Anasayfa |    
Önel'den Merhaba |    
Biyografi |    
Kitapları |    
Oyunları |    
Yazıları |    
Çizimleri |    
Hakkında |    
Forum |    
İletişim |    






Kırmızı Başlıklı Tespit Böceği

KIRMIZI BAŞLIKLI TESPİT BÖCEĞİ




Kolaylıkla zenginleştirebildiğimiz, kendimize göre yeniden biçimlendirebildiğimiz popüler masal hangisidir? Kırmızı Şapkalı Kız, doğru bildiniz! Öncelikle bir cazibe barındırıyor; evet, yalnızca anlatıcı olmakla yetinmeyin, masal kahramanlarından birinin rolünü de üstlenmek için özel bir çağrı mı bekliyorsunuz yoksa? Rol seçiminde sonuna kadar özgürsüzünüz ama kulağınıza fısıldayıverelim; seçim meselesinin işin içine karıştığı her durumda olduğu gibi, burada da aklı ve sağduyuyu göreve çağırmakta yarar var. Olası gelişmeleri yalnızca sıradan ve masum bir masal vakası olarak değerlendirirseniz masalın sonunu bile bulmamışken hapı yutabilirsiniz!
İyisi mi, sakin olup yol almaya çalışalım. Kurt olmak kolay, Kırmızı Şapkalı Kız olmak eğlenceli , (ayrıca çekici) Büyük Anne olmak şakrak ve dayanılmaz, Avcı olmak ise belirleyici ve gizlidir. Avcı, tüm avcılar gibi saklanabilmelidir çünkü. Masalın sonuna kadar başka mekanlarda zaman geçirir, dolanır durur; ancak sırası geldiği an o gürültücü potinleriyle Büyük Annenin kapısına dayanmayı asla geciktirmez. Masalı merakla dinleyen bir masum kişi olarak onun varlığını hisseder ama mevcudiyetini fark etmeyiz. Bir terzi becerikliliğiyle Kurt’un karnını diktiği sahne ise doğanın insan eliyle yeniden biçimlendirilmesinin çarpıcı bir örneğidir. Evet, şayet anlatıcı tarafındaysanız, masalı nakleden kişi olarak coştukça coşabilirsiniz artık. Tarlaları ovaları dilediğinizce bölümleme ve renklerden renk seçip boyama hakkına sonuna kadar sahipsinizdir . Masalın görünmeyen avcılarından biri de Van Gogh olmalı. Onun masaldan talep edeceği ilk rolün avcı olacağını tahmin edememek, renklerin diliyle yeni bir anlatımın peşine düşmüş sanatçının işlevinden habersiz olmakla eşdeğerdedir!
Boyu yüz altı santime ulaşmamış nice çocuğun bayılarak dinlediği bu masal, boyu iki yüz santime hayli yaklaşmış yetişkinlere de çekici gelir aslında. Ne ki büyükler, söz konusu masalı bilinçlerini devre dışı bırakarak dinlemeyi yeğlerler. Ama dinlerler! Üstelik bir güzel de sindirirler. Yaşam Kırmızı Şapkalı Kız’la Kurt’un keyfince dolanıp durduğu kocaman bir ormandır belki de. Kent ise bu ormanın okul görmüşü, kostüm giymişidir. Yetişkinler, yani babalar mı? Onlar işin başında fazla istekli davranmasalar da, şu acınası Kurt’un rolünü çoktan üstlenmiş, dahası bir güzel ezber yapmışlardır! Bu oyun/masalda Büyük Anne olmak gerçek bir şanstır aslında. Beline önlüğü bağlayıp yatağa uzanmayı seçen oyuncu, görevini biraz doğaçlamayla buluştursa da iyi kötü tamamlar; zaten bütün rolü uyku ile uyanıklık arasındaki yolculuğa eşlik eden tuhaf bir horultudan ibarettir! Hayatın kendisine yakın bir durumdur bu. Siz homurdanmayı sürdürün, birileri bu garip uğultuyu yorumlamayı mutlaka becerecektir.
Bir masaldaki gizli göndermeleri bir biçimde açık etmekten yanaysanız parantezlerden yararlanmanız önerilir. _ Evet, anlatırken bile _ Yine de akıldan çıkarmamakta yarar var, yaşı yedi olmuş yetmiş olmuş hiç fark etmez, dinleyiciler şu parantez açma meraklısı anlatıcılara her daim alaycı bir gülümseme eşliğinde kulak vereceklerdir. Nedeni basit; pek çoğu bir masalın sınırlarını hayli aşan gereksiz açıklamalardır bunlar! İnandırıcı olmayı artırmak için girişilen şu yersiz gayretkeşlik neye hizmet eder ki sonuçta? Yemek yemek için acıkmanın , giyinmek için ise üşümenin şart olduğunu ek bilgi olarak metne yamayan parantez aslında masalın büyüsünü bozmaktan, ışıltılı atmosferini sise boğmaktan başka hiçbir işe yaramaz.

Bütün bunların ötesinde büyükler şu Malum Şapkalı Kız’a neden bu kadar yakın durduklarını derinden derine düşüne dursunlar, küçükler çığlıklar eşliğinde örme sepeti çoktan kollarına takmışlardır bile. Hadi hep birlikte ötedeki patikaya!
Kırmızı Şapkalı Kız, kanımca bir tür tespit böceğidir. Yaşamın kıyasıya farkında olan bu olağanüstü yaratık, o müthiş oyunculuk yeteneğiyle asıl donanımlarını biz çaresiz hayranlarından ustalıkla saklar; bundandır ki, masalı kendine göre bir kez daha allayıp pullayarak yenileyen açıkgöz anlatıcı, bu gayretiyle kendisi için hazırlanmış tuzağı daha bir derinleştirdiğini hiç fark etmez.
Peki neyi tespit eder Kırmızı Şapkalı Bacaksız? Masal dünyasında çocukları avutmak için sıklıkla ve sanki olmuşçasına nakledilen cümle olayların aslında birer uydurma olduğunu tespit eder öncelikle. Bizim gibi kuşkucular için uzak bir tespittir bu , dahası tersini düşünmekle birlikte işin içinden sıyrılmak ve asıl doğruyu haykırmak için bir türlü harekete geçemeyiz! Belki de elde münhal parantez kalmamıştır, kim bilir!
Başka neyi tespit eder Kırmızı Şapkalı Kız? Örneğin şu ensesi kalın diğer kahramanın, kendisinden beklenilen davranışı gösteremeyeceğini sanki daha işin başında belirlemiştir. Rahat ve korkusuz davranması da bu yüzdendir. Sonuçta o da bu senaryodan payına düşeni kapmış ve rolünü eksiksiz yerine getirme çabasını başlatmıştır. Masum küçüğün bu denli rahat olmasının gizli bir irkilticilikle yer değiştirmesi hoşumuza gidiyor olmalı. Temiz ve cici giysilerin altına gizlenen potansiyel tehlike henüz ortadan kalkmadı , bunu biliyoruz ama; hayata bir kez daha şükran duygularımızı yineleyeceğimiz her günün sabahında sokağa bakımlı ve öncekileri yinelemeyen bir kimlikle adım atma gayretimizi inkar edebilir miyiz? Kırmızı Şapkalı’nın bir becerisi de bu erken bilgeliği pelerinin içinde saklayabilme becerisiyle ilgili. Bu gerçek bir sanat, dahası politika. Bu sırada kendimizi görmeye çalışalım bir de: Bu gün ne kadar şıksın! Sahi mi? Evet, ahmaklığı kendi vitrinine taşıyacak cesareti nereden bulduğuna hiç aklım ermiyor üstat!_ Sonuç olarak, günahsız kızımız korkusunu, varsa tedirginliğini çocuksuluğun cahilliği ve yetişkinliğin cüretiyle bir güzel harmanlamıştır. Sıra Kurt’a yaman mı yaman bir oyun oynamaya çoktan gelmiştir. Kurt’un ise bu kapışmada, karnında gezdireceği çakıl taşlarından başka yitireceği bir şey olmayacaktır! Zavallı Kurt şangırtılar eşliğinde olay mahallinden uzaklaşırken biz faniler için için seviniriz. Bu konuda çocuklarımızdan daha gürültücü olduğumuz bile söylenebilir. Çünkü sıra kurtluğumuza bir ortak bulmuş olmanın, dahası bütün felaketleri onun başına yığabilmenin keyfini çıkarmaya gelmiştir. Küçük Kız kurtulmuş, Büyük Anne doğal ürünlerle zenginleştirilmiş sandviçlerine kavuşmuştur . Düzende dirlik yeniden egemen kılınmıştır.
Kaybeden ise masumiyettir!

Tespitle ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Geldiğimiz nokta, masalın gidişatını dilediğimizce değiştirme hakkı veriyor bize. Biz anlatıcılara, yani! Bu da ek tespitimiz.
Dışarıda yaprak kımıldamıyor. Belki de her şey güllük gülistanlık ama bazıları ısrarla bir şeylerin yolunda gitmediğini söylemeye devam ediyor. Kulaklarımızda ise yalnızca çakıl taşlarının çıkardığı gürültüye benzer bir seda kalıyor ve insanoğlu bu yan etkiden kurtulmak için yepyeni bir masala gereksinim duyuyor.
Bu da sizin tespitiniz olsun!













































30.01.2008
2491






Geri Dön   Yukarı Çık







© 2007 Her hakkı saklıdır.