Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






Bir Kaçış Güzellemesi

BİR “KAÇIŞ” GÜZELLEMESİ!



Gariptir, dışarıdan gelenlerin buluştuğu fikirsel payda aidiyet ötesi bir konumla açıklanmalı belki de: Bir yere, bir mekana, bir insana ve mutlaka yeni bir yapılanma telaşının da ötesinde, kişinin benliğini kurallar ötesi ilan edebileceği o güzel özgürlüğe bayrak dikilen bir uzak mekan! Bireyin gönül odacıklarından birine saklanmış tuhaf ütopyasını ışıkla buluşturması, belki ütopyanın tarifiyle de çelişiyor sonuçta. İnsanın kendi rızasıyla kendi hayatı adına çıkardığı bir fetvayı takiben yaşadığı gönüllü sürgünlük, bir noktadan sonra sözde kalan bir tanıma dönüşüyor. Foça’da geride bıraktığım bir yılın hemen ertesinde söyleyebiliyorum bunu. Yenilgi duygusunu tatmış birinin ağzı yanmışlığıyla fısıldamıyorum üstelik. Yıkık değirmenler şahidim! Henüz karşılaşmadığım foklar ise duygumun ortağı olacak. Bu da şimdilik umudum olsun!

Edebiyattaki kaçışın, yerini bizatihi kaçışa terk ettiği noktada tersine giden bir şeyler çoktan başlamıştı aslında. Toplumsal küskünlüğün yeni coğrafyalara açılan kapısı, bireyin kendine yönelik keşifleri için de bir işaret olmalı. Yaşamın belli anlarında gerçekleşen kimi rastlantısal kesişmeler, günün birinde yerini kesinlik kazanmış tercihlere bırakıyor. İşte kubbede kalmaya aday hoş bir kaza!

Foça bütün bunları düşündüren bir mekansa şayet, cezalandırılmalı! Çünkü fazla bir yük yüklüyor insanın sırtına. Elli yıllık kısa tarihinizde bir türlü sözcüklerle buluşturamadığınız şu garip tanıma, aidiyet duygusuna güzellemeler yazabilecek noktaya geliveriyorsunuz. Yeni sığınma alanınız, sonuna kadar savunduğunuz - belki vicdanlara karşı- tanımsız bir adaya dönüşüyor; ne ki Robenson değilsiniz. Sizi her an için yeni bir Cuma’yla burun buruna getirebilecek sürpriz karşılaşmalara hazırlıklı olmalısınız öncelikle.

Ve Foça bütün bunları düşündürüyorsa elbette ödüllendirilmeli de diyeceğim ama, topraktan ya da sonradan Foçalılar bunu fazlasıyla yerine getirmişler sanki. Katılacağım o sonsuz – ömürle sınırlı mı demeli- ödül şöleninde Foça, bir mekanın ötesinde yer almayı bilmiş, gizli tarihi yalnızca iki bin yıllık bir mirası saklamıyor, derinliklerimizden bulup çıkardığımız o bize ait çivi yazılarını da yörenin parlak güneşinin aydınlığında sökmeye çalışıyoruz. Rastlantıların hoş tuzağından uzak bir buluşma bu; yüreklendiren bir yanı var; ödülü de bu yüzden hak ediyor.

Şimdilik Karataş söylencesine fazla kulak asmaktan yana değilim, çünkü böylesi bir sınavı yaşamak istemiyorum. Taşlarla yüzlerin yer değiştirdiği talihsiz bir serüvenle karşı karşıya kalırsam, bunu da kişisel tarihimin hayırlı vakası olarak yad etmeyeceğimi iyi biliyorum.

Foça ile ilgili olarak ilk yazdığım yazı bu belki. Aslında sürekli yazıyla uğraşan biri olarak, Foça’nın kolay yazdıran, açıkçası insanı çalışkan kılan havasından dem vurmazsam nankörlük etmiş olacağım. -Sonuçta kendinizi her an ve her anlamda ödüllendirmeniz mümkün bir de - Ne ki, Foça’yı konu alan bir yazı yazmak konusunda uzun zamandır ayak dirediğimin de farkındayım. Gerekçesinin, yazmanın yaşamaya çelme takacağıyla ilgili bir kör inançtan kaynaklandığını biliyorum. Sınavlar konusunda Karataş yalnız değil fark ettiğiniz gibi. Herkes kendi denek taşında farkı bir ayak sürümesi yaşıyor eninde sonunda.

Foça’yı eşsiz gün batımıyla, sürekli kendini ve izleyenini değiştiren deniziyle, balıkçılarıyla, kekik, mimoza ve eşsiz yasemin kokularının gölgesindeki akşam sohbetleriyle yazmanın da sırası gelecektir diye düşünüyorum; ama şu an, belki de hala yanlış bir düşe konuk olmanın korkusunu taşıyan bir yarı yabancı için bu ne kadar erken!

Balık adlarını kusursuz öğrendiğim gün aidiyet sınavında bir merhaleyi daha geride bıraktığımı düşüneceğim örneğin. Ancak işin güzel yanı Foça her daim eğlenceli ve işin içinden kolay çıkılmaz yeni sınavlarla dikilecek karşıma, biliyorum! Belki asıl olması gerekeni de budur, kim bilebilir! Şimdilerde çoktan geçmişte kalmış olmasına rağmen, sırası geldiğinde gerekliliğini her daim tartışmaya açtığımız nice sınavlardır ki, Foça’nın beş kapısına gelip dayandırdı her birimizi! Bundan ötesi, yaşamın yeni bir tarifini yapmakla ilgili olsun!

En güzelini gerçekleştirene , Akdeniz’in köpüğünden ilham almış bir kadeh rakı... ve elbette Foça kadar hakikisinden! 2003













05.02.2008
2392






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.