Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






Yola Çıkarken

08.02.2008

Öznel tarihimizi biraz da reddedişlerimiz belirler. Sartre, yanlış hatırlamıyorsam “İş İşten Geçti”de dile getirir benzeri yaklaşımı:Bir insanın seçimi bir başkasının gözden çıkardığıdır. Aklın şaşırtıcı yolculuğu Borges’e kadar taşıyacaktır her birimizi. “Yolları Çatallanan Bahçe”nin görünmez korkulukları, adı konmamış bir dilden hangi yöne sapmanız gerektiğini belli belirsiz kulağınıza fısıldayacaktır! Reddediş derken kastım biraz da çağdaş dünyanın bize sundukları karşısındaki davranış modellerimizle ilgili. On yıl kadar öncelerde yazımı bilgisayarda yazacağımı, dahası günün birinde bir de site sahibi olacağımı (o sıralar kavramdan da bihaberdik elbette) söyleseler gülüp geçmekle yetinirdim sanırım. Zaman yine ona ayak uydurma konusunda düpedüz koşullandırıyor insan evladını. Bu gün “tu kaka” yaptığınıza yarın öbür gün dört elle sarılabiliyorsunuz. Sonuçta dostlara haberlerken havuzsuz olduğunun altını çizerek işi şakaya boğduğunuz bir gerçek aslında yaşamınızın asal unsurlarından biri oluyor. Genç işi bir yaklaşım bu; evet, hele ki onların kolay kabulüne, uyum hızlarına ve sanki daha öncelerden de o her neyse artık birlikte yaşadıklarına yemin edebileceğiniz yeni bir durum, şey, tarz ya da bir başka tuhaflık sizin de kanınıza girmiş olabiliyor.

Belki de tarihimizi belirleyen reddedişler, yine öznel coğrafyamızın da sınırlarını belirliyor. Dünyanın her hangi bir yerine ulaşma olanağının lüksüyle cilalanmış bir “egoyla” karşı karşıyayız burada. Hemen ayaklarımızı yere basalım burada; ardından da temel soruyu sorup rahatlayalım: Nereye kadar uzaklaştığından da öte, o son noktada “ne söylediğin” her zamanki önemini korumayı sürdürüyor. Yazı çizi işleri hayata kattığı anlamın da ötesinde “en hakiki” varlık nedeni bu yüzden. Sarf ettiğiniz bir cümlenin saklı savunmasını her an için cebinizde hazır hissedeceksiniz. Yoksa hiçbir şey…

…evet; yoksa hiçbir şeyi tam olarak tarif edemeyiz. Sanat yapıtı kendi öznel dilini biraz da bu tanımı hak ettiği için korumuyor mu yoksa? Paylaşmanın güzelliği ise bir başka kapıyı tıklatıyor burada. Güncelin kaygısından ziyade” anlam avcılığına niyetlenmek” ne kadar doğru peki? Bunun yanıtını da bir başka yapıtla vermek en iyisi olacak belki de.

Sonuç olarak bir siteye sahibim işte; doğrusu bu kadar kolay olacağını da düşünmemiştim. (Turgay kardeşime teşekkürlerle!) Getirisi ne olacak diye düşünmeden edemiyor insan. Hani siteden gerçek bir rant beklentisi de olmadığına göre! iş daha çok yazma ve ulaşma noktasında düğümleniyor. Şanslıysam dönüş de alırım; bakarsınız ateşli tartışmalar, tadından yenmez polemikler içinde bulurum kendimi. Bu da siteye hoş bir arka bahçe tasarımı belki. Şimdilik fideleri toprağa gömüp mevsimlerin hızla geçmesini beklemek gerekiyor . (Kazanılacak bir gölgeliğin bedeli yaşamdan kocaman bir ısırık olabiliyormuş demek ki)

Yola çıkarken hiçbir beklentim yok sonuç olarak. Belki hayatım boyunca beceremediğim bir toparlanma çabası olarak da bakılabilir bütün bunlara. Öyle ya, yılların eskitemediği savruk sanatçımız bir yerde dökümünü derli toplu sunabiliyor demek ki. Ama ne yaman çelişki gerçekten! Yazıp çizdiklerini rüzgara yüklemeyen, sakınımsız bir kimliği yalnızca yazdıklarıyla sınırlı tutan biri ne kadar özgürleştirebilir ki kendini?

En azından sorular düzleminde bu denli savruk olmamayı seçtiğim bir noktadayım şu anda. Biriktirdiklerimin sandığa istiflenmesiyle ilgili öznel bir çaba. Malzemeden yararlanmaya kalkışacak biriyle hoş bir karşılaşmanın gerekçelendirilmesi diye bakmak da olası. Özellikle “oyun” sayfaları için istediğim bir şey bu. Sahne büyüsüyle karşılaşma şansını fazla yakalayamamış oyunların meraklısıyla buluşmasına olanak tanıyan bir açık alan neden olmasın peki!
Adını koymak zor bütün bu çabanın; ama dile kolay, bir otuz yıl da geride bırakılmış! Bir sonrasının telaşı yakanızı asla bırakmıyor ve çocuksu merakınız her daim aklınızda yeni yeni sorular için kapı aralıyor! Bunun ciddi bir şans olduğunu kabul edin lütfen. Sanatı biraz da insanı çileden çıkaran bu tarifsiz güzelliği için seviyoruz belki de. Oralarda bir yerlerde adı konmamış bir şey var ve siz yalnızca yolculuğun çağrısıyla kendinizi sokağa atıyorsunuz. Çatallanan yolların sonunda akılcı, disipline edilmiş bir siteye ulaşmak olanaksız aslında. Sanatın bir tuhaflığı da burada gizli. Açık alanlarda sizi bekleyen bir başka tehlike de en fazlasından yalnızlık olabilir , ama bu da eşyanın tabiatına çok uygun!

Bir “site”ye bu kadar ağır bir görev yüklemem doğru değil aslında, ama zamanın ne getirip ne götüreceğini kim bilebilir ki! Sonuçta “encamı” sınavlar toplamı olan hayatlarımızın yeni bir aşamasıyla selamlaşıyoruz işte..
Yola çıkarken ilk elde aklımı kurcalayanlar bunlar. Sonrası yeni yazılara gerekçe olacaktır mutlaka. Dostlardan dileğim ise iletişimin elverdiği ölçüde bahçeye uğramalarıyla ilgili. Umudum ise akılların sürekli çatal kalmasında. Düzgün olan her şey can sıkıcıdır çünkü. Hadi derin bir nefes alalım ve ardından “siber aleme havale ettiğimiz siteler hariç” diyelim!
Hoşlukla.








08.02.2008
2286






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.