiyle de buluşuyor.
Seksen beş yaşında hayata tamam diyen bir ustanın düşündürdükleri bütün bunlar. Robbe-Grillet ne kadar okundu, daha ne kadar okunacaktır; bu sorunun yanıtı da o kadar önemli değil . Kimi sanatçıların çabası gerçekten yeni ve beyaz bir sayfanın dirliğini pekiştirmekle ilgili kanımca. Robbe-Grillet, bu soy sanatçılardan biriydi. Bu gün o beyaz sayfayı çala kalem karalayabiliyorsak, ustanın bize armağan ettiği bu lüksün de farkında olmalıyız diyorum.
Sonuç olarak, yeni romanın öldüğü tespiti de yalnızca bir eğretileme olarak kalıyor. Yeninin de romanın da “ne olduğu” yazı aracılığıyla halen araştırılıyor çünkü. Akıl karıştıranlarınız çok olsun demekle yetiniyorum.

................................................................................

"Benim Klasiklerim"den Öneriler:

Alain Robbe-Grillet, Yeni Roman
Nathalie Sarraute, Yönelişler
Michel Butor, "Değişim"
Beckett, "Molloy"








20.02.2008
2527






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.