Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






Alabalık Üçlüsü


Tufan Erbarıştıran

Günümüz insanı yüksek teknoloji, çevre kirliliği, küreselleşme,medya ve çok uluslu şirketlerin arasında sıkışıp kalmıştır. Günlük yaşamın koşuşturması içinde kendine bir çıkış yolu aramaktadır. Gürültünün, trafik karmaşasının, arabesk müziğin yıpratıcı etkisini aşamamasının yarattığı bunalım onu istenmeyen sonlara hazırlamaktadır. Nitekim bu yolların bazıları uyuşturucu, terör, intihar, bunalım ile bitebilmektedir. Medyanın yönlendirmeleri ile bilinç kayması yaşayan birey, günlük yaşamını tüketim üzerine kurmaktadır artık. Yeni pazarlama teknikleri, sponsorlar ve reklam şirketleri kimin şöhret olacağına önceden karar vermektedir.
Ahmet Önel günlük yaşamın kendi özünden kaynaklanan karmaşıklığı, aşk ve sanatla harmanlayarak özgün bir bakışla buluşturuyor. Bireyi tanımak/anlamak isteyen bir anlayış bu. Bireyin, bu karmaşayı görebilmesi için biraz da yazgısının ötesine geçmeyi düşleyen arzunun dile gitirildiği bir yazarlık bu. Her gün yüzlerce buluşun söz konusu olduğu bir dünyayı tanımak için merveği önce "kendibenine" çeviriyor. Önel okurlara iyimser bir dünyanın kapılarını aralıyor, sanatın veaşkın gerekliliğini yadsımadan öykülerini yazıyor. Öyküleri bu açıdan çoğunlukla kurgu olarak kalıyor. Tesbit doğrudur kuşkusuz, ama teşhis ne kadar doğru, onu da birazdan göreceğiz.
Bireyin toplum içindeki yalnızlığını, bundan kaynaklanan bunalımlarını, tedirginlik ve çaresizliklerini metinler oluşturarak okura aktarmak bir yazarlık görevi kuşkusuz. Büyük kentlerde yaşayan bireylerin bilgisayarların başında ve cep tltfonlarına rağmen iletişim kuramama sorunları önemli ve dikkat edilmesi gereken bir olaydır. Önel, öykülerin genel kurgusunu aşk ve sanat üzerine oluşturmuş. Kimlik sorununu yeniden gündeme taşıyan bir yaklaşım bu.Önel öykülerin tamamına yakınında aksiyon öykücülüğünün başarılı örneklerini sunuyor.
Burada belirtmeden geçemeyeceğim bir öykü var ki, çok önemli. "Kitabın" adlı öykü bize hayli ilginç ve başarılı geldi. İtalyanların ünlü yazarı Calvino'nun "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu" adlı kitabını anımsatan bir teknik, ,içerik ve düzey bulduk. Metinde olması gereken boşluklar, dolayısıyla okurun tamamlaması beklenen bölümler ustaca yerleştirilmiş.Yazının, harflerin büyülü dünyasını bir gökkuşağı renkliliği içinde (felsefe dahil) her şeyi sorgulayan eşsiz güzelliklerini buluyorsunuz satırlarda. Kitap isimlerinden yola çıkarak kurgulanan ve düşünsel derinliği olan bu metinde adın/sanatın/ tutkunun/bilinmeyenin karmaşık girdabında aydınlık yeni yollar aranıyor. Tıpkı Calvino'da olduğu gibi öyküler görünmez iplerle birbirlerine tutturulmuştur. Öykü alarının sorguladığı/yeniden yarattığı, değer kattığı bu metinde okurun ve yazarın birlikteliği öyküyü yeniden yazıyor sanki. Okuyalım: "Vitrinde sessizce alıcısını bekleyen ve içinde binlerce sözcük gizleyen kitabının beyaz kapağına bir ad yerleştirmeliydin... Aklına önce ne içerdiklerini bilmediğin, ancak zaman zaman söz edildikleri içinsenin de kulağına çalınmış olan kitap adları geldi.Sevimli, avcı adlardı bunlar.İnsanı, hemen sonrasında başlayan sonsuz sözcük ordusuyla tanışmaya da çağırıyorlardı. Yine de kitabın adı, ardına takılanları düş kırıklığına uğratmamalı ve onca sözcük sağanağına, onca mürekkep lekesine rağmen boş ve beyaz sayfalardan ibaret olmamalı..."

...............

Cumhuriyet Kitap / 653








05.02.2008
2411






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.